Advert
Advert

İstanbul’dan Bursa’ya ‘gebe’ seferberliği

Sağlık Bakanlığı’nca normal doğumu teşvik etmek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan ‘Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Başlangıçlar Projesi’ o kadar ilgi gördü ki, İstanbul’dan bile gebe eğitimlerine katılmak için Bursa’ya gelenler oldu.

İstanbul’dan Bursa’ya  ‘gebe’ seferberliği

 

Ali Eşref UZUNDERE

‘Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Başlangıçlar Projesi’ Türkiye Koordinatörü ve Bursa Kamu Hastaneleri Tıbbi Hizmetler Başkanı Uz. Dr. Elif Güler Kazancı, proje kapsamında pilot il olarak seçilen Bursa ve Afyonkarahisar’daki olumlu sonuçları değerlendirirken, gördükleri ilgiyi güzel bir örnekle anlattı: “Çekirge Devlet Hastanesi Zübeyde Hanım gebe bilgilendirme sınıflarına randevu alıp İstanbul’dan gelen birçok gebe başvurusu da olmaktadır.”

EBELER NE KADAR AKTİF OLURSA…

Normal doğumlarda ebelerin rolü nedir?

“Bir kadın ilk doğumunu sezaryenle gerçekleştirirse sonraki doğumlarını da hep sezaryenle yapmak durumundadır. Biz ilk sezaryeni (primer sezaryen) durdurursak, normal doğum yapıp, bu konudaki deneyimi olumlu olan kadın, sonraki doğumlarını da normal olarak yapacaktır. Burada kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarımızın rolü çok fazladır. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarımız doğumhanenin yöneticileri, ebeler de onların sağ kollarıdır. Ebeler doğumhanelerde ne kadar aktif rol alırlarsa o kadar normal doğum gerçekleşiyor. Burada en kritik nokta ebelerin motivasyonunun sağlanmasıdır.”

EBELERE HAK ETTİKLERİ DEĞERİ VERDİK

Bu motivasyonun sağlanması için neler yaptınız?

“Biz ebelerimizi çok motive ettik, onlara dedik ki ‘Siz kıymetlisiniz. Siz doğumun sahibisiniz. Siz isterseniz bunu başarırsınız’. Ebelerimize eğitim vererek, motive ederek daha önce aldıkları eğitim duygularını tekrardan ortaya çıkardık. Eskiden köy ebeliği sistemi vardı. Ebeler kendilerini kötü hissediyorlardı. Bakanlığımız ebelere yetkinlik kazandırmak istedi. Ebelere hak ettikleri değeri ve önemi verdi. Hemşirenin görevi hastanın tedavisi, ebenin asil görevi ise doğumdur. Doğum için yetişen ebelerimizin hastanelerde gerçek görevlerini yapmalarını sağlamamız lazım. Sağlık Bakanlığı tarafından doğumu sigorta kapsamına alındı. Doğum sırasında olası herhangi bir sıkıntıdan ebe ve kadın doğumcular mağdur olabiliyordu. Bakanlığımız şimdi ebeyi, kadın doğumcuyu ve doğuma katılan herkesi sigortaladı. Böylece kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarımız ve ebelerimizin görevlerini daha rahat yapabilmeleri sağlanmış oldu.”

Normal bir doğumda  aslında ağrı yoktur

Peki, normal doğuma karşı negatif algı nasıl yıkılacak?

“Ebelerimizi ne kadar eğitirsek eğitelim, ne kadar motive edersek edelim, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarımıza bunu ne kadar söylersek söyleyelim, öncelikle anne adayının normal doğumu istemesi lazım. Onun için bizim amacımız, kadınlarımızı bu konuda eğitip bilgilendirmektir. Bütün anne adayları kadınlarımızın ücretsiz açtığımız gebe bilgilendirme sınıfına gidip eğitim almalarını istiyoruz. Yeter ki onlar istesinler, biz annelerimize birebir bu eğitimleri gerçekleştirelim. Toplumsal olarak insanlarda doğuma karşı var olan bu negatif algıyı o zaman pozitif yönde değiştirebiliriz. 1970’li 80’li yıllarda Türk filmlerinde görüp seyrettiğimiz doğuran kadın çığlıkları, çok kötü bir ebe, kadına kötü muamele eden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı imajı ancak eğitimle, annelerin ve çevresinin bilinçlenmesi ile ortadan kaldırılabilir. Hâlbuki normal gerçek bir doğumda biz bütün bu anlattıklarımı gerçekleştirdiğimizde ağrı/sancı yoktur.”

Nasıl yani?

Siz hiç bir hayvanın doğururken bağırıp çağırdığını gördünüz mü?  Doğum doğal bir süreçtir. Ben bu projeyi Ankara’da oluştururken, proje öncesi yaşlı ninelerimizle, kadınlarımızla röportajlar yaptık. Yaşlı kadınlarımız, ninelerimiz, ‘biz tarlada doğururduk’ diye başlayıp doğumlarını anlatıyorlardı. Eskiden ailelerde kadınlar öbür odada doğurur, kimse sesini duymazdı.”

