Advert

Özendirici tedbir ve teşvik şart!

'Dağ'lardan göçün engellemesi için Merkezi hükümetin, Tarım Bakanlığı'nın, Büyükşehir'in, ilçe belediyesinin kırsal kalkındırma anlamında projeler üretmesi gerektiğini ve bunlarında özendirici ve teşvik edici nitelikte olması gerektiğini söyleyen Orhaneli Ziraat Odası Başkanı Nafiz Kaya, "Yöremizin göçü anca böyle engellenir" dedi.

Özendirici tedbir ve teşvik şart!
Özkan YILDIRIM
Orhaneli Ziraat Odası Başkanı Nafiz Kaya ile birçok konuyu detaylı bir şekilde ele almış olduğumuz güzel, kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.
 
•      Başkanım, öncelikle sizi tanıyarak röportajımıza  başlayalım isterseniz, sonrasında yavaş yavaş diğer konulara da geçeceğiz.
 
Adım, Nafiz Kaya, 1972 Orhaneli Girencik doğumluyum. Eğitimimi Orhaneli'de tamamladım. 1995 senesinde ticarete atıldık esnaf olarak, çiftçilik faaliyetlerimiz ile birlikte bugüne kadar bu  şekilde devam etti. 2007 senesinde  Orhaneli Ziraat Odası Başkanlığına seçildim, 2 sene sonra 2009 yılında  MHP’den İl Genel Meclisi üyesi seçildim, takip eden seçimde 2014 yılında MHP'den Orhaneli Belediye Başkan adayıydım orada da çok az bir farkla seçimi kaybettik. 2019 seçimlerine geldiğimizde  yine adaydım ama Cumhur ittifakı olduğundan AK Parti'nin adayı burada aday gösterildi. Neticede bizde partimizin aldığı karar gereği Belediye Meclis üyeliğine seçildik. Bu arada  3  yıl kadar da Bursa Ziraat Odaları İ.K.K. Başkanlığı yaptım Bursa'da. Akabinde halen hem esnaf, hem çiftçi ,hem de diğer yandan Ziraat Odası Başkanlığı, Belediye meclis üyeliği vazifelerimiz devam ediyor zamanı ve yeri geldiğinde insanımızın sorunlarını ilçemiz ile ilgili sıkıntıları projeleri konusunda alanımızda ilçemizi temsil etmeye, ilçemizin sorunlarını gerekli yerlere aktarmaya devam ettik,  ediyoruz. Bundan da asla vazgeçmeyeceğiz.
 
•    Başkanım, görmüş olduğumuz kadarıyla Orhaneli olsun ,çevre ilçeler olsun göçle ilgili sıkıntılar var ,  siz bu bağlamda Ziraat Odası Başkanı olarak neler söylemek istersiniz?
 
BÜNYESİNDEN ÜÇ İLÇE ÇIKARDI..
Öncelikle şunu ifade etmek lazım. Orhaneli  geçmişte Bursa'nın en büyük ilçelerinden bir tanesiydi, geçmiş yıllarda 276 tane köye sahip, 3 tane nahiyesi olan bir ilçeydi Orhaneli. Tabii kendi bünyesinden de 3 tane ilçe çıkardı. Neticede bugünlere geldiğimizde özellikle 1980'lerden sonra göç hadisesi, yani kentleşme başladı. Bir miktar ilçe merkezine olsun, Bursa'ya olsun halihazırda bu göç devam etmekte. Bunun da sebepleri artık tarımsal gelirlerin insan hayatını idame ettirmeye yetersiz kalması. İnsanların artık SSK'lı, sigortalı olma isteği nedeniyle göç başladı. Benim yapmış olduğum araştırmada ortalama her seçim döneminde, yani her 5 yılda bir 4000 seçmen azalıyor burada. Genel itibarıyla öyle gözüküyor ki, artık genç nüfus da pek kalmadı. İlçemizde 2 tane büyük tesis var onlardan bir tanesi Termik Santral  diğeri de Kömür İşletmeleri bunun yanı sıra da madencilik faaliyetleri  mevcut. Fakat bu iki işletmenin de özelleştirilmesi nedeniyle sıkıntı yaşandı. Ortalama buralarda özelleştirme öncesi  3000  işçi çalışıyordu. Buraları özelleştirildikten sonra buradaki bizim insanımız 4-C / 4-B hikayesi oldu biliyorsunuz. Bunların çoğu ilçe dışında çalışıyor bir kısmı gelip gidiyor görünen o ki bunların da tamamı artık çalıştığı yere göç etmek zorunda kaldı. 
 
