Advert

O bir... 100’lük delikanlı

Yaklaşık 4 yıl önce (96 yaşında) tanıdığım Sabri Dede, bu yıl artık bir asrı geride bıraktı. Aslında tam 100’lük bir delikanlı! Çünkü yaşına rağmen hala tornada çalışıyor ve sondajcılıkla uğraşıyor.

O bir... 100’lük delikanlı

 

Küçükbalıklı Mahallesi’nde ikamet eden ve hayatı çalışmakla geçen 100 yaşındaki Sabri Dede nice olaylara tanıklık etmiş. Ancak onu hayata bağlayan hep çalışmak olmuş.  “Yetmez mi artık çalıştığınız” diye sorduğumda “Yetmez kızım. Sağlığım el verdikçe atölyeye girmeye devam edeceğim. Kısacası, bir 30 yıl daha çalışmayı düşünüyorum” diyor ve gülüyor… Bir yandan da görüyoruz ki telefonları hiç susmuyor. Dolayısıyla o da hemen hemen her gün iş yerini açmak zorunda kalıyor...

UZUN YAŞAMIN SIRLARI VERİYOR

“İnsanı insan yapan iştir” diyen Sabri Dede içtenlikle bize örnek amaçlı hem hayatından kesitler anlatıyor, hem de uzun yaşama sırlarını veriyor… Maşallah, diyelim ve de siz çok kıymetli agazete okurlarını bu çok özel İnsan’la, Sabri Dede’yle baş başa bırakalım. İşte sizin için gerçekleştirdiğimiz bu çok özel röportaj;

Gıdaya dikkat et Çok çalışın çokkk

 Sabri Dede, uzun ve de sağlıklı yaşamanın bir sırrı var mı. Varsa da nedir? Anlatır mısın lütfen…

Uzun yaşamak için öncelikle Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi bir tek şeye ihtiyacımız var. Çalışkan olmak ve çok çalışmak.. Sonra kötü alışkanlıklar edinmemek, doğal organik gıdalar yemek ve kafaya her şeyi çok fazla takmamak, her şeyi oluruna, zamana, bırakmak, sabretmek ve de özellikle de sigaradan uzak durmanız gerekiyor.

SİGARA GERÇEKTEN ÖLDÜRÜYOR

"Siz içmiyor lakin babanız veya anneniz sigara içiyorsa bile, bünyenizi devamlı kontrol altında tutmalı ve kollamalısınız. Sonra yediğinize, içtiğinize dikkat etmeli ve devamlı hareket etmelisiniz. Ömrüm boyunca tüm bu dikkat ettiklerim sağlık rehberim oldu, ancak sağlıklı olmamın bir sebebi de hakiki baldan ilaç yapıp yiyor olmam oldu…“

BU DÜNYADAN GÖÇÜP GİTTİLER

Örneğin ben 100 yaşındayım ama henüz emekli değilim. Emekli olmayı da hiç düşünmedim. Çok şükür sağlığım yerinde, işim var, müşterim var. O zaman neden emekli olayım ki?.. Gördüm ki emekli olan arkadaşlarım, emekli olduktan sonra çalışmadıkları için ya sağlıklarını kaybettiler yada bu Dünyadan göçüp gittiler.

BEN HEPSİNİN DEDESİYİM

1918 Bursa Küçükbalıklı doğumluyum. Ve bu yıl 100 yaşımı doldurdum.  Herkes beni Sabri Usta olarak bilir. Ancak ben, doğudan batıya, güneyden kuzeye kısacası Türkiye’nin her bir yanında bulunan özellikle de 15-25 yaş arası olan çocukların hepsini torunum bilirim. Bu yüzden de hepsinin dedesiyim.

SON NEFESİME KADAR

Başta insanları çok sevdiğimden, onlara sürekli yardımcı olmaya çalışıyorum. Özellikle de çocukların kötü alışkanlıklardan, hele hele sigaradan kurtulmaları için çaba sarf ediyorum. Çalışıyorum ve son nefesime kadar da bunu başarmak için can-ı gönülden uğraş vereceğimi biliyorum. Bugüne kadar bu böyle oldu, bundan sonra da şüphesiz böyle olacak.

HERKES UZUN YAŞASIN

İstiyorum ki herkes benim gibi sağlıklı ve uzun yaşasın. Kötü alışkanlıklar edinmesin ki, başta ailesine sonra da ülkesine faydalı olabilsin. Allah’ın bize bahşettiği bir ömür vardır, onu da en iyi ve hayırlı şekilde yaşamak bizim asıl vazifemizdir.