Peki, eskiden kadınlarımız normal doğruyorken şimdi ne oldu?

“Bence bilinçaltımızda, doğuma karşı oluşturulan negatif düşüncenin pozitife dönüştürülmesi lazım… Onun için de insanlarımıza bu konuda güzel anılar yaşatmak gerek… Doğumdan daha güzel bir anı yok ki… İnsan hayatında kaç kez doğum yapacak? Sezaryen ile çocuğunuzu doğurduğunuzda siz uyuyor oluyorsunuz, çocuğunuzun o anını göremiyor ve o keyfi yaşayamıyorsunuz. İlk anda çocuğunuzu emziremiyorsunuz, onun sıcaklığını hissedemiyorsunuz. Hâlbuki normal doğumda her şeyi hissederek, duyarak yaşıyorsunuz. Kendi canınızla kanınızla hayat verdiğiniz bebeğiniz direkt kucağınıza geliyor. Kuvöze gitmiyor. Onun için normal doğum, anne ve bebek sağlığı acısından çok önemlidir.”

Çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediye

Normal doğumu teşvik için başkaca önerileriniz var mı?

“Ben şunu düşünüyorum. Birçok filmde, televizyon dizilerinde doğumun güzelliğini anlatacak hikâyeler olmalı. Doğum olayı, tüm yönleriyle, güzelliği ve doğallığı ile anlatılmalı. Normal doğumu teşvik etmek için güzel hatıralar canlandırılmalıdır. Çocuğunuzu vereceğiniz en güzel hediye onu normal yoldan doğurmaktır. Tabii ki riskler varsa onu ayrı tutuyorum. Anne adaylarına bir uzman hekim ve anne olarak sesleniyorum. Doktorunuz onaylıyorsa, çatınız uygunsa, sağlık probleminiz yoksa normal doğumu tercih ediniz. Ağrı mı olacak, ağrıyı kesecek yöntemler var. Nefesinizi düzenleyerek ağrınızı kesebiliyorsunuz. Aromatik yağ masajlarıyla vücudumuzdaki ağrı noktalarına masaj yapılarak bu ağrılar kontrol altına alınabiliyor. Eskiden doğum öncesi anneler aç bırakılırdı, şimdi değil. Annelere hafif gıdalar verilebiliyor. Örneğin; hurma ve hurma suyunun doğumu kolaylaştırıcı etkisi bilimsel olarak saptanmıştır. Annelere doğum öncesi hurma suyu, komposto gibi hafif gıdaları öneriyoruz. Doğum güç gerektiren bir olaydır. Biz anneyi aç bırakırsak, doğum sırasında anne o gücü nasıl harcayabilecek? Kas kasılması olacak ki, bebek doğsun. Onun için sezaryeni gerektirecek bir endikasyon yoksa anne artık aç bırakılmıyor.”

Anne adayının mahremiyetine dikkat edilmeli

Gebe bilgilendirme sınıflarında anneye verilen eğitimin başka yararları da var mı?

“Projemizde uyguladığımız bir diğer nokta da şu, gebe bilgilendirme sınıflarında eğitim alan anne doğuracağı yeri görüyor, ebelerini tanıyor. Bir diğer nokta annenin mahremiyetine saygı duymak… Yani anne tek kişilik odalarda doğumunu rahat yaparsa bir sıkıntı yok. Ama bir sürü doğum sandalyesi tamamen kapının açıldığı yöne açık bir şekilde hangi kadın doğurabilir? Hiçbir kadın doğuramaz. Önemli olan gerek yoğun bakımlarda gerek doğumhanelerde mahremiyete özellikle riayet ediyoruz. Anne mahremiyetine dikkat ederseniz, sizi doğurtacak ebenizi önceden bilir, tanırsanız, güven içinde doğum yapabilirsiniz. Bu projenin çıktısı tüm Türkiye'deki hastanelerde, doğumevlerinde uygulandığı zaman annelerimize ve ülkemize çok ciddi katkı sağlayacaktır. Operasyon her zaman için bir risktir. Nasıl normal doğumun riski varsa tabii ki sezaryen ameliyatının da sonuçta bir riski vardır. Çekirge Devlet Hastanesi Zübeyde Hanım Doğum Evi, Bursa'da en çok doğumun yapıldığı hastanedir. Bu yıl hastanede toplam doğum sayısı yaklaşık 11 bin, Afyonkarahisar’da 2 bin 500, İnegöl'de 3 bin, Çekirge Devlet Hastanesi Zübeyde Hanım Doğumevi’nde 5 bin 500. Bu kadar doğumun olduğu bir yerde, böyle bir oran ülkenin en büyük başarısıdır. Bursa'nın başarısıdır. Bu başarıda bu işin koordinasyonunda herkesin payı vardır. Benim tecrübem şu oldu, bütün eğitimlere, doğumlara, bir kadın doğumcu gibi girdim. Ne yapıyorlar ne ediyorlar diye gözlemledim. Ebelerimiz, kadın doğumcularımız nasıl doğurtulacağını teknik olarak biliyor. Bizim bu proje ile yaptığımız şey aslında doğumla ilgili negatif algıyı hem ebede hem doğumcularda hem de annede değiştirmek oldu. Biz bunu iletişimle yaptık.”

