Advert

Gençler Avrupa rüyasına takılmayın

Avrupa'nın göbeğinde bir Türk milletvekili Türk gençlerine sesleniyor: "Mutlaka değişim programlarına katılın. Kültürleri tanıdığınız zaman bir kazanç elde ediyorsunuz. Pozitif şeyleri Türkiye’ye götürebilirsiniz. Ama kalkıp bin Avrupa’da bir hayat kuracağım rüyasına takılmayın. Avrupa’nın eski refahı kalmadı."

 Gençler Avrupa rüyasına takılmayın

Mehmet ÇETİNKAYA  

Belçika – Brüksel  yerel meclisinde 89 milletvekili var. Bunların beşi Türk kökenli. 2019'un başlarında Belçika seyahatimizde hem milletvekili hem de Brüksel Saint-Josse Belediye Başkanı Emir Kır ile röportaj yapıp sizlerle paylaşmıştık. Bu yıl da okuyucularımız için Sosyalist Partiden 3 Türk kökenli federal milletvekili ile mecliste söyleşi gerçekleştirdik. iki vekilin söyleşinin ardından bugünde Belçika – Brüksel Milletvekili Bütçe ve Ekonomi Komisyon Üyesi ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şevket Temiz ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Belçika – Brüksel Milletvekili Bütçe ve Ekonomi Komisyon üyesi ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şevket Temiz öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Brüksel bölge milletvekiliyim. Bu dönem aynı zamanda ana kentte 2000’den itibaren meclis üyesiyim. Belçika’ya 1976’da aile birleşim yoluyla geldim. Babam 1972’de gelip iki yıl sonra işçi oldu. Kısaca, işçi çocuğuyum. Eğitimimi Belçika’da yaptım. Siyasal Bilgiler ön lisans mezunuyum. 2000 yılında ilk tecrübemiz seçimlere katılmakla başladı. Meclis üyesi olarak başladım. On iki yıl öyle devam etti. 2014’te milletvekili adayı gösterildim. Geçen yıl da tekrar bir seçim vardı. 2. dönemde de seçildim. Tabii bu da kimin sayesinde oldu derseniz Brüksel’de yaşayan Türk asıllı abilerimiz, ablalarımız, gençlerimiz sayesinde. Demek ki güzel bir çalışma dönemi geçirdik ilk dönemde. Bizleri tekrar seçtikleri için ayrıca teşekkür ederim.

Siyaset hayatınız nasıl başladı?

Küçüklükten beri içimden hep geçerdi. Nasıl geçerdi? Televizyonda tartışma programlarına bağımlıydım. Tabii o zamanlar Türk televizyonları yoktu. Daha çok Fransız, Belçika kanallarını takip ederdim. Tabii Siyasal Bilgiler okuduğumdan dolayı ayrıca ilgim vardı. Aşkla, ilgiyle, arzuyla siyasete hep yakındık. Siyasete sadece kavram olarak değil aynı zamanda sizin geleceğinizi hedef alıp karar veren merciler olarak gördük. Ortada mutlak bir boşluk olduğundan dolayı zaman içerisinde bu boşlukları dolduralım ve karar verici olalım diye düşündük.

Türkiye ve Belçika arasında siyaset anlamında yetki farkları/karmaşası konusunda nasıl farklar görüyorsunuz?

Milletkvekili ünvan olarak aynı. Ama içerik olarak çok farklı. Ben bir bölge milletvekiliyim. İki toplum üç bölge var. Her bölgenin kendi meclisi, kendi başbakanı ve yönetim kadrosu var. Öncelikle böyle bir fark var. Türkiye merkezi hükümet olduğundan dolayı bütün kararlar ve seçimler Ankara endekslidir. Siz Bursa milletvekilisinizdir ama görevinizi Ankara’da gerçekleştirirsiniz. Tabii Türkiye’de milletvekili ünvanı daha büyük bir karşılığa sahip. Burada milletvekili daha halktan. Korumamız yok. Her şey şeffaf. Toplu taşımaya biniyoruz, bisikletle gelenler var. Bazı bakanlar araç istemiyor. Burası daha çok toplumla iç içe anlayacağınız üzere. Başka bir sebebi daha var. Buradaki seçim yasası daha çok tercih oylar üzerine kurulmuştur. Bir milletvekili kendi tercih oylarıyla seçiliyor, tabii ki parti sizi bir listeye koyuyor genel başkan bir sıralama yapıyor ama sonuçta siz vatandaşla barışıksanız ve kendi kamuoyunuzu yaratabildiyseniz… 1. sıradaki seçilmeyebiliyor mesela. Ben ilk dönem 89 listelik bir listede 38. sıradaydım. En iyi 15 skoru yaptım. Bu dönem en iyi 6’yı yaptım. Ama Türkiye’de siyaset daha çok genel başkanın tercihi ile alakalı. Burada öyle bir durum söz konusu değil. Türkiye’deki protokol işlevi olsun milletvekili karşılığı olsun daha çok. Bu iyi mi kötü mü o oraya kalmış. Biz kendi durumumuzdan memnunuz. Protokolmüş, korumaymış makam arabasıymış... Bunlar zaten kabul de görmez. Öyle bir özenti yok. Mesela resmi bir kıyafetimiz yok. Bakanlar tişörtle katılabiliyor meclise. Batı Avrupa’da bu değerler benimsenmiş zamanla. Tersini yaptığınız zaman tuhaf karşılanabilir.