 
MAKUS TALİHİMİZ GÖÇ
Tabii nüfus yaşlandığı için göç azalıyor, nüfus yaşlanıyor genç insanlar kalmıyor göç miktarı da rakamsal olarak azalıyor yani sadece şu oluyor İl merkezine göç eden insanımız özellikle yaz aylarında bir kısmı tekrar köyüne, evine barkına  gelerek bir miktar butik de olsa arazilerini işliyor ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla bağ ,bahçe yapıyor. Bunlar da genel itibariyle kışlık ihtiyaçları için, ticari manada değil, sadece bir kısım var ama o da çok az bilhassa Bursa'ya yakın köylerde , bir şeyler üretip Bursa'da pazarlamaya çalışıyor bu yörenin ürünleri, Bursa'da çok tutulur. Tadıyla, lezzetiyle, coğrafi olarak kirlenmemiş olmasından dolayı üretilen ürünler tamamı ile organik sınıfında ürünler olduğundan bunlar çok güzel talep görüyor. Bu elbette ekonomik anlamda gelir getirici bir durum ama bu sonuçta çare değil, bunun geliştirilmesi, arttırılması lazım. Merkezi hükümetin, Tarım Bakanlığı'nın kırsal kalkındırması, Büyükşehir kırsal kalkındırması, ilçe belediyesi gibi kurum ve kuruluşların daha çok bunları bir proje haline getirerek bizim ilçemizde  beğenilen marka haline gelmiş bir takım ürünlerimiz var. Mesela bunlardan bir tanesi dağ çileği, yine burada yetiştirilen ahududu, mavi yemiş, yaban mersini, fasulye burada yetişen sebzeler, meyveler hakikaten  piyasa tarafından tutulan ürünlerin üretilmesi  gerekir. Bunların bir proje kapsamında genişletilmesi gerekir. Biraz önce bahsetmiş olduğum kuruluşların bir itici güç olması gerekir, hazırlanan projelere finansman sağlaması gerekir. Siz bunu yapmazsanız bunlar  yıl yıl yok olmaya yüz tutacak şeyler. Bunların  bu işlerin mutlaka belirli bir büyüklüğe ulaşması gerekiyor. Tanıtımının yapılması gerekiyor. Bursa'da bilirsiniz Büyükşehir'in kurduğu çok da burada göremediğimiz  Tarım A.Ş var bunların desteği olabilir diye düşünüyoruz biz bütün bunları gerek konunun uzmanları İlçe Tarım Müdürlüğü, buradaki kurum ve kuruluşlar  hepimiz bunları talep ediyoruz. Bunları talep etmeye hep  devam edeceğiz. Ama bizim bir ricamız var.
 
VAKİT GEÇ OLMADAN...
Vakit çok geç olmadan buradaki insanlar halen daha tarımın  içerisindeyken bu insanlara sahip çıkılması lazım. Gelin bu işletmeleri  biraz daha modernize edelim, topraklarımızı sulu tarıma açalım su ile buluşturalım. Çünkü su hayattır. İşte son 1-2 yıldır da ülkemizde genel bir kuraklık var. Geçmişte başlayan  gölet  projelerinin  tamamlanması gerekirken, hatta bunların üzerine mevcut yeni göletlerin  eklenmesi gerekirken, başlanmış olanlar da durdu. Bunların ivedilikle hallolması lazım. 
 
