BURSA
Giriş Tarihi : 25-08-2020 12:50   Güncelleme : 25-08-2020 16:00

İHMALİNİZ FELAKETİMİZ OLMASIN!

Saadet Partisi Bursa Mahalli İdareler İl Başkanı İbrahim Özacar, 1999’da meydana gelen Gölcük depremini örnek göstererek açıklamalarda bulundu. Acar, “Gölcük depremindeki acı tabloyu yaşamak istemiyoruz. “Kimse yok mu!” çığlıkları hala kulaklarımızda iken daha neyi bekliyoruz” dedi.  

İHMALİNİZ FELAKETİMİZ OLMASIN!

1999’da Gölcük merkezli Marmara bölgesinde yaşanan deprem sonucu hayatını kaybeden vatandaşlara, Saadet Partisi Bursa teşkilatı adına Allah’tan rahmet dileyen Saadet Partisi Bursa Mahalli İdareler İl Başkanı İbrahim Özacar, depremin geçmişine ve geleceğine değindi. Özacar, “Gölcük merkezli Marmara bölgesinde yaşanan depremde millet olarak büyük acılar yaşadık. Resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 vatandaşımız hayatını kaybetti, 48 bin 901 vatandaşımız  yaralandı. 5 bin 840 vatandaşımız da maalesef kayboldu. Gölcük merkezli Marmara bölgesinde yaşanan Bu acı tablo bursa tarihine küçük kıyamet olarak geçen, 1855 bursa depreminden sonra, bölgemizde yaşanan en büyük deprem felaket oldu” diye konuştu.  

FELAKETE DAVETİYE ÇIKARMAKLA EŞ DEĞER

Depremin üzerinden 21 yıl geçtiğini söyleyen Özacar, “Bursa ölçeğini değerlendirecek olursak büyük felaketin seneyi devriyesinde yerel yöneticilerimizin  “yapacağız, edeceğiz” nutuklarından öteye geçmediklerine üzülerek şahit oluyoruz. Doğal afetlerin önüne belki geçemeyiz ama alınacak tedbirlerle büyük felaketleri en az kayıpla atlatmak mümkündür. Zira dünyada bunun sayısız örnekleri vardır. Bu manada, yürütme makamındaki yerel yöneticilerimiz, muhalefet ve bilim insanlarının, teknik odaların uyarılarını dikkate almalıdır. AFAD’ın verilerine göre Bursa birinci derecede deprem bölgesidir. Bilim adamları yakın bir zamanda Bursa’da büyük bir deprem öngörmektedir. Bu gerçeği görmemezlikten gelmek veya zamana bırakmak büyük felakete davetiye çıkarmakla eş değerdir” dedi.  

BETONLAR CANLAR ALABİLİR

“Bursa nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ini barındıran Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer ilçelerimizin, cana can katan verimli tarım arazilerinde hepsi birer mini kent büyüklüğündeki yeni mahalleler kuruldu” diyen Özacar şöyle devam etti: “Kadim şehir Bursa'nın dokusunu bozan gökdelenler, toplu konut bölgeleri şehrin merkezi noktalarına dikildi. Varoş olarak tabir ettikleri bazı merkez ilçe ve mahallelerde kontrolsüz yapılanmalar devam ediyor. Gerekli tedbirler alınmazsa Allah muhafaza cana can katan bu topraklarda yapılan betonlar canlar alabilir. Bütün bu uyarılara rağmen bursa yerel yöneticileri, başta olmak üzere ilgili makamların çalışmaları nelerdir diye sorduğumuzda büyük bir soru işareti ile karşılaşıyoruz. Yine deprem sonrası çıkabilecek olası doğalgaz yangınlarına karşı belediyeler başta olmak üzere, ilgili makamların hazırlıkları nelerdir bilmiyoruz. Bursa'da hali hazırda 12 adet organize sanayi bölgesi faaliyet göstermektedir. Bursa ekonomisinde büyük pay sahibi olan organize sanayilerimizin büyük bölümü maalesef çarpık yapılanmadan dolayı, yerleşim ve deprem fayları üzerindedir. Peki, olası sızma, yangın ve patlamalara karşı tedbir alınmış mıdır? Deprem sonrası müdahalenin mevsim şartlarına göre olan ayrı ayrı plan programları yapılmış mıdır? Elektrik kesintileri, doğalgaz talebi, akaryakıt ihtiyacı gıda, su, yiyecek, içecek, ilaç gibi temel ihtiyaç talepleri için tedbir alınmış mıdır? Afet bölgesine ulaşım ve tahliyeye yönelik alternatif güzergâhlar oluşturuldu mu?  Toplanma alanları yeterli midir? Çadır kent kurulumu için gerekli alanlar revize edilmiş midir? Hayati önem arz eden sahra hastaneleri, aş evleri nerelerde kurulacak, bu konularda ilgili bir çalışma yapılmış mıdır? Sonuç olarak tüm bu hususlarla ilgili bir çalışma yapılmamışsa derhal harekete geçilmelidir. Eğer bir çalışma yapılmışsa da bu çalışmalarla ilgili kamuoyu sürekli olarak bilgilendirilmelidir.”

KİMSE YOK MU! ÇIĞLIKLARI HALA KULAĞIMIZDA

17 Ağustos 1999 ’da Gölcük depremindeki acı tabloyu yaşamak istemiyoruz” diyen Özacar, “Kimse yok mu! çığlıkları hala kulaklarımızda iken daha neyi bekliyoruz. Deprem felaketi kapımızı çalmadan deprem senaryoları hazırlanmalıdır. Deprem Bursa’nın değişmez ve her zaman masanın üstüne olan öncelikli gündemi olmalıdır. Gerekli teçhizat, ekipman, ekip, eğitimi insan gücü, toplanma yerleri alt-üst yapılarıyla hazırlanmalıdır. Mevcut imkânlar öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Stadyum ve spor kompleksleri depremde toplanma, barınma sağlık alanları olarak dizayn edilmelidir. Mahallelerin park bahçe ve yeşil alanları başta olmak üzere, Hacivat deresi, Deliçay ve Setbaşı derelerinin sağ ve sol sahillerinin müsait yerlerine veya yeraltına deprem binaları ve ihtiyaç maddeleri hazır şekilde bulundurulmalıdır. Depremde ihtiyaç, duyulabilecek her şey buralarda ikame edilmelidir. Ulaşım için mobil köprüler hazır edilerek, afet bölgesinin ulaşımında kullanılmak üzere, envantere eklenmelidir. Yerel yöneticilerimiz zaman kaybetmeden, başlıklar halinde alınması gereken tedbirler hakkında kamuoyunu acilen bilgilendirilmeli, bu konuda görsel ve yazılı çalışmalarla insanlarda deprem bilinci oluşturulmalıdır. Bilim insanlarımızın sıkça kullandığı, “deprem öldürmez ihmal öldürür” sözü bireyden siyasi iktidara kadar herkesin, hepimizin kulağına küpe olmalıdır. Son olarak Saadet partisi Bursa teşkilatlarımız adına yerelden genele yürütme, makamındaki siyasi iktidara sesleniyoruz: “İhmaliniz milletimizin felaketi olmasın” şeklinde konuştu. (Haber Merkezi)