Advert

Küçük işletmeleri unutursak bizi bekleyen tehlike

Koronavirüs salgını sebebiyle yapılacak ekonomik destekleri gazetemize anlatan Özgür Erdursun ülkemizde çok miktarda küçük işletme bulunduğunu belirterek, “İşletmelerin çoğu esnaf dediğimiz küçük iş yerlerinden oluşuyor. Bu işletmelere aklı başında yardımlar verilmez ise ne işletmeler kalır, ne iş, ne de işçi” uyarısında bulundu.

Küçük işletmeleri unutursak bizi bekleyen tehlike

Korona virüs salgını, hayatımızın her alanını doğrudan etkileyen bir noktaya geldi. Özellikle ekonomik anlamda büyük sıkıntılar baş göstermeye başladı. İşten çıkarılanlar, ücretsiz izne çıkarılanlar virüs tehlikesinin yanı sıra, hayatı idame ettirme noktasında da tehlike yaşıyor. Peki bu dönem için devletin açıkladığı kısa çalışma ödeneği nedir, kimler faydalanabilir? Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, kısa çalışma ödeneği ile ilgili önemli bilgiler aktardı. Erdursun, “Korono virüs salgını tüm dünyayı etkisi altına aldı tabi Türkiye’de de önlemler alınmaya başladı. Birinci öncelik sokağa çıkmamamız gerekiyor evimizde kalmamız gerekiyor. Tabi evimizde kalırken de milyonlarca çalışan iş yerlerinin zorunlu bir sebeple kapatılması veya işe ara vermesi durumunda da ekonomik olarak giderlerini nasıl karşılayacak, elektrik, su, telefon, kredi kartları bunları düşünüyor. Bunlarla ilgili bir gelir olması gerekiyor ki en kötü ihtimalle mutfak harcamalarını karnını doğurma işini nasıl gerçekleştirecek? Hiç çalışmıyorsa cebine para girmiyorsa milyonlarca kişi bunları düşünmeye başladı. Böylece virüsün etkilerini çalışanlar ve çalışmayanlar ekonomik olarak hissediyorlar” ifadelerini kullandı. 

İŞVERENLERİN 3 SEÇENEĞİ VAR

“Korona virüsü salgını nedeniyle işverenler işyerlerini geçici olarak kapatabiliyorlar ya da faaliyetlerini daha kısa süreli çalışma haline getirebiliyorlar” diyen Erdursun, “İşverenler yanında çalışan kişilerin maaşlarını ödeyemeyecek durumda olabiliyorlar. Burada da işçilerin işverenlerin kafası bir hayli karışık işverenler nasıl bir yol izleyeceğini merak ederken, işçiler de kendilerinin nasıl bir yol izleyip de geçimlerini sağlayacak bir gelir elde edeceklerinin yolunu izliyorlar. Tercih edilecek yollar işveren açısından ya çalışanını yıllık izne çıkartacak ya telafi çalışma sürelerini kullanacak, kısmi çalışma ödeneği hakkını kullanacak ya da çalışanını işten çıkartacak” diye konuştu.

TELAFİ ÇALIŞMA NEDİR?

Bu kapsamda hem işverenlerin hem de çalışanların mağdur edilmemesi için sunulan yıllık izine ayrılma ve telafi çalışmanın nasıl olacağını anlatan Erdursun, “İyilik izin hakkı çalışma süresine göre belirleniyor. En az 14 en fazla 26 günlük yıllık izin süreleri vardır. İşverenler bu süreleri kullanıp yanında çalıştığı işçisini yıllık izne çıkartabilir. Telafi çalışma en az 4 aydır yani işverene sistem diyor ki sen çalışanının parasını öde işler açıldığında işe bu virüs hastalığı sonlandığında işler yoğun olduğunda 4 aylık sürede daha fazla yanında çalıştırdığın işçiyi çalıştır. Telafi süre olarak çalıştır” şeklinde anlattı.

KISMİ ÇALIŞMA ÖDENEĞİ NEDİR?

Erdursun, bir diğer alternatif ısmı çalışma ödeneği nedir? yol olan ve en çok konuşulan kısmi çalışma ödeneğini ise şu şekilde anlattı: “Kısa çalışma ödeneği mücbir, zorunlu sebeplerle yani hastalık gibi ekonomik sorun yaşandığı durumda İŞKUR aracılığıyla çalışanlara en az 3 ay en fazla Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle 6 aya kadar uzatılabiliyor. Kendilerine son 12 aylık brüt maaşlarının ortalamasında bir aylık ödeme yapılıyor. Buda son ortalama brüt ücretin yüzde 60’ına tekabül eden bir gelirdir. Yani bugün ülkemizde asgari brüt 2924 lira, en az 1752 en fazlada 4380 lira arasında çalışanlara İŞKUR aracılığıyla işsizlik sigortası fonundan Kısa Çalışma Ödeneği adı altında aylık ödeme yapılacak. Bununla ilgide gerekli açıklamalar günlerdir yapılıyor. Ama tüm çalışanlar bunu hak edemeyecek mevcut durumda çalışma ödeneğini hak etmek için son 3 yıl içinde en az 450 prim gününün olması gerekiyor. 60 gündür de aynı işyerinde çalışıyor olmak gerekiyor ki Kısa Çalışma Ödeneği’nden en az 1752 lira en fazla da 4380 lirayı hak edebilmek için kısa Çalışma işsizlik fonundan karşılanacak.”

ÖDENEĞİ ALMANIN ŞARTLARI

Erdursun, bu ödenekten herkesin faydalanamayacağını belirtirken, şartları şöyle anlattı: “Başvuruların kabul edilmesi için kısa çalışma talebinde bulunanların iş müfettişleri tarafından yapılacak incelemeler sonrasında taleplerinin uygun görülmesi gerekmektedir. İş yerinde çalışanlar açısından kısa çalışma başlangıç tarihinden itibaren işsizlik sigortası primlerinin üç yıl içinde en az 450 gün ödeme yapmış olması, iş müfettişleri tarafından yapılan çalışmaların sonucunda işçinin bilgilerinin kısa çalışmaya katılacakların listesinde yer alması gerekmektedir. Kısa çalışma ödeneği, iş yerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde çalışılmayan süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde ödeniyor. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılacak.”

ÖZEL SEKTÖRDE İSTENİLEN NE?

Çalışanların beklediği konunun dışında gelişmelerin yaşandığını belirten Erdursun, “Aslında çalışanların beklediği konu tamamen şuydu; kamu sektöründe çalışan hamileler hastalar idari izinli sayıldılar, yani işe gitmeseler de parasını alabiliyorlar. Ama özel sektörde bu durum söz konusu olmadı. Ülke genelinde bir idari izin söz konusu olabilirdi. Bu süreç içerisinde işine gitmeyen herkes işe gitmese de ücretini alabilirdi. Ancak bu beklentiyle ilgili bir gelişme henüz yok. Korona sebebiyle işverenler yanında çalıştırdıkları işçiler ilgili kendi faaliyetleriyle ilgili nasıl karar verecekler bunları belirlerken bir taraftan da KDV, muhtasar, vergi beyannamesi, yıllık gelir vergisi beyannamesi, sigorta prim bildirimlerini de ne şekilde verecekler ödemeleri nasıl yapacak? Bununla ilgili de perakende, AVM, demir çelik, otomotiv, sinema-tiyatro, konaklama, yiyecek, içecek, tekstil-konfeksiyon ve etkinlik- organizasyon sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler beyannamelerini zamanında vermek zorundadırlar. Sadece nisan ayında yapacakları ödemelerini mayıs ve haziran ayında yapacakları bu beyannamelere ilişkin ödemeleri 6 ay ötelenecek. Ama bu sektörler dışındaki tüm faaliyette bulunan işletmeler normal beyannamelerini yine aylık olarak verip ödemelerini de aylık düzenli olarak yapmak zorundadırlar” ifadelerini kullandı.

İŞÇİ VE VATANDAŞ NE İSTİYOR

Ülkede 1 milyon 850 bin işletmede işçilerin çalıştığını belirten Erdursun, “1-10 arası işçi çalıştıran işletme sayısı 1 Milyon 500 bin. Yani ülkemizde ki işletmeler esnaf dediğimiz küçük işletmelerden oluşuyor. Bu işletmelere aklı başında yardımlar verilmez ise ne işletmeler kalır, ne iş, nede işçi. Peki bu durumda esnaf, işverenler ve çalışanlar ne istiyor. Şöyle sıralayabiliriz; vergi, SGK bildirimleri, Bağ-Kur primlerini ertele, kredi ödemelerini ertele, kiradan stopaj vergisi alma, zor durumda olan esnafa kira desteği ver, çalışanların işten çıkışını engelle, işçiye destek ol, kredi kartı ödemelerini ertele, çek ödemelerini ertele ya da KGF ile ödensin, çek sahibi 3 ay sonra taksitle bankaya ödesin. Vatandaş ise elektrik, su, doğalgaz ödemlerini 3 ay ertele, ödeyecek durumda olmayanlardan alma, kredileri ertele, gıda ve temizlik malzeme desteği, kirasını ödeyemeyenlere destek, kredi kartı ödemelerini ertele ve yıllardır devletten para kazananlar elini cebine atsın istiyor” dedi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500