Advert

Fotoğraf zamanı dondurmak değil

‘Anıt Ağaçlar’ isimli projesi ile 9. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali’nde yer alan genç yetenek Ayşe Nilden Aksoy, “Fotoğrafın sadece zamanı dondurmak, anı saklamak değil; aynı zamanda hayatın döngüsünün bir parçası olarak yaşayan bir varlık olduğunu benimsemekteyim” dedi.

Fotoğraf zamanı dondurmak değil

Ufuk IRGAŞ-İzzet GÜNAY
9. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali (BURSA FOTOFEST-9) kapsamında ‘Anıt Ağaçlar’ isimli projesi ile yer alan genç yetenek Ayşe Nilden Aksoy ile 1800’lü yıllardan kalma, daha fotoğraf yokken bitki özleri ve suları ile uygulanan çok farklı sanatından ve fotoğrafa bakış açısından sohbet ettik.

Kimyasal kullanılmadan gerçekleştirilen fotoğraf baskı teknikleri üzerine çalışmalar ve araştırmalar yaparak çalıştığınızı öğrendiğimiz için buradayız. Öncelikle kısaca kendinizi tanıtarak, konuyu özetler misiniz?
Ben şu an tezimi de bu konuda oluşturmaktayım. Yani Kimyasal kullanılmadan gerçekleştirilen fotoğraf baskı teknikleri üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapıyorum. Fotoğrafın sadece zamanı dondurmak, anı saklamak değil; aynı zamanda hayatın döngüsünün bir parçası olarak yaşayan bir varlık olduğunu benimsemekteyim. Kimyasal içermediği için izlenme ömrü olan ve basıldığı ilk günden itibaren yavaş yavaş silinerek yok olan fotoğraflar üretmekteyim. Ölümlü sanat kavramını araştırmaktayım.

Çok enteresan ve değişik bir yaklaşım bu... Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1983 Ankara doğumluyum. Eğitimime İstanbul’da başladım. Lisede fen alanında eğitim gördüm. 2007 yılında Anadolu Üniversitesi Fizik Bölümü’nü bıraktım. 2010 yılında YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi - Fotoğraf ve Video Programı bölümüne başladım. 2013’te Portekiz’de bulunan Intututo Politechnico Tomar Okulu’nda alternatif fotoğraf ve fotoğraf emülsiyonu derslerinde eğitim aldım. 2018’de MSGSÜ fotoğraf yüksek lisans programına kabul edildim ve eğitimime tez aşamasında devam ediyorum. 2018 yılında 36. Akbank - Günümüz Sanatçıları Sergisi,  2019 yılında İstanbul Sanat Fuarı’nda  ve Bazaart’da eserlerim ve işlerim sergilendi. Deneysel fotoğraf alanında çalışmakta ve eski baskı tekniklerini günümüze uyarlamaktayım. 9. Bursa Fotoğraf Festivali’nde yer alan “Anıt Ağaçlar” projesi ile İstabul’da bulunan anıt ağaçların fotoğraflarını 1800’lerden kalma bir teknik olan mavi baskı tekniği ile kumaş üzerine basarak bunu geliştirme gayretindeyim.

Biraz da teknik olarak yaptığınız sanattan bahsedebilir misiniz?
Öncelikle herhangi bir kimyasal boya veya hammaddesi kullanmıyorum. Tamamen bitki sularını kullanarak fotoğraf basmakta ve unutulmuş, günümüzde kimse tarafından kullanılmayan eski fotoğraf teknikleri üzerine araştırma ve çalışmalar yapıyorum, onarla projeler ve geliştirilmiş teknikler üretiyorum. Doğal ve kimyasal içermeyen fotoğraf baskı yöntemlerini Türkiye’ de kullanan ilk sanatçı olarak ürettiğim sosyal içerikli projeleri farklı festival ve organizasyonlarda sergilemekte ve teknikler ile ilgili Yunanistan ve İstanbul dâhil birçok yerde workshoplar düzenlemekteyim. Bu sanata gönül veren, hobi olarak, merak ederek başlayan her yaş gurubundan öğrencilerim var. Mümkün olduğu kadar da davet edildiğim her yere giderek, her bireye ulaşarak bu sanatı öğretme, yayma gayreti içinde olacağım. Bu benim için artık bir yaşam biçimi oldu diyebilirim.

Teorik bilgi  asla yetmedi

Fotoğrafı çok farklı algılıyorsunuz ve bunu çok eski bir yöntemle sanata dönüştürme fikri çok derin geldi bana. Daha genç yaşlarda bu fikirler nasıl oluştu ve gelişti. Her sanatçı gibi sizi etkileyen şeyler, mutlaka bir hikâyesi vardır?

Aslında hayatımız, yaşama şeklimiz, büyüklerimizden öğrendiklerimiz ve duygusallıklarımız; hepsi... Şehirde büyüyen her çocuk gibi yağmurdan sonra betonun nasıl koktuğunu, bisikletten düşünce asfaltın dizleri nasıl parçaladığını, araba lastiklerini tekmeleyip alarmlardan nasıl kaçılacağını, otobüs duraklarında güvercinlerin pislemek için insanları nasıl hedef aldığını gözlemleyerek, yaşayarak büyüdüm. Denedim. Çocukluğumdan beri genellikle büyüklerimin sözünü dinlemeyip, deneyerek hatalarımı bulmaya çalıştım. Teorik bilgi bana asla yetmedi.
Çocukluğum bahçede çiçek, böcek ölüsü, kuru yaprak karışımlarını su ile harmanlayıp çeşitli renklerin cümbüşünü izleyerek, banyo küvetini doldurup evdeki her türlü yağ, esans, mürekkep gibi sıvı malzemenin birbiri ile etkilerini izleyerek  ve deneyimleyerek  geçti.
Lisede fen alanında eğitim gördüm. Üniversite serüvenime, Anadolu Üniversitesi - Fen Fakültesi - Fizik bölümünde başladım. Fizik, kimya ve biyoloji konusundaki çalışmalarda teorik kısımdan çok laboratuarlarda keyif aldım. Fotoğraf çekimi ile ilgili kurslara katıldım ve filmli makine ile çekimler yapmaya başladım.
Uzun süre anket çalışmaları yapan şirketlerle çalıştım. Farklı statülerde, farklı gelir seviyelerinde, birbirinden çok farklı kültürlerdeki insanlarla yüz yüze iletişim kurup, onları ikna ederek bilgilerini aldım. İnsanın sosyal, antisosyal davranışları ile yüzleştim.
Yıldız Teknik Üniversitesinde Fotoğraf eğitimime başladığımda hem çok zorlandığım hem de çok sevdiğim karanlık odada çalışma fırsatı buldum. Erasmus Öğrenci Değişimi Programı ile Portekiz’ e gittiğimde dil bilmediğim için Portekizce işlenen teorik dersleri de, gerektiğinde Google translate, gerektiğinde İngilizce bilen birilerine tercüme ettirerek, gerektiğinde hocaların peşinