Advert Advert
Advert

İSMET BÜYÜKATAMAN'A GÖRE TÜRKİYE’NİN ÇÖZMESİ GEREKEN ÇOK PROBLEM VAR

MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, Türkiye Cumhuriyeti devletinin çöküş sürecinde olduğunu gördüklerini belirterek, Türkiye’nin yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyacı vardı, bunu sağlamaya çalıştıklarını söyledi.

İSMET BÜYÜKATAMAN'A GÖRE TÜRKİYE’NİN ÇÖZMESİ GEREKEN ÇOK PROBLEM VAR

 

Ali Eşref UZUNDERE

TBMM Genel Kurulunda 447 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 4. maddesi tartışılırken, MHP Grubu adına konuşan Büyükataman, TBMM’de yapılan görüşmelerin Milletimizin ve ülkemizin istiklali, istikbali ve istikrarı için tarihi önem arz ettiğini bildirdi. 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün ardından gelişen süreçte, üzerinde tartışılacak olan anayasa değişikliklerin Ülkemizin bekasıyla doğrudan ilgili olduğunu bildiren Büyükataman, 2010 Anayasa referandumu ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle oluşan “fiilî durumun” yarattığı yönetim anlayışının, Türkiye’nin çözmesi gereken bir problem olduğunu söyledi.

Anayasa yamalı bohçaya dönmüş

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin  “Anayasa ve yasa” ihlalleriyle “kangren” hâline gelen yönetim sorunlarının ortadan kaldırılması amacıyla hükümete, halkın hakemliğine dayanan bir çıkış yolu sunduğunu anlatan Büyükataman, şunları kaydetti:Sonuç itibarıyla iktidar partisi ile MHP arasında varılan mutabakat sonucunda; ‘Türkiye’de hükümet modelini’ yeni bir zemine oturtan Anayasa Değişikliği Paketinin hazırlandı. Bu sürece girilmesinde, 2014 yılında Cumhurbaşkanının halkoyuyla seçilmesi sonrasında oluşan erkler belirsizliği ve karmaşası, rejimi ve bilhassa Anayasa yamalı bohçaya dönmüştür. ‘Madem yargı erki, mevcut Anayasa’nın verdiği yetkileri kullanarak üzerine düşeni yapamamaktadır, o hâlde parlamento devreye girmelidir. İşte bunun içindir ki Sayın Genel Başkanımız milletin mercii olan parlamentonun devreye girmesini, ardından da halkın reyine müracaat edilmesini meşru bir çözüm yolu olarak göstermiştir.”

ALLAH MUHAFAZA İŞGALE UĞRUYORDUK!

Konuşmasında; “Anayasanın ilk dört maddesinin değişmemesi, değiştirilmesinin dahi teklif edilmemesi hususundaki ısrarımızı kayıtsız şartsız muhafaza ediyoruz” diyen Genel Sekreter Büyükataman,  sözlerini şöyle sürdürdü:“Bizde siyasi bir kırıklık ve taviz söz konusu değildir. Diyoruz ki, 15 Temmuz’da vatan kaybının sınır hattına gelmiştik. Allah muhafaza, işgale uğruyorduk. İç savaşa savruluyorduk. İlanı yapılmamış bir Sevr’i, hatta daha acıklısını yaşayacaktık. Devletimiz yıkılacaktı. Milletimiz paramparça olacaktı.

Türkiye devasa tehditlerin hedefinde

Ülkemizi Suriye ve Irak gibi etnik ve mezhep temelli bölme planları etrafta dolaşımdadır. Türk milliyetçileri olarak, ihmale kurban edilemez bir sorumluluğumuz vardır. O da, Türkiye Cumhuriyeti devletini ne pahasına olursa olsun hukuk sınırlarına tekrar çekmektir. Yeni krizleri önlemek, gittikçe kabaran kaos dalgasını durdurabilmek için devlet yönetiminde hukuk ve sistemik kuralları hakim kılmak bizim tarihi bir görevimizdir.Tartışılan rejim değildir, olamayacaktır. Tartışılan; üzerinde tahribat yapılan, tartışmalara ve uzlaşmaz fikir ayrılıklarına neden olan hükümet etme sisteminin niteliğidir. Bırakalım Türk milleti nasıl yönetileceğine kendisi karar versin” dedi.