PROJENİN ANA RUHU İLETİŞİMDİR

“Projenin ana ruhu iletişimdir. Çünkü doğumda görevli herkes bir eğitim almış. Hangi hastaneye giderseniz gidin kadın doğumcu olmayan bir doktor doğum yaptırabilecek bir bilgiye sahiptir, eğitimini almıştır. Önemli olan, ebenizin şunu iyi bilmesi gerek, gebe hoş karşılanmalı, motive edilmeli. Ebenin ‘Sen bir annesin, yüce Rabbim sana bunu bahşetmiş, doğurmak senin için normal bir olay, sen bunu yapabilirsin’ diye elini tutması, ona destek olması lazım. Ebenin bunu yapabilmesi için önce buna inanması lazım. Biz bu projede ilk önce ebeye dedik ki ‘sen bunu yapabilirsin, buna gücün var, bilgin var’. Annenin kafasındaki ‘doğuramazsa ne olur’ imajını sildik. Bu işi yapmalısın dedik. Onu motive ettik. Gebe de dedi ki ‘ebem benim elimi tuttu, beni okşadı. Beni güler yüzle karşıladı, mahremiyetime saygı duydu’. Sonra da ben bu işi yapabilirim diye düşndü.”

Türkiye’ye model oldu

Projeniz Sağlık Bakanlığı ‘Doğum Eylem Planı’ kapsamına alındı mı?

“Sağlık Bakanlığı tarafından projemiz ‘Türkiye Doğum Eylem Planı’ kapsamına alındı. Biz eylem planında nasıl yapılacağını sunduk. Bunun altyapı çalışmaları yapılıyor. Çünkü bu kolay bir şey değildir, bu süreç işliyor. Tabii ki, buradaki kritik noktalardan biri bu işin hem birinci basamakta hem de ikinci, üçüncü basamakta olmasıdır. Çünkü hali hazırda aile hekimliği sistemi var. Aile hekimliğinde de ebelik hizmetlerinin güçlü olması ve ebenin takip ettiği gebeyi hastanedeki ebeye teslim etmesi lazım. Yani o gebe açıkta kalmamalıdır. Gebe ‘Ben burada eğitim aldım, hangi hastaneye gideceğim, hangi ebeyle görüşeceğim, hangi doğumhanede doğum yapacağım’ dememesi için Bakanlığımız da bu uyum ve koordinasyon sağlama çalışmalarını sürdürmektedir. Siz birinci basamakta ya da gebe bilgilendirme sınıfları ile gebe eğitimi veriyorsunuz. Sonuçta bu gebe bir hastaneye gidecek, hastanede eğer ebe ve kadın doğumcu bu gebeyi ikna edip ya da onun dediği gibi istediğini gerçekleştiremezse, istediğiniz kadar eğitim verin, olay hastanede farklı bir yöne doğru gidebilir. O yüzden mutlaka bu işin hastane ayağı çok önemlidir. Biz bu proje ile bunu ispatladık. Hastanedeki ebelerimiz, kadın doğumcularımız bu işe sahip çıktı. Onlar inandı, biz destek olduk, bu işi gerçekleştirdik. Bizim ‘Sağlıklı Nesiller İçin Sağlıklı Başlangıçlar Projesi’ Türkiye’ye model oldu ve Bakanlık ‘Doğum Eylem Planı’nda da yer alacak.”

Siz bu projenin neresinde yer aldınız?

“Bu projenin A’dan Z’ye içinde yer aldım. Türkiye koordinatörüyüm. Tıbbi Hizmetler Başkanıyım. Projede eğitimci olarak çalıştım.”

Birinci basamak ile bütünleşme sağlanmalı

Bursa’da açtığınız gebe bilgilendirme sınıfları, nüfusa göre yeterli mi?

“Tabii ki değil. Bizim istediğimiz birinci basamak gebe bilgilendirme sınıflarını da burada güçlendirmek çünkü bir Zübeyde Hanım Doğum Hastanesi’nde gerçekleştirmek bütün Bursa için yeterli değildir. Çekirge Devlet Hastanesi Zübeyde Hanım’a başvuran gebeleri eğitip doğum sürecini koordine ediyoruz. Çekirge Devlet Hastanesi Zübeyde Hanım gebe bilgilendirme sınıflarına randevu alıp İstanbul’dan gelen birçok gebe başvurusu da olmaktadır. Birinci basamak gebe bilgilendirme sınıfları ile bütünleşmeyi sağlamayı planlamaktayız. Eskiden ebelerle hemşireler günü, aynı günde kutlanıyordu. Ebelerimiz, biz hemşire değiliz diyorlardı. Bir farkındalık yaratıp Bursa’da ilk defa ebeler günü kutladık. Onlara teşekkür belgesi verdik, ebelerimiz çok mutlu oldular.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500