Dört yıl askerlik yaptım

Biraz kendimden bahsetmek istiyorum ki neden böyle dediğim daha iyi anlaşılabilsin. “1941 senesinde askere gittim ve tam dört yıl askerlik yaptım. 1945 yılında evime geri döndüğümde ise enteresan bir durumla karşılaştım. Ben annemin, askerliğimin bitmiş olmasına ve de eve dönmeme sevinmesini beklerken, bir baktım ki annem karşımda mahsuuun ve üzgüüün bir şekilde duruyor ve de döndüğüme hiç sevinmiyor… Önce şaşırdım sonra da doğal olarak kırıldım.

DAHA SONRA ANLADIM

Meğer olayın iç yüzü başkaymış, daha sonra anladım ki ben askerdeyken babam da vefat ettiğinden, annem ve kardeşlerim ciddi yokluk içine girmiş ve annem de bu kez üç yerine, benimle birlikte dört evladına ne yedireceği düşüncesi derdine girmiş...”

KENDİME GÜVENİYORDUM

Halbuki boş yere üzülüyordu annem. Çünkü beni bu diz boyu yokluk hiç korkutmadı. Çünkü gençtim, sağlıklıydım, köy çocuğuydum ve her şeyden önce çalışkandım. Herkes “dayımın, onun bunun yanında çalışırım ve bir şekilde kendimi kurtarırım” diye düşünürken, ben sadece kendime güveniyordum.

HERŞEY DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ OLDU

Kaldı ki onların aksine, askerlik dönemimde meslekler edinmiş, çekiç-zımba gibi şeylerle kendime takım dahi yapmış, kendi parasını çıkarabilecek duruma gelmiştim. En nihayetinde de her şey tam da düşündüğüm gibi gelişti.

AÇLIKTAN BİRBİRİNİ YEDİ

Ortalık işsizlik ve yokluktan kırılırken çok çalıştım, usanmadım... Hiç boşta kalmadım. Velhasıl 1960 senesine kadar öyle dönemler geçti ki millet deyim yerindeyse “açlıktan birbirini yedi”. Ta ki ne zaman rahmetli Adnan Menderes başbakan oldu, iş sahaları açıldı, işte o zaman çok güzel gelişmeler olmaya başladı.

1960 YILINDA HER ŞEY DEĞİŞTİ

Bilhassa kızım, 1960 yılından sonra her şey değişti ve de gelişti. Beş çocuk babası oldum, ancak hiçbir zaman onları ‘nasıl ve hangi şekilde doyuracağım’ derdine düşmedim. Çünkü hep çalışkanlığıma güvendim. Ve şükürler olsun Rabbim’e, onca yokluk varken sadece çalıştığım için biz hiç yokluk ve kıtlık çekmedik.

KENAN EVREN PAŞA  ASKERDE ÜSTEĞMENİMDİ

İkinci Dünya Savaşı’nın yokluklarını ve kıtlıklarının bir kısmını askerdeyken, bir kısmını da askerden döndükten sonra yaşadım. 15-16 yaşlarındayken Atatürk’ün ölümünü sirenlerle duymuş oldum. 40-44 ikinci dünya savaşını biliyorum. Kenan Evren Paşa, bizim üsteğmenimizdi.

EN İYİ BİLENLERDENİM

Açlık ve işsizlik yıllarını en iyi bilenlerdenim. Bundandır ki Cumartesi-Pazar tatili bilmem, kahve yaşantım yok. Hayatımda ne sigara ağzıma koydum, ne de sigara içilen yerlerde bulundum.  Fakat ben kimseye geçmişimi anlatıp, sıkmak da istemedim. Geçmiş geçmişte kalmıştır. Benim meselem bu değil. Benim asıl meselem bahsettiğim 15-25 yaş arası olan, 'torunlarım, tosunlarım, civanlarım' diye hitap ettiğim çocuklarımı sigaradan nefret ettirmek ve sağlıklı bir yaşam sürmeleri için bir nebze de olsa faydalı olabilmek.

Sağlık sırlarına gelince…

Şimdi benimle röportaj yapıyorsunuz ya hani... Bende önce sana, çalıştığın agazete yöneticilerine ve arkadaşlarına, bu vesileyle de okuyuculara uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrını vermek istiyorum.

