Advert

Reisin hep yanındayız

Mustafa Sarkı: "Dünya ülkeleri arasında menfaate dayalı ilişkiler rağmen doğruları söyleyen, emperyalistlerin baskılarına boyun eğmeyen bir liderimiz var. O nedenle gerek duygusal gerek fiiliyat anlamında Sayın Cumhurbaşkanımızın, Reisimizin, her zaman yanındayız!"

Reisin hep yanındayız

Özkan YILDIRIM/Gökhan GÜNDOĞDU

Sivil Toplum Kuruluşları arasında etkin bir kimliğe sahip olan Diyanet-Sen’in 1 Nolu Şube Başkanı Mustafa Sarkı ile gündemi değerlendirdiğimiz güzel, detaylı bir röportaj gerçekleştirdik.

   Sayın Başkanım, öncelikle bizleri konuk ettiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum. Ülkemizde her zaman olduğu gibi gündem yine çok yoğun. Öncelikle İdlip’de yaşanan gelişmeler ve neticesinde yapılan ateşkes sonrasında  Rusya ile yapılan görüşmelerle ilgili neler söylemek istersiniz?

Maalesef üzülerek son gelişmeleri yakından  takip ediyoruz, günümüz dünyasında maalesef ülkeler arası ilişkiler sadece menfaat ve çıkar ilişkilerine bağlı olduğunu görmek bizi oldukça üzmektedir. Uzun zamandır Rusya ile  ticari ilişkiler olsun daha birçok konuda olsun çok iyi ilişkilerimiz olmasına rağmen sadece son yaşanan İdlib  konusunda bile bize karşı tavır alındığını, yanlış davranıldığını görmekteyim. Sayın  Cumhurbaşkanımızın, Reisin  her zaman yanında olduğumuzu  her zaman söyledik, söylüyoruz. Ayrıca  reisimizin  yapmış olduğu bütün konuşmalara  duygusal olarak da  katıldığımı söylemek istiyorum ama uluslararası ilişkilerde vefa duygularının, dostlukların olmadığını bir kez daha görmüş olduk.

ŞEHİTLER TEPESİ HİÇ BİR ZAMAN BOŞ KALMAYACAK..

Demek oluyor ki ; Aslında uluslararası düzen baz alınıp  düşünüldüğünde kişilerin değil, kurumların değil, ülkelerin bile böyle dostlukları yoktur. Neyi vardır? Ticari ilişkileri vardır, menfaate dayalı ilişkileri vardır... Bu anlamda özellikle Suriye’de İdlib düzeyinde düşündüğümüzde maalesef şehitlerimizin  olduğunu görüyoruz. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum... Bunun  böyle bilinmesi lazımdır ki; Şehitler Tepesi hiçbir zaman boş kalmayacaktır. Şehitler Tepesi boş kaldığı zaman maalesef ve maalesef bizim vatana dair olan duygularımız zayıflamış oluyor. Bedir Savaşı'ndan itibaren kıyamete kadar Şehitler Tepesi boş kalmayacak zaten bizi diğer toplumlardan ayıran en önemli özelliklerden  birisi yaşadığımız topraklar için özgürce yaşamak istediğimiz için, zulme karşı durmak için ,mazlumun yanında yer almak için ,Allah'ın rızasını kazanmak için, gerekirse canını feda edebilecek bir topluluk olmamızdır. Bunu bugün kendimiz için yapıyoruz, sınırlarımızı korumak için yapıyoruz, Suriye'deki mazlum çocuklar, kadınlar, yaşlılar için yapıyoruz, biz bir zamanlar oraların hamisiydik yine oraların hamisiyiz, bizim onlarla birlikte her ne kadar görüntüde fiziki birliğimiz olmasa da gönül birliğimiz vardır. Bu nedenle Türkiye hiçbir zaman mazlum durumda olan dünyanın neresinde olursa olsun hangi ırktan, hangi dinden, olursa olsun hiç kimseyi yalnız bırakmamıştır ve hep onları hep savuna gelmiştir bundan sonra da böyle  olacaktır…

KAPILAR AÇILDI REZALETİ ORTADA

Bir diğer dikkat çeken husus; Amerika'ya bakıyoruz, Rusya'ya bakıyoruz, bunlar demek ki birbirleri ile anlaşabiliyorlar. Mülteci konusunda Avrupa Birliği'nin hiçbir şey yapmadığını görüyoruz, bize o kadar söz verildi verilen sözlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Şurada kapılar açıldı kapıların açılması ile Yunanistan'da yaşanan zulmü, rezilliği, rezaleti hep birlikte gördük, görüyoruz. Dünya buna şahit ama Avrupa Birliği'nden  ses yok. Bu nasıl demokrasi bu nasıl insan hakları…. Bu nasıl bir Avrupa Birliği….

