BURSA
Giriş Tarihi : 04-09-2020 09:02   Güncelleme : 04-09-2020 09:02

İSLAM, TEMİZLİĞİ EMREDER

Temizlik, tabiatın özünde ve insanın fıtratında var olan bir ihtiyaçtır. İnsana yakışan; temiz, nezih, sade ve zarif olmaktır. Yüce dinimiz İslam, temizliği imanın vazgeçilmez bir gereği olarak görür.

İSLAM, TEMİZLİĞİ EMREDER

Muhterem Müslümanlar! Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Şunu iyi bilin ki Allah, çok tövbe edenleri ve içi dışı temiz olanları severaz Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Temizlik, imanın yarısıdır.” Aziz Müminler! Temizlik, tabiatın özünde ve insanın fıtratında var olan bir ihtiyaçtır. İnsana yakışan; temiz, nezih, sade ve zarif olmaktır. Yüce dinimiz İslam, temizliği imanın vazgeçilmez bir gereği olarak görür. Müminlere maddi ve manevi kirlerden arınmayı, hayatın her alanında pak ve temiz olmayı emreder.

KIYMETLİ MÜSLÜMANLAR!

Temizlik, maddi olduğu kadar, manevi anlamda da güzelliğe erişmektir. Ruhu yoran ve gönül aynasını karartan manevi kirlerden uzaklaşmaktır. Dış dünyamız gibi gönül hanemizi de tertemiz tutarak huzur bulmaktır.

Temizlik, kul olduğumuzu, yaratılış gayemizi unutturan her türlü hatalı tutumu terk etmektir. Kendimizi günah ve haramdan uzak tutmaktır. Öfke ve haset, kin ve nefret, yalan ve iftira, kibir ve riya gibi manevi hastalıklardan arınmaktır. Allah’ın rızasına, güzel ahlâka ve helâl olana yönelmektir.

DEĞERLİ MÜMİNLER!

Manevi anlamda arınmaya gayret eden Müslüman, maddi temizliğine de özen gösterir. Temiz yaşamak ve sağlığını emanet bilerek korumak, müminin erdemidir. Dininin direği, gözünün nuru olan namaza abdestle hazırlanan her mümin, en çok kirlenen uzuvlarını günde en az beş defa temizlemiş olur. Peygamber Efendimizden aldığı terbiye gereği, kişisel bakımına dikkat eder. Bedenini, giysilerini, evini ve çevresini temiz tutar.

Aziz Müminler! Resûl-i Ekrem (s.a.s), insanların çoğunun değerini bilemediği iki nimetten birinin sağlık olduğunu söylemiştir. Özensiz davranarak sağlığını tehlikeye atmanın sonucu elbette pişmanlıktır.

O halde, salgın hastalıkla mücadele ettiğimiz şu günlerde, temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edelim. Maske ve mesafe kuralına uyarak çevremize olan saygımızı, yakınlarımıza olan sevgimizi ve Allah’a karşı sorumluluğumuzu gösterelim. Toplum sağlığımızı en az kendi sağlığımız kadar değerli görelim. Tedbirde ihmalin, Rabbimiz katında vebal olduğunu unutmayalım.

Adakla ilgili şartlar nelerdir?

Yapılan bir adağın geçerli olabilmesi için hem adakta bulunan kimseyle hem de adağın konusu ile ilgili birtakım şartlar vardır.

Adağın geçerli olabilmesi için adakta bulunan kimsenin müslüman, akıl sağlığı yerinde ve büluğa (ergenlik çağına) ermiş bir kimse olması gerekir (Kâsânî, Bedâi‘, V, 81-82).

Adağın geçerliliği için adak konusunda aranan şartlar ise şunlardır:

a) Adanan şeyin cinsinden bir farz veya vacip ibadetin bulunması gerekir. Mesela namaz kılmayı, oruç tutmayı, sadaka vermeyi, kurban kesmeyi konu alan adaklar geçerlidir. Hasta ziyareti veya mevlid okutma adak konusu olmaz. Türbelerde mum yakma, horoz kesme, bez bağlama, şeker ve helva dağıtma gibi halk arasında görülen adak âdetlerinin İslam’da yeri yoktur.

b) Adanan şey bizzat hedeflenen (maksut) ibadet cinsinden olmalı, başka bir ibadete vesile olan bir ibadet olmamalıdır. Mesela abdest almayı, ezan ve kamet okumayı, mescide girmeyi konu alan adak geçerli olmaz.

c) Adanan husus, adayan şahsın o anda veya daha sonra yapması gereken farz veya vacip bir ibadet olmamalıdır. Kılmakla mükellef olduğu namaz, tutmakla mükellef olduğu Ramazan orucu adak konusu olmaz.

d) Adanan şeyin meydana gelmesi ve yapılması maddeten ve dinen mümkün ve meşru olmalı, adak mal ise adayan şahsın mülkiyetinde bulunmalıdır. Bir kimsenin sahip olmadığı muayyen bir malı adaması geçersiz, sahip olduğundan fazlasını adaması hâlinde ise sadece sahip olduğu kadarı hakkında geçerlidir. Ancak bir kimsenin ileride sahip olması kuvvetle muhtemel bir malla ilgili adağı geçerli sayılır. Mesela ileride miras yoluyla sahip olacağı malın adanması böyledir. Adak, başkasının mülkiyetinde bulunan bir malla ilgili olmamalıdır.

e) Adanan fiil Allah’a isyanı, bid’at, günah ve mâsiyeti içermemelidir. Böyle olması halinde adak geçersiz olur (Kâsânî, Bedâi‘, V, 82-92; el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 229).

Meydana gelmesi istenmeyen bir şarta bağlı olarak adakta bulunan şahısların, Allah’a verdiği bu sözde durması gerekir. Mesela “Bir daha içki içmeyeceğim, içersem bir ay oruç tutayım.” şeklinde adakta bulunma böyledir. Fakat istenmeyen şart gerçekleşirse, dilerse adadığı şeyi yerine getirir, dilerse yemin kefareti öder. Hanefîler bu durumda yemin kefareti ödemenin daha isabetli bir davranış olacağı görüşündedir. Çünkü bu ahitleşme yemin sayılmaktadır (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, V, 507, 521).

Günün Ayeti

Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ...

(Mâide, 5/90)

Günün Hadisi

İnsanlardan kimileri iyiliğin anahtarı, kötülüğün kilidirler. Kimileri ise kötülüğün anahtarı, iyiliğin kilidirler. Ne mutlu Allah'ın iyiliğin anahtarlarını ellerine verdiği kimselere! Ne kötü Allah'ın kötülüğün anahtarlarını ellerine verdiği kimselere!

(Ibn Majah, "Mukaddime",19)

Günün Duası

Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma