Advert
Advert

KOLAY MI SAHİP OLUNAN HER ŞEYİ GERİDE BIRAKMAK BU ACI ASLA UNUTULMAZ!

30 Ocak 1923’te Lozan Antlaşması kapsamında imzalanan mübadele sözleşmesi, milyonlarca insanının hayatında hiç unutulmayacak acılar bıraktı. Sahip oldukları her şeyi geride bırakıp bilinmeze doğru zorlu bir yolculuğa çıkan mübadillerin hikayesini Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Korkut’tan dinledik.

KOLAY MI SAHİP OLUNAN HER ŞEYİ GERİDE BIRAKMAK BU ACI ASLA UNUTULMAZ!

 

Eda ÖZATA

Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği, bugünkü kültürümüzün oluşumunda önemli etkisi olan değerlerin korunması adına mübadillerin geride bıraktıkları kültür varlıklarını, tarihi eserlerini koruyor ve sergiliyor. Mübadiller arasında sevgi ve dostluk bağlarını kuvvetlendirmek, o dönemi unutturmamak ve gençleri bu konuda bilgilendirmek amacıyla geziler düzenliyorlar. Mübadillerin geldikleri yerleşim yerleri ile göç ettikleri yerleşim yerlerinin ‘kardeş’ yerleşim yerleri olması için çaba sarf ediyorlar ve bu tür çalışmalar için yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapıyorlar. Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Korkut, “Lozan Antlaşması kapsamında 30 Ocak 1923’te imzalanan mübadele sözleşmesi ile karşılıklı göçe tabi tutulan kişilere mübadil denir. Türkiye’den 500 bin Müslüman Türk ve 1 milyon 500 bin kişi de Rum Ortodoks, birinci olarak göçe tabi tutulmuş kişilerdir. 1 yaşında bebek bile olsa göçe tabi tutuldu” diyerek, vatanlarından koparılan kişilerin yaşadığı acıları anlattı.

Mübadele sadece ‘din’ kıstasıyla yapıldı

Mübadeleye kimlerin ‘dahil edilmediğinin’ önemine değinen Dernek Başkanı Ali Korkut, “Katolikler ve Protestanlar göçe dahil edilmedi. Sadece Ortodoks Rumlar ve Yunanistan’da yaşayan Müslümanlar göçe dahil oldu. Sonuç olarak bunun kıstası ‘dil veya ırk’ değildir. Tamamen ‘din’ ayrımıyla yapılmış bir göçtür. Yani tamamen Müslümanları mübadeleye dahil ettiler. Ama ağırlık olarak Osmanlı döneminden Türkler olduğu için, Yunanistan sınırında yaşayan Arnavutlar, Boşnaklar da göçe zorunlu tutuldu. Mübadeleye Batı Trakya ve İstanbul Rumları dahil edilmedi. Bunun çeşitli sebepleri var. Zaten mübadele anlaşmasının yapılmasını isteyen taraf Türk tarafıdır. Osmanlı döneminde İsmet Paşa, azınlıklara verilen hakların çok fazla olması sebebiyle bu azınlıklardan kurtulmak için mübadeleyi öne sürmüştür. Yapılan görüşmelerden sonra iki tarafın da bıraktıkları mallardan tazminat talebinde bulunmaması için 200 bine yakın İstanbul Rum’u ve Batı Trakya’da da Türk azınlıklar bırakıldı. Çok belirgin bir sebebi yok fakat daha çok tazminat talebi olmaması açısından dahil edilmediler” şeklinde konuştu.