BİR KERE TARIMDAN ÇIKILDIYSA
Bir de şöyle bir hikaye var tarımdan çıkmışsa bir kişi tekrardan tarıma döndürmek çok zor, dünyada bu böyledir. Tarım dededen babaya, babadan da toruna geçer, bu iş böyle olmak zorunda. Önceki kuşak gelen kuşağa bilgi birikimlerini aktarması lazım. Bu silsile koptuğu zaman tekrardan bunu toparlamak çok zordur, tarımla uğraşmak çok zor bir iştir, yeni nesil bununla uğraşmak istemiyor. Daha kolay yaşamak istiyor, ne bileyim sanayide çalışıp çıkmak istiyor. Çünkü tarımda  tatiliniz yoktur, cumartesi, pazarınız yoktur, gün doğumu ve gün batımı vardır sadece. Çalışma saatiniz odur ,yeri gelir gecede çalışırsınız. Ki öyle de yapıyoruz. Zaten bu bakımdan vakit çok geçmeden, özellikle bu tarımsal projelerle ilgili kurum ve kuruluşların mutlaka ve mutlaka desteklenmesi lazım bu zamana kadar bu yeterli değildi ,yeterli olmadı. İlçemizde  birinci planda hayvancılık özellikle küçükbaş hayvancılık motordur. Bir taraftan da biz en lezzetli  eti üretiriz, burada bizim hayvanlarımız tabii olarak, dağlardaki tabii bitki örtüsü ile beslenir ve buranın çok zengin bir bitki örtüsü vardır. Buralarda otlayan hayvanların  eti piyasa tarafından çok tutulur çok lezzetli hayvanlarımız vardır.
 
Köylü pazarları keşke önceden olsaydı
Yeni yeni son zamanlarda güzel şeyler de yapılmaya başlandı. Bursa'da belediyeler, köylü pazarları açmaya başladı, mevcut pazar yerlerini belli günlerde köylü pazarlarına çeviriyorlar bu aslında yeni yeni başladı keşke bu çok öncesinde olsaydı. Bunlar  üreticiyi teşvik edici şeyler olarak görülüyor. Yani insanlar ürettiği ürünü rahatça gösterilen yerlerde pazarlama imkânına , aracısız hiçbir aracı girmeden tüketiciyle buluşturuyorlar. Tabi bu  pazarların daha da artırılması lazım. Aynı zamanda tanıtımının da iyi yapılması lazım gelir  diye düşünüyorum.
 
VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ..
Çok temiz bir doğaya sahibiz biz burada ama son 10 yıldır şöyle bir riskle karşı karşıyayız. Vahşi madencilik faaliyetlerinden dolayı artık bu yeşil bitki örtüsünde garip garip lekeler oluşmaya başladı. Bu göze batıyor, artık bunların disiplinli bir şekilde kontrol edilmesi ve denetlenmesi lazım. Mutlaka bu doğanın korunması , bu tabiatın korunması lazım. Buraları  gelecekte de bizlere lazım. Çünkü burada insanları Kırsal Turizm adı altında tabiatla buluştuğu ,streslerini   attığı  ,gezdikleri yerler olarak görmek istediğimizden  bu  faaliyetler için  mevcut tabi ve doğal  şartlara sahip çıkamazsak  bu uygun koşulları da kaybedebiliriz.Kırsal Turizm bu yöre için çok önemli . Bu konular göçün  engellenmesi adına da önemli konular. 
 
ALTIMIZDA ÜSTÜMÜZDE ZENGİN
Buralar da  yerin üstü zengin olduğu kadar yeraltı kaynakları bakımından da bu bölge çok zengin, krom madeninin keşfedildiği yerdir bu bölge yine  çok önemli kömür yataklarına sahip çok önemli altın rezervine de  sahip ayrıca. Henüz daha başlanmadı ama ileride başlayacaktır. Bu  zengin tabiatı, doğayı kirletmeden , lekelemeden  bu madencilik faaliyetlerinin yapılması gerekiyor.  Başta da dediğim gibi artık derin tabiatta lekeler oluşmaya başladı sonrasında bunların rehabilite edilmesi çok zor ve meşakkatli, o yüzden bu lekelerin yaraların daha oluşmadan önlemlerinin alınması lazım ve ben   bunda da yeterli bir çalışma olduğunu düşünmüyorum.
 