Türkiye’deki gençler hep Avrupa’ya özeniyor. Ben uzun yıllardır seyahat ediyorum. En sevdiğim şeylerden biri bir ülkeye gidip 1 hafta sonra dönmek. Tabii ki erasmus yapılabilir, staj yapılabilir, gezilebilir ancak gençler dönmemek üzere bir hayal kuruyor. Gençlere ne önerirsiniz?

Gençlere mutlaka değişim programı öneririm. Kültürleri tanıdığınız zaman bir kazanç elde ediyorsunuz. Pozitif şeyleri Türkiye’ye götürebilirsiniz. Bakış açısı kazanabilirsiniz. Ama ben kalkıp Avrupa’da bir hayat kuracağım rüyasına takılmasınlar. Avrupa’nın eski refahı kalmadı. 70-80 ve 90’ların ekonomik düzeni oldukça kayba uğradı. Bugün bizlerin seçimlerde en çok konuştuğu konu kazanılmış hakları biz bugün nasıl koruyabiliriz üzerine oluyor. Biz de kaybediyoruz. Globalleşme oldu. Ekonomi artık el değiştirdi. Artık Belçika’nın kapitali dışarıya gidiyor. Belçika nüfus olarak 11 milyon ama dış ticaret hacmi 390 milyar Avro. Bunun yüzde 90’ını dışarıya gidiyor. Biz şimdi Türkiye’deki gençlere bunu söylüyoruz. Geleceksiniz tamam ama bir iş bulmak çok zor. Oturum alabilmek çok zor. Türkiye’de üniversiteyi bitirip iş bulmuşsanız kesinlikle o düzeni bozup sıfırdan başlamanızı tavsiye etmiyorum. Tabii ki çok güçlü bir diplomanız olabilir. Bununla çeşitli ülkelerde değer görebilirsiniz. Zaten öyle insanlar 2 yılda bir ülke değiştiriyor ancak bunun dışında kesinlikle tavsiye etmiyorum.

BELÇİKA'NIN FAKİRLERİ FRANSIZLAR

Türkiye’de son 20 yılda çok büyük değişim var. Gerek altyapı gerekse üstyapı. Köprüler, şehir hastaneleri, havalimanları... Takdir eden de var etmeyen de var. Siz buradan baktığınızda Türkiye nasıl görünüyor?