Bilmediğin topraklara göçmenin zorluğu

Değişimin 1923 yılında periyotlar halinde başladığını söyleyen Ali Korkut, “Mübadiller çoğunlukla Türkiye’de İzmir, Samsun, Bursa, Niğde, Konya, Diyarbakır, Adana, Antalya, Tekirdağ gibi illerde iskan edildi. Bu değişim 1923 yılının sonlarında başlayarak 1924 yılının sonlarına kadar devam etti. Yani 1 yıl süreyle değişik periyotlar halinde gemilerle, karadan ve trenle gelenler oldu. Mübadele döneminde çok büyük sıkıntılar yaşandı. Normal yaşantınızı, evinizi, bağınızı, bahçenizi, ektiğiniz topraklarınızı, atalarınızın mezarlarını, aklınıza gelebilecek her şeyinizi terk ediyorsunuz. Bir yaşam tarzından vazgeçip farklı bir kültüre gidiyorsunuz. İlk olarak psikolojik olarak bu çok büyük bir travmadır. Bunun haricinde göç ederken yaşanan sıkıntılar var. Selanik’te limanlarda 1–2 ay beklenmiş. Gemide hastalananlar ve ölenler olmuş. Hatta gemilerde ölenleri denize atmışlar. Daha sonra Anadolu’ya geliyorlar. Buraya geldiklerinde nereye gideceklerini bilmiyorlar. Bu kişiler belirli toplama yerlerinde bekletiliyor. Parti parti yerleşecekleri yerlere götürülüyorlar. Sonuç olarak insanların yerleşik bir yaşama geçmesi ve hayatlarının normale dönmesi yaklaşık 10 yıl sürüyor. Çok büyük acılar yaşandı” ifadelerini kullandı.

Kimliklerini kabul ettirmekte...

Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Korkut, o günlerde mübadillerin yaşadıkları en büyük sıkıntının kimlik sorunu olduğunu ifade etti. Kendilerini kabul ettirmek için çok uğraştıklarını ifade eden Korkut, “Rumların boşalttığı köylere yerleşen mübadiller, sadece hayat şartları yönünden sıkıntı yaşamışlar. Çünkü gelen herkes mübadil… Farklı bölgelerden gelenler arasında sıkıntılar olmuş. Örneğin belli bir müddet birbirlerine kız vermemişler. Bunun haricinde Selanik’ten gelenlerle Kavala’dan gelenler uzun bir dönem anlaşamamışlar. Fakat esas sıkıntı yerlilerin yaşadığı dönemde Türk olarak kabul edilmemeleri, yani Rum olarak algılanmalarıdır. Kendilerini kabul ettirmek için büyük çaba sarf etmişler. Hâlâ daha günümüzde bu sorunu yaşayanlar var” dedi.

Ölenlerin anısına denize karanfiller

 

“Biz mübadiller olarak gelenek göreneklerimizi hâlâ devam ettiriyoruz” diyen Ali Korkut, şöyle devam etti: “Düğün, bayram, cenaze, Hıdırellez gibi geleneklerimizi kendi kültürümüze göre yaşatmaya devam ediyoruz. Derneğimiz 2002 yılında kuruldu. Mübadele sözleşmesinin imzalandığı 30 Ocak tarihinde anma etkinlikleri düzenliyoruz. Göç yollarında yitirdiğimiz mübadiller anısına Mevlit okutuyoruz. Ata topraklarına geziler düzenliyoruz. Geçen yıl gençlerimizi atalarımızın doğduğu topraklara götürdük. Her yıl büyük bir şölen havasında geçen Hıdırellez şenliği yapıyoruz. Bunun dışında her yıl Mübadiller Yıldönümü’nde bildiri okuyoruz. Aynı gün içerisinde Mudanya’ya gidiyoruz. Göç denizden olduğu için denize karanfil bırakıyoruz.”

Nilüfer Belediyesi’nden en güzel hediye: Mübadele Evi

Dernek ofisi ve Mübadele Evi olarak kullandıkları binayı Nilüfer Belediyesi’nin kendilerine hediye ettiğini belirten Başkan Ali Korkut, “30 Ocak 2016’da açılan müzemiz henüz halkın ziyaretine açılmadı. Fakat pazartesi günü hariç gelip müzemizi ziyaret edebilirler. Müze ile derneğimizin kurucu üyelerinden Bayram Akıncı ilgileniyor. Bayram Akıncı, mübadillerden bulduğu eşyaları bir odada sergileme amacıyla biriktirmeye başlamış. Kendi evi de müze gibi. Biz de bunlardan esinlenerek Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’den rica ettik. Bu binayı bize istimlak etti ve müze olarak kullanılmaya başlandı” şeklinde konuştu. 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500