Advert

KUR’AN HAYATTIR

Ramazan geldi ve yüce bir hediye olan Kur’an-ı Kerimi hatırlattı yeniden müminlerine. Okunduğunda yürekleri iliklere kadar titreten rahmetin hayatımızdaki önceliğini sordu inananlarına. “Oku” emriyle inmeye başlayan rahmet vesilesinin sonsuz sağanaklarını bahar müjdesi kıldı çorak gönüller için.

KUR’AN HAYATTIR

Hayat kitabımızın ayıdır bu ay. Sözlerin en güzelinin ayıdır Ramazan. Kendimizi tanırız onda. Sınırlarımızı çizer, hak ve batılı ayırmayı öğreniriz ondan. Çevremizi tanırız. Varlığı ve yokluğu anlamlandırırız onunla. Ferahlığını yaşarız onunla olunca, ona uymayınca hüsranımız üste çıkar biliriz.

İnsanın en şerefli mahlûk olduğunu öğretir bize. İnananlarına seslenir ve “Ey iman edenler! Allah’a ve resulüne iman edin” der. Aynı zamanda tüm insanlara seslenir ve “Ya eyyuhennâs!” der… İnmeye başladığı andan itibaren bütün insanlığa seslenir. Hakkı, adaleti, ahlak ve merhameti tavsiye eder. Ayırmayı öğretir bize; iyi-kötü, güzel-çirkin, hayır-şer, doğru-yanlış…

Ve bizi aslolana davet eder. Tevhide! “Bir” de birleşmeyi öğretir. Ruhumuzu besler ve yüceltir. Erdemi öğretir. Onurlu yaşamayı ve eğilmemeyi ufacık menfaatler için. Secdeyi, sadece Hakk’a özel kılar ve şirk tutar gayrısını. “Lâilaheillallah” demenin samimiyetini ve karşılığını bekler bizden.

Elbette başıboş yaratılmamıştı insan. Her döneminde bir sorumluluk verilmişti ona. Evlat olmuştu insan. Çocuk ve genç olmuştu. Öğrenen ve öğreten olmuştu. Eş olmuştu, sonra da anne ve baba. Dost olmuştu insan. Dostlarla buluşmuş. Gerçek “Dost”un dostlarıyla buluşmanın hakikatli yollarını aramaya koyulmuştu her dönem. Rahmet, bereket ve mağfiret iklimi Ramazanımızda gönüllerimizi yüce kitabımızın anlam dünyasından mahrum bırakmamamız gerektiği işte bu yüzdendir. Hayatın kendisidir Kur’an.

Bu yüzden, ümmetini uyarır, iki cihan saadet müjdecisi Efendimiz (s.a.s); “Kalbinde Kur’andan herhangi bir eser bulunmayan kimse tıpkı harabe bir eve benzer”  buyurur ve Kur’an aşkımızı pekiştirmemizi, kaçırdığımız bereketimizi yeniden gönüllerimize ve ömürlerimize onunla yeniden davet edebileceğimizi söyler.

Ve Kur’an açar kendini, ona açılanlara. Ufuk kazandırır müminine. Bugünü ve yarını dipdiri tutar inananlarının. Hakikati öğretir. Gerçek huzur ve mutluluk saraylarına giden yolları tarif eder.

Rahmetiyle bütün insanlığı kuşatan mübarek Ramazan günlerinde; biraz durup düşünüp Kur’an’ın rehberliği olmadan geçen günlerimizin hesabını yapabilmemiz ve sözlerin en doğrusuna rehberlerin en güzeline hakkıyla uyabilmemiz temennisiyle!

Yavuz Yedek

Bursa İl Müftülüğü

 

KIRKAMBAR

Vav harfi ve Hattat Osman

Meşhur hattatlardan bir tanesi (Hafız Osman), karşı kıyıya geçmek için bir gün sandala biner İstanbul’da. Fakat yanında hiç parası yoktur. Karşıya geçtiklerinde sandalcı ücreti beklerken hattat; "Evladım, hiç param yok şu an ama istersen sana bir vav harfi karalayıvereyim.." der. Sandalcı bozulmuştur bu işe ama yine de ihtiyarı üzmek istemez "Sadakam olsun.." diye düşünür ve teklifi kabul eder. Akşam olup evine giderken mahalledeki kahvehaneye uğrayıp bi çay söyler kendisine.. Arkadaşlarıyla hoş beş esnasında konu döner dolaşır sandalcının cebindeki vav harfine gelir. Merak ederler ve göstermesini isterler. Adam çıkarır ve masanın üzerine bırakır. İçlerinden bir tanesi heyecanlanarak: "Bunu bana verirsen sana on altın veririm" diye haykırır... Sandalcı ne diyeceğini bilemez ve büyük bir memnuniyetle kâğıdı adama uzatır... Aradan bir hafta geçmiştir ve bir gün yine aynı hattat aynı sandalcının sandalına biner.. Adam sevinçten uçmaktadır ama belli etmez. Karşıya vardıklarında hattat bu sefer cebinden yolculuğun ücretini çıkarır ve sandalcıya uzatır. Sandalcı: "Aman efendim sizden para almak ne haddimize, bir vav karalasanız kâfi.." İşi anlayan hattat da gülümser ve şu cevabı verir: “Efendi, o ‘vav’ her zaman yazılmaz. Sen dua et, başka bir gün para kesemi yine evde unutayım…”

NE OKUYALIM

İçimdeki zıp zıp ses

İçimdeki zıp zıp ses  sana neler söylüyor?  Yada şöyle sorayım: İçimdeki zıp zıp sesi duyuyor musun?

Bu sesi fark edip neler yapabileceğini öğrenmek istiyorsan durma, çevir sayfaları. Bakalım içimdeki ses sana neler fısıldayacak?

Ayşe Sevim’in kaleminden çıkan bu kıpır kıpır maceraya hazır mısın? E hadi öyleyse içindeki zıp zıp sesi dinle! 

İLMİHAL

Kalp hastalarının dilaltına koydukları hap orucu bozar mı?

Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan hap, doğrudan ağızdokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Sözkonusu hap ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır.

Bu itibarla, dilaltı hapı kullanmak orucu bozmaz (DİYK 22.09.2005 tarihli karar).

Bursa için iftar vakti:

20:18

Bir Ayet

Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler. ﴾Bakara, 2/156﴿

Bir Hadis

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim, Birr, 66)

Bir Dua

“Allah’ım! Mal, aile, çocuk olarak insanlara verdiklerinin hayırlısını dilerim, sapıtan ve saptıranları değil” (Tirmizî, Deavât, 124)

Bir Öneri

Ceplerini şekerlerle doldurup, mahallenin bütün çocuklarına ikram edebilirsin!

YUNUS MEKTEBİ

 

Hak'tan bana nazar oldu

Hak'tan bana nazar oldu, hak kapısın açar oldum.

Girdim Hakk'ın haznesine, dürrü gevher saçar oldum.

 

Esritti aşka düşürdü, ben ham idim aşk pişirdi,

Aklımı başa devşirdi, hayrı şerden seçer oldum.

 

Uçtum bir hoş yere kondum, bu dünyayı baki sandım,

Ey yaranlar ben usandım, kondum yine göçer oldum.

 

Canım naçar idi burda, kalmış idim bu zindanda,

Gel dediler vardım onda, varlığımdan geçer oldum,

 

Miskin Yunus bilişeli, can u gönül verişeli,

Tapduğ'uma erişeli gizli razım açar oldum

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500