Öncelikle Türk asıllı bir vatandaş olarak tabii ki Türkiye’nin gelişmesini isteriz. Türkiye benim açımdan evet gelişiyor. Türkiye’de çok güzel işler de oluyor. Zaten her ülkede sıkıntılar oluyor bu bir gerçek. Hiçbir ülkede Avrupa dahil yüzde yüz demokrasi göremiyoruz. Bugün Fransa’yı görüyoruz. Biliyorsunuz Fransa dünyanın hak hukuk ve evrensel değerler taşıyan bir ülke olarak öne çıkanlarından. Sarı yeleklilerle beraber neler görüyoruz. Polis şiddetini ve diğer birçok negatif çıktıyı görüyoruz. Bunların sebeplerine bakmak lazım. Bir de Türkiye’deki olaylara bakalım. Önce Fransa’yı baz alalım sonra Türkiye’ye geçelim. Bugün Fransa’da bilyorsunuz cumhurbaşkanı emeklilik yaşını çıkartıp emeklilik prim olarak getirmek istediler ve çok büyük kayıplar olacaktı. Esas başlangıç orada. Bugün Belçika’da emekli kasamız maalesef sıkıntıda. Biz 2014 yılında emekli yaşını 67’ye çıkardık. 45 yıl kesintisiz bir kariyeriniz varsa 63 yaşında emekli olabiliyorsunuz ancak. 18 yaşında başlamanız gerekiyor, ki bugünkü dünyada pek mümkün olmayan bir senaryo. Biz de mücadele ediyoruz başlangıçta söylediğim gibi. Kazanılmış haklarımızı nasıl kaybetmeyeceğiz üzerine mücadele veriyoruz. Almanya olsun Belçika olsun Hollanda olsun artık sosyal haklarını kaybetme evresinde. Emekli maaşı ödemekte sıkıntı yaşıyoruz. Burada mesela çocuklar için fonlar var. Bunları ödemekte sorun yaşıyoruz. Bugün Belçika’da Valon bölgesinde her 3 çocuktan 1’i süt kullanamıyor. Fakirlik seviyesi Belçika’da Fransızlarda çoktur. Bugün Türkiye’den görünmüyor belki. Medyanın etkisi büyük. Her zaman ışıklı güzel yerler gösterilir. Türkiye’nin gelişmesini, büyümesini ve Türkiye’nin Avrupa standartlarına gelmesini gönülden istiyoruz. Bunun tersini söylemek vefasızlık olur. Peki Avrupa Türkiye’yi nasıl görüyor. Avrupa Türkiye'ye iki eksende bakıyor. Birincisi entelektüel kısım; siyasetteki kişiler, hükümet, gazeteciler. Türkiye’yi çok olumlu görmüyor Avrupa. Normal vatandaş izne gittiğinde Türkiye’nin onlara sunduğu olanaklar Avrupa’da yok. Bir hafta her şey dahil lüks tatiller makul fiyatlara bulunabiliyor ama Türkiye’ye bazı eleştiriler var. Bazen bu eleştiriler çok haksız olabiliyor. Her ülkenin kendi dinamiği kendi jeopolitik durumu vardır. Mesela Türkiye’nin Suriye’deki hareketine çok büyük tepkiler oldu. Biz bunu zaten kınadık. Türkiye’ye destek verdik. Türkiye’nin terörizme maruz kalması böyle bir operasyonu zorunlu kılıyor. Kendi güvenliği açısından ve aynı zamanda Avrupa’yı da güvence altına alıyor.  Türkiye’deki siyasi gelenekteki partiler genelde sağ olsun sol olsun artık anlamlarını kaybettiler. Bugünkü iktidar 18 yıldır orada. Herkesin eleştirme hakkı var. Eleştirilecek çok nokta da var ama bugün bu halk bu iktidarı seçtiyse halka saygı duymak zorundasınız. Belki Avrupa’da birkaç kişinin işine gelmez ama orada demokrasinin esası sandık ve millettir. Yarın siz bu hükümete darbe teşebbüsünde bulundu, darbeyi destekledi gibi ithamlarda bulunursanız o zaman Avrupa’nın artık inandırıcılığı kalmıyor. Gönlümüz Türkiye’nin hızlı bir şekilde AB ile beraber eski günlerine dönmesi. İkili görüşmelerin pozitif şekilde gelişmesi. Milletler arasında devletler arasında her zaman çıkarlar vardır. Avrupa Türkiye için çok önemlidir. Sizler zamanında iş adamlığı yaptınız. Bunu iyi anlarsınız. Türkiye’nin ticaretinin yüzde 65i AB ile beraberdir bunu göz ardı etmemeliyiz, edemeyiz. Aynı zamanda 5.5-6 milyar lira bir gurbetçi varlığımız var Avrupa’da. Bunlar çok önemli. Gönül ister Avrupa Birliği ve Türkiye arasında 2009-2010’a kadar olan güzel havayı tekrar yakalayalım. Hem Türkiye için hem de AB için çok avantajlı olacak. Bazı kriz dönemleri yaşadık. Tabii ki buradaki vatandaşlarımızı da ister istemez etkiliyor. Nasıl etkiliyor? Baskı görüyorlar siyasi görüşlerinden dolayı istedikleri sonuçları elde edemiyorlar. Bazı konularda ister istemez hükümetlerde de Türkiye’ye bir taviz hali var. En barizi siz bir iş adamı olarak bir vize alamıyorsunuz. Seyahat özgürlüğünüz yok, ki anlaşmalar önceden imzalanmış. Birkaç yıl önceden söz verdiler. Bu da Türkiye’deki hükümetle Avrupa’daki devletler arasında hızlı bir iyileştirmeye gidilmesi gerektiğini gösteriyor.