Büyük dava şahsi  hesaplarla çelişir

Ya onurlu ve huzurlu bağımsız bir millet olarak yaşayacağız ya da küresel oyunlara boyun eğerek bölünme ve parçalanma tuzağına düşeceğiz. Geleceği yeniden planlamak, devleti hukuki tamiratla ayağa kaldırmak varken, akılsızlığa niye kurban gidelim? Büyük dava ve ülküler kişisel çıkar ve şahsi hesaplarla çelişir. Yürekte yeşeren sevdalar karşılıksızdır, samimidir, çıkarsızdır, cüretlidir. Bizim için öncelik ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüzün ve bin yıllık kardeşlik hukukumuzun muhafazasıdır.Türkiye sahipsiz ve kimsesiz değildir. Bizim için vatan deryadır, haşmettir, dünden yarına akan hatıralar demetidir. Vatan; teferruat değil, esastır; geçici heves değil, bedeli kanla ödenmiş kalıcı ve kuşatıcı bir şuurdur.”

Onlara da sahip çıkarız!

Bursa Esenevler Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, Bursa’ya gelen Irak Türkmenlerine yardım elini uzattı. Yaklaşık 100 kişilik Türkmen aileyi ocaklarında ağırlayan Esenevler Ülkü Ocağı Türkmen ailelerin tüm ihtiyaçlarını giderdi.15 temmuz darbesinin ilk şehidi Astsubay Ömer Halisdemir’inde akrabası olan Esenevler Ülkü Ocağı Başkanı Fatih Halisdemir yaptığı açıklamada; “Asırlardır aynı coğrafyada birlikte yaşadığımız, siyasi kriz ve iç savaşın mağdur ettiği Türkmen kardeşlerimizin yardımına koşmak, barınma, beslenme ve sağlık alanındaki insani ihtiyaçlarını karşılamak, hüzünlerini paylaşmak ve acil ihtiyaç duydukları insani malzemeleri ulaştırmak için yardımsever milletimizin desteğini bekliyoruz” dedi.

Parayla vatandaşlık olmaz

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Biliz’den “2 milyon doları ver, vatandaşlığı kap” haberlerine eleştiri geldi. “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, onur ve gurur vesilesidir. Nüfus Cüzdanlarını para karşılığı satamazsınız! Vatandaşlık ile başlayan satışlardan sonra 'daş' gider sıra Vatan’a gelir” uyarısı geldi.

BASTIR MANGIRI...

Biliz Türkiye’nin freni tutmayan kamyona benzettiği konuşmasında “Başkanlık yasası nedeni ile vekiller bırakın ülkeyi yönetmeyi, birbirlerinin boğazını gırtlaklamaktan, kendilerini bile yönetemiyor. Ülke ekonomisi çökmüş, batmış kimsenin umurunda değil. Dolar bir çıkışta bir inişte. İnsanlar bankalara, birbirlerine o kadar borçlanmış ki, bırakın geçim derdini, nefes bile alamıyorlar. Böyle bir ortamda 'bastır parayı al vatandaşlığı' mantığı ülke ekonomisini feraha mı çıkartacak. Yada ters parantezde soralım. Resmi Gazetede çıkan habere göre 3 yıl satış yapmayacak, bankada 3 yıl kalacak ama faizin ballısını alacak, 100 kişi çalıştıracak. Geçin bu işleri.İleriyi görebilme kabiliyetin olsaydı ekonomide bu uçurum yaşanmazdı. Sata sata ülkenin malını bitiremedin. Hey iktidar kendine gel” diye konuştu.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500