ATEŞKES KALICI OLMALI

Bize  “sizin ne işiniz var  Suriye'de” diye soruyorlar. Bizim işimiz Suriye'de olmasaydı bugün çok açık söylüyorum. Doğu'da yaşamış  bir insan olarak, yıllarımı orada geçirmiş bir insan olarak bugün Diyarbakır’ıydı ,Van’ıydı, Bitlis’iydi, Şanlıurfa’sıydı bütün bölgelerde PKK'nın çok büyük hakimiyeti olacaktı. Biz   sınırlarımızı nasıl güvenlik altına aldık. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve en son Barış Kalkanı harekatları olmasaydı, biz gelecek mültecilerin önüne nasıl geçecektik. Bunların içerisinde bir çok karışık insanın da aynı zamanda ülkeye sızabileceğini  unutmamamız lazım yurtiçine  girmeleri durumunda bir çok eylem de   yapabileceklerdi, bunlar zamanında çok oldu. Bu tür terör olaylarının  önlenmesi için oradalar.. En son yapılmış olan ateşkesinde mutlaka kalıcı olarak devam etmesi gerektiğini belirtmek istiyorum, bilindiği üzere bundan önce birçok kereler yapılmış olan bu tür ateşkesler sonrasında yine malum tarafın yapmış olduğu tavır, tutum ve saldırılar nedeniyle çatışmalar tekrardan başlamıştı.

TAM BİR MUAMMA

coronavirüs

Başkanım  gündeme dair konuşuyoruz. Coronavirüs son zamanlarda çok gündemi oluşturuyor Türkiye’de olduğu gibi dünya genelinde de.Coronavirüs’e  bakışınız nasıl? Bu konuda neler söylemek istersiniz?


Coronavirüs gerçekten de dünya gündeminde önemli bir yer tutmakta.  Aslında bu Corona virüsün üretilen, kimyasal anlamda üretilen bir  virüs olduğu söylentilerini de duyuyoruz. Bu konuda bir çok kişide olduğu gibi benim de kafamda soru işaretleri var. Ekonomileri olumsüz anlamda etkilemek için Çin’i  İran'ı  etkilemek için böyle bir saldırımı oldu diye düşünmeden edemiyorum. Bu tür tehlikelerden, hastalıklardan ,virüslerden Allah insanlarımızı korusun.

  Peki başkanım, Türkiye'nin en büyük Sivil Toplum Kuruluşu olan Memur-Sen Konfederasyonuna  bağlı Diyanet-Sen olarak çalışanlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz? Ne gibi mesajlar vermek isterseniz?

Memur-Sen konfederasyonuna bağlı Diyanet-Sen olarak biz çalışanlarımızın yanında, refah payından en adil bir şekilde faydalanılması üzerine herkesin eşit bir şekilde payını alabilecek şekilde adaletli bir gelir dağılımı olacak şekilde tavrımızı devam ettiriyoruz. Yetkili sendika olarak çalışanlarımızın sosyal, ekonomik ve aynı zamanda çalışma şartları göz önünde bulunacak şekilde iyileştirmelerinin yapılması ile ilgili gerekli görüşmeleri  her zaman yaptık, yapıyoruz. Memur-Sen Konfederasyonu yetkili olduğu için hükümet ile beraber oturuyor memurlar ile ilgili bu anlaşmalar masaya yatırılıp memurların durumları görüşülüyor.

SİZ ÜYE DEĞİLSENİZ  “BİZ BİR EKSİĞİZ”..