KİŞİ SİYASETEN NASIL ÖLDÜRÜLÜR?

Bugünlerde Brüksel’in en yoğun gündem Emir Kır. Türkiye’den gelen MHP’li belediye başkanlarının gelmesine anlamsız büyük bir tepki var. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?

Emir Kır hem büyüğümüz hem de  başarılı bir siyasetçimiz aynı zamanda belediye başkanımızdır. Bu kazanımları elde etmek çok zordur. Kendisine çok büyük bir linç kampanyası yapıldı. Kendi adıma zaten Belçika basınına röportajda ona büyük bir haksızlık yapıldığını söyledim. Çok üzücü bir noktaya geldiğini söyledim. Olay nasıl başladı onu anlatalım. Bildiğiniz gibi AB geleneksel olarak dünyanın çeşitli yerlerinden bölge ve şehirler davet ediyor. Kültürel anlamda kalkınma adına bir fikir alışverişi yapıyorlar. Bir gündem oluşturuyorlar. Bu konuda Türkiye’den başlangıçta 30’a yakın belediye başkanı davet ediyorlar. 30’a yakını evet cevabı verip gelmeyi planlıyorlardı. Çünkü bu soru benim belediye başkanıma da soruldu. Bu çok önemli bir nokta. Belçika’daki siyasette görüş ayrılıkları her zaman var. Emir Bey’i ziyaret sırasında iki tane CHP belediye başkanı 2 AK Parti’li 2 tane MHP’li var. Şimdi bunlar ziyarete gidiyorlar. Emir Bey nasıl söyleyebilir siz gelmeyin ben sizi karşılamayayım diye. Tabii bu görüşmeden sonra sosyal ağlarda bir fotoğraf paylaşıldı Emir Bey’in bu görüşmesinden 2 MHP’li var. İşte MHP’li Avrupa’da. Irkçı bir parti olarak görüyorlar. Burada bir tepki oluşuyor. Bir tane üye kalkıp disipline sevk edilmesini talep ediyor. Parti mecbur kayda alıp işlem yapması gerekiyor. Daha sonra linç kampanyası başladı. Akıl almaz olaylar akıl almaz eleştiriler geldiği zaman artık bunun Emir Bey’i geçtiğini, başarılı kişiyi siyasette nasıl öldürürüz sorusuna dönüştüğünü gördük. Tabii bir de parti içersinden birkaç ay önce genel başkanı iç hesaplaşmaya döndü. Biz de üzülüyoruz. Çünkü sonuçta başarılı bir belediye başkanının çalışmasını değil de kendisinden kaynaklanmayan bir ziyaretten dolayı bu duruma getirilmesi üzücü. Bizler kendi açımızdan görüşmelerimizi yaptık. Dün de bizi şikayet ettiler. Kendisi de işte zamanında bu tür görüşmelere katılmış kendisi MHP’yi aşırı sağcı tanımlamıyor diye. Bizi de sıkıştırdılar. Şimdi şöyle bir şeyle karşı karşıyayız. Evet çok güzel bir soru sormuşsunuz. Burada nasıl yaşıyorsunuz diye. Siyaset Türkler için çok zor bir döneme giriyor. Şundan dolayı; Türkiye’deki olayları eleştirmiyorsunuz, Türkiye’ye cephe almıyorsunuz. Şikayet edilecek noktalar olduğunda mutlaka ederiz. Şu durumdan rahatsızız diye. Ama siz Türkiye’nin bugün Suriye’deki bir NATO üyesi olarak güvenlik açısından yaptığı bir operasyonu işgal olarak tanımlayamazsınız. Türkiye’de yaşanacak potansiyel bir güvenlik sıkıntısı Avrupa’ya yansıyacaktır. Türkiye sınırları ne kadar güvenli olursa Avrupa da o kadar güvenli olur. Çok doğru. Ayrıca ve gerçekten özetle bir Türkiye araştırması yapmaları gerekiyor. Türkiye’deki partiler neyi temsil ediyor veya bizim gelişmesini beklediğimiz partiler bugün ne durumda? Bunlar çok önemli. Bence bir çalışma burada da başlaması gerekiyor. Her ne kadar Emir Bey’e linç kampanyası olsa da Belçika asıllı milletvekilleri de Emir Bey’e destek veriyor. Tepki veriyor. Arka arkaya açıklamalar da geliyor.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500