Advert

Taşların izinde Likya

Fethiye'den yola çıkıp Ölüdeniz'i, Faralya'yı, ve su kuyularını geçerek Pınara Antik Kenti’nden maceraya başladık… Likya’nın gizemli şehirlerinin enerjisi insanı adeta büyülüyor.

Taşların izinde Likya

Büşra EKİM

"Likya yolunda yürümek demek, aslında taşların izini sürmek demek... Taşların izinde tarihe ulaşmak demek..." diyerek bitirmiştim Likya yazımı. Şimdi ise Likya yolu üzerinde gördüğüm antik kentlerden bahsetmek istiyorum. Tekrar belirtmek isterim ki ben bütün bir yolu yürümedim. Üç günlük bir gezide, yarı yayan yarı arabayla dolaştım. Önceliğim, her şehirde olduğu gibi burada da antik kentlerdi. Fethiye'den yola çıkıp Ölüdeniz'i, Faralya'yı, Dodurga G Mahallesi’ni, su kuyularını ve alafları geçip Minare mahallesindeki Pınara Antik Kenti’nden maceraya başladık. Her yeni antik kent bambaşka bir heyecan demek benim için. Tarihin bambaşka bir sayfasını daha aralamak demek… 

PINARA ANTİK KENTİ / Minare Mahallesi, Fethiye
Burayı, Xanthos kentinden bir grubun kurduğu biliniyor. Likya Birliği’nin üç oya sahip altı kentinden biri Pınara. Yani söz sahibi bir kentmiş tarihte. Karşımda antik tiyatro, karlı Toroslara sırtını vermiş. Elimde bir demet keçi çobanının hediyesi papatya, bir demet yeni topladığım kekik ve karşımda heybetine karları şapka yapmış Toroslar... Her yer yemyeşil, ovalar bereketli, gök aydınlık. İnsanların, tarih boyunca neden buralarda yaşamak istedikleri belli. 
Karşı dağlara bakınca, yalçın kayalarda kartal yuvası gibi yüzlerce düzgün oyukları görüyoruz. Mezar oldukları bilinse de gıda saklama yerleri olabilecekleri de söyleniyor. 
Tiyatronun etrafında keçiler otluyor, kısmen yaşayan şehir aslında burası. Yaşam hala sürüyor. Keçi melemeleri, tarihte burada sahnelenen oyunların taşlara saklanmış seslerine çarpıyor... 

Boğa Başlı Mezar
Bir güç sembolü olarak Boğa Başlı Mezar, bana göre buranın en dikkat çekici bölümüydü. Pınara, yuvarlak bir tepede kuruludur ve Likya dilinde Pınara ismi yuvarlak anlamına geliyor. 
Pınara ayrıca  Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunuyor. 

XANTHOS / Kınık Mahallesi, Fethiye
Toroslardan, Kelebek ve Kızılca Dağları’ndan aka aka gelen Ören çayı ile Akdağ'dan, Saklıkent'ten gelen çaylar birleşmiş adeta nehir olmuş, bu suyun üzerinden geçtik. Bir tepede, Oğuzların bir boyu olan Kınık'ın adını alan Kınık Mahallesi’nde Xanthos Antik Kenti’ne geldik. Likya'nın dini ve idari merkezindeyiz. Kent 2.500 yıl önce kurulmuş. Buradaki anıtlarda gökyüzüne melekler aracılığıyla gönderilen insanlar resmedilmiş. Tıpkı Türklerin Gök Tanrı inancında olduğu gibi. İyi insanların gökyüzüne gittiğine inanıldığı gibi… “Uçmağa varmak” ifadesinin çıkış noktası da budur. Kaynaklara bakıldığında Pers ordularına karşı kahramanca savaşan Xanthoslular, çaresiz kalınca kendi ailelerini öldürüp, evlerini yakıp intihar ediyorlar ve böylece yok olup gidiyorlar. Eşen Çayı kıyısında dram dolu bir hikâye yani... M.Ö 8. yy'a kadar uzanan. Burada insanların dikme anıt mezarlara gömülmeleri dikkat çekici özelliklerinden. Ayrıca taş kaplamalarıyla Anadolu'nun en iyi ele geçen caddelerinden birisi burada. 
Xanthos Antik Kenti, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. 

LETOON / Kumluova Mahallesi, Fethiye
Bir kısmı dağlardan çaylarla gelen alüvyonlu topraklarda, ihracata da verilen domateslerin yetiştiği, ova köyü Kumluova'ya geçiyoruz. M.Ö 7. yy'da kurulduğu tahmin edilen Letoon Antik Kenti’ndeyiz. Yani antik çağda Likya'nın dini merkezinde... Artemis ve Apollo’nun annesi Leto’ya adanmış olan en büyük tapınak, batıda bulunan ve Peripteros tarzında yapılmış Leto Tapınağı buradadır. Letoon, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.

PATARA / Gelemiş Mahallesi, Kaş
Likya'nın en önemli ve en eski yerleşimlerinden birindeyim. Patara'da… Patara, Likya'nın başkenti olarak görülür. Önemli bir kehanet merkezi, Anadolu'dan Roma'ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklandığı bir limandır. "Noel Baba" diye anılan Saint Nicholaos Pataralıdır. Hz. İsa'nın havarilerinden Saint Paul, Roma'ya gitmek için Patara'dan gemiye binmiştir ve Patara, Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuştur.
Antik Patara Kenti'ndeki dünyanın ilk demokratik meclis binasının burada olması, kentin önemini artırıyor. Girişte üçgözlü Zafer Takı, sular altında kalmış üç nefli Liman Kilisesi ve Hurmalık Hamamı’nın kalıntıları vardır. Kentin tiyatrosu ise bir yamaçta kurulmuş olup tahmini 10.000 kişiliktir. 
Bu gezimde bilhassa Xanthos'ta çocuklarla karşılaştım. Hemen hemen bütün kenti birlikte gezdik. Çok hoşuma gitti, adeta mest oldum çocuklarla antik kent gezmekten. Sohbet ede ede tiyatronun her basamağına ayağımız değdi neredeyse. Her detayı fotoğraflamaya çalışmam, çocuklardan birinin dikkatini çekmiş olacak ki arkadaşlarına söylerken duydum ve tarifsiz bir gülümseme kapladı yüzümü;
"Vay canına taşlara mı aşık olmuş?"
 

Delik Kemer
Patara antik şehrinin suları 20 km uzaktan şehre getirilmiş ve bu yol üzerinde Delik Kemer adlı anıtsal bir mühendislik çalışması bulunuyor. Yükseklik korkumla sınandığım, su kemeri yürüyüşünün tesellisi; güneye bakınca mavinin her tonundaki deniz, yeşilin her tonundaki orman oldu. 
Likya yolu uçurumlarla imtihandır biraz da...  Heyecan, macera, hüzün, hoş bir yorgunluk ve uçurumlu manzaraların ardından ver elini Antalya Kaş'a bağlı, güneye bakan yamaca serpilmiş... Denizi gören evleriyle Kalkan, yani buradaki evimiz... 
(...)
Bir arkadaşım, "senin olayın insan ve anlam demişti" bana. Ben, Anadolu'yu ve insanındaki anlamı aramaya çıktım yola. Gezilecek çok yer, dinlenecek çok hikâye var. 
Yüklü deve dinlenmez. Çam üstünde kozalak, biz gidelim gezelek gezelek... 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500