Biz ayrıca Diyanet-Sen olarak da yılda iki kez olmak üzere kamu kurum idari kurul toplantısı Diyanet-Sen genel merkezimiz ve Diyanet İşleri başkanlığımızdan  bir başkan yardımcısı refakatinde, kurumsal problemler varsa onları görüşüyor ve belli bir takvime bağlayarak bunların halledilmesi ile ilgili düzenlemeler yapıyoruz. Bir de bunun yanında özellikle memurlarımızın eğitim düzeyini arttırma maksadıyla girişimlerimiz var. Zaten Diyanet-Sen'in kazanımları çok fazla, 2003'ten itibaren aşağı-yukarı 18 yıldır tek yetkili sendika, Diyanet-Sen idare ile hükümetle, siyasilerle hep görüşen bu anlamda memurlarımızın, Diyanet'te çalışan değerli hocalarımızın, meslektaşlarımızın problemlerini bu görüşmeler neticesinde belirli bir takvime bağlayan sendika bizim sendikamızdır. Elbette bizim sendikamızın karşısında bizi eleştirecek bize muhalif sendikalarda olacak bu eşyanın tabiatına aykırı olur zaten olmazsa. Biz sendikacılığı “Erdemliler Hareketi” olarak yapıyoruz. Ben  muhaliflerimi  hiçbir zaman çok özür dilerim belden aşağı vuracak şekilde açıklama yapmadım ve bundan sonra yapmayacağımı da söyleyerek ilkesel bir tavır içine giriyorum. Beni tanıyanlar benim  böyle bir şey yapmayacağımı görür ve bilirler. Bizim  Bursa’da  zaten bütün müftülüklerimizle diyalogumuz devam etmekte. Şu anda Bursa'da 2200’in üzerinde üye sayımız var en büyük sendika biziz, bizi takip eden en yakın sendikanın zannedersem 350-400 üyesi vardır onun dışında biz kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz, teşkilat çalışmalarını yapıyoruz, ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz, temsilci   ziyaretlerimizi ,kurumsal ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizin sorunları ile bu anlamda ilgilenmeye çalışıyoruz, yeri geldiğinde kurumumuzla ilgili kurumsal çalışmalarımızla ilgili basın açıklamalarımızı da  yapıyoruz. Üyelerimizin menfaatine olacak şekilde imza atmaya çalışıyoruz. Elbette ki yaptığımız bütün işlerden dolayı “herkes %100 biz bu  işten memnunuz da diyemez”. Yani eksikliğimiz de olacaktır bazen, ki bunu da çok doğal  karşılıyoruz. Basiretli, erdemli aynı zamanda feraset sahibi bir topluluk olarak Memur –Sen'i ben kesinlikle böyle değerlendiriyorum, bu toplum içerisindeki bütün arkadaşlarımızın bütün meslektaşlarımızın derdi bizim derdimizdir. Şöyle bir anlayış vardır, Ben de bunu hep  devam ettiririm “siz bana üye değilseniz ben bir eksiğim” ben bunu her zaman söylerim. Sizlerin gönlünü kazanmak için elimizden geleni  yapmaya çalışıyoruz ama illa da bana üye olacaksınız diye bir kayıt da yok, zorlama da yok. Sizin  demokratik tercihiniz bu.

 TEK YUMRUĞUZ

Elbette tabii ki buraya üye olursanız çok memnun oluruz, daha güçlü oluruz sayısal yeterlilik olmazsa biliyorsunuz, bu tür sivil toplum kuruluşlarında, sayısal çoğunluk çok önemli ,çok olursanız kurumlara karşı, siyasetçilere karşı ,siyasilere karşı, yanlış yapan kişilere karşı daha güçlü oluruz ama bütün bunların yanı sıra yekvücut olmayı da bilen bir Erdemliler topluluğu olarak yeri geldiğinde yekvücut olmayı biliriz, ülkemiz için ,vatanımız için ,milletimiz için, dinimiz için ,bayrağımız için ve nihayetinde insanımız için ve mazlumlar için hep tek yumruk halinde yek vücuduz, Allah'ın izniyle, bu vesile ile sorduğunuz sorular dolayısıyla size de  teşekkür etmek istiyorum. Son olarak Bütün Müslüman kardeşlerime sağlık, sıhhat, afiyetler  diliyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500