Öncelikle çok çalışsınlar ve yaptıkları işi severek yapsınlar. Asla sigara ve alkol gibi kötü şeyler kullanmasınlar. Ben bu yıl 100 yaşımda olduğum halde hala torna başındayım ve sondajcılık yapıyorum. Rabbim nasip ederse de bir 30 yıl daha uğraşacağım. “Çalışan demir paslanmaz” diye bir atasözü vardır. İşte bu söz duygularımın tam tercümanıdır. Benim ihtiyacım yok iken hala çalışıyorum. Dolayısıyla sağlıklı olmak istiyorsanız öncelikle sigara içmeyin, sonra da siz siz olun Sabri Usta’yı dinleyin ve çalışmayı çok sevin…

 Mehmet Yaşın - oğul

Sondajcı Sabri Dede'nin Biyografisi...

Babamız, Dedemiz, Ustamız, Atamız, Hacı Sabri Yaşın Efendi… Mahalli Şairlerimizden Süleyman Dinçerler babamızdan (Gülzarı Keramat) isimli kitabında şöyle bahsetmektedir. Noktasına virgülüne dokunmadan nakşedelim…

“Bir Zamanlar Küçük Balıklı Köyü’nde yaşayan Hacı Sabri Yaşın Efendi… Bu zat Artezyen kuyusu çıkaran meşhur bir su ustasıdır… Su hususunda pir sayılır. Arazinin şeklinden, orada su var mı, yok mu, anlardı. Her zaman toprak onun indinde cam, adeta altını görürdü. Her zaman toprak onun ferasetine mağlup olur, su çıkmaz denen onlarca yerden su çıkarmış ve köylü kardeşlerimize faideli olmuştur….”

Babam dini bütün bir insandır. Aslına bakılırsa örnek olabilecek bir baba. Tek kötü huyu çok fazla inatçı olması… Halen zaman zaman sadece kendi dediğinin olmasını ister ve biz çocuklarına yetki vermez. Hala evinde televizyonu yahut radyosu yoktur. Cumartesi pazarı yoktur, hep çalışır, çalışır. Çünkü çalışmayı çok sever…

*** 

Yunus Yalçın – komşu

Sabri Usta gibi bir komşuya sahip olduğum için şanslıyım. Çok iyi bir insandır. Çok fazla çalışıyor ve herkese yetişmeye, yetmeye çalışıyor. Birinin işi bitmeden diğeri gelse, onunkini de yetiştirmeye uğraşır. Onun için ‘yapılamayacak’ bir iş kavramı yoktur. 

***

Uzman Psikolog Danışman - Yazar

Hüseyin Şahin 

ÖRNEK BİR ŞAHSİYET

Öncelikle belirtmeliyim ki ben Bursalı değilim, İstanbul’da ikamet ediyorum ve alan uzmanıyım. Genelde yaygın olarak aile, çocuk, ergen sorunlarını kısacası konusu çocuk olan bir meslek alanında 25-26 yıldır bir şekilde kendi çabalarımla bir şeyler yapmaya çalışıyorum. 5-6 yıldır bu alanda bir de ulusal projemin var olduğunu da bu vesileyle belirtmek istiyorum. Ancak şunu açık gönüllülükle söylesmek istiyorum ki, Bursa’da yaşayan Sabri Dede hakikaten kişiliyle, mizacıyla, karakteriyle, hangi yan ve yönüyle bakarsanız bakın kesinlikle hakkında bir şekilde programlar yapılması gereken, belki gençlere, yeni yetişen nesle farklı yönleriyle örnek olarak gösterilmesi gereken bir şahsiyet. Ben de kitaplarımda onu, ilham verici karakteri ve yaşantısını kaynak olarak kullandım.

BURSA İÇİN TAM BİR CEVHER

Sabri Usta gençlere, yetişkinlere, annelere, babalara bir şekilde örnek teşkil edebilecek, birçok konuya ilişkin hala görüş ve öneriler beyan edebilecek kadar da birikime sahip. Oldukça mütevazı, yani her halükarda bütün yönleri ile numune olan, örnek bir insan. Ve bu tip insanlar biliyorsunuz ki ülkemiz için hakikaten birer cevher, birer değer.

Dolayısıyla bu insanların bir şekilde farkına varmak, deneyimlerinden, o geçmiş yaşantılarına ilişkin birikimlerinden yararlanmak, bunları farklı ortamlarda bir takım gençlerle, ailelerle belki buluşturmak şeklinde bir şeyleri gündeme getirmekte yarar olduğuna inanıyorum ben.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500