CAZİP HALE GETİRİLMELİ
Kırsalla kenti  birbirinden ayırmak lazım. Çünkü Kent yaşamı çok farklı bir şey kırsaldaki yaşantı çok farklı bir şey. Kırsalda yaşamak insanın geçimini genel itibariyle tarım, hayvancılık , bitkisel üretim bunlarla ilgili olan şeyler burada devletimizin özellikle kırsalda yaşayan kişilerin  sosyal güvenceleri ile ilgili  düzenleme yapması gerekiyor. Yani kırsaldaki kişi işte 1000 TL SSK ödüyorsa, kentteki de 1000 TL  ödüyor. Burada  kırsalda yaşamanın ne manası var, eğer sizin  ne bileyim tükettiğiniz enerji, su, doğalgaz da gelmek üzere hep eşitse kırsalda yaşamanın daha cazip bir hale  çevrilmesi lazım ki bu avantajlar sayesinde bu nüfusu burada tutalım bu bir.  İki , tekrardan  buraya  dönüş yapmayı düşünen insanlara da buraya gelmelerinin cazip bir tarafı olması lazım. Bununla ilgili sıkıntılardan bir tanesi de köy yerleşik alanları ile alakalı mesele, halen daha biz köy yerleşik alanını bir noktaya mahkum etmişiz. Yani biz yıllar önce yapılan köy yerleşik alanlarını genişletememişiz. Yani bu alanlarda arsa üretemiyoruz. Yani bu vatandaş buraya gelecek ama burada konut inşa edecek ,peki  nereye inşa edecek. Yani bu insanlara yer göstermiyorsunuz, burada öteden beri yerel yönetimlere çok iş düşüyor maalesef yapılamıyor Bu arada kırsalın ilçesinde İnşaat imalatının kolaylaşması lazım. Ben Osmangazi, Nilüfer değilim ki, burası kırsal. Orhaneli’deyim. Kırsalda inşaat imalatını daha yapılabilir hale getirilmesi kolaylaştırılması gerekir diye düşünüyorum ki insanların kolayca geriye dönmelerini sağlayabilelim. Burada  hatta inşaat maliyetleri merkeze göre daha pahalı o zaman ben niye burada inşaat yapayım, orada  ucuz maliyetler olmasına rağmen rantı daha fazla. Bu konularla ilgili mutlaka kolaylaştırmalar yapmak lazım. 
 
Avrupa ve biz 
Ziraat Odası ile Avrupa gezimizde bir termik santral ziyaretine gitmiştik etrafında olduğu gibi seracılık yapıyorlardı. Çok ilgimi çekmişti. Dönüşte 2007 ya da 2008 yıllarıydı buradaki termik santrale gittim müdür Bey'den rica ettik, santralin çalışması ile ilgili bilgi almak istedik, Tabii benim öğrenmek istediğim şey aslında santralin atık suyuydu. Yani atık su dediğim şey en son kullandığı soğutma kulesine verdiği su. Bu suyun kaç derece olduğunu  sordum müdür beye, " 350 derece" dedi. Müdüre bu sonuçta atık su,  kapalı devre bir sistemle,  arazinin ortasından dolaştırarak,  buralarda sera sistemleri kursak nasıl olur diye sordum, arkanda Enerji Bakanlığı var mı? diye sordu.  Kimse yok ben geldim buraya o 350 derecelik su da benim işimi görüyor bunu sonuçta üretime katmış  olacağız diye konuşmuştum. 40 yıldır bu santral burada çalışıyor ve bu santralden evet 40  yıl insanımız  ekmek yedi, katma değer yarattı tabii ki ama artı bir katma değerinden istifade edemedik her bakımdan, 1000 dönümde  burada seracılık yapabilseydik her şey çok farklı olabilirdi. Hemen 30 kilometre mesafede 2-2,5  milyon insan yaşıyor yani bu  insanların  ihtiyaçları var gıda vesaire taze olması ve gibi işte bunlarla sürekli uğraşıyoruz. Burada sürekli proje oluşturmaya çalışıyoruz, fikir geliştirmeye çalışıyoruz ama bir karşılık bulduğumuzu söyleyemem  ben inşallah ilerleyen süreçte daha da çok şeyler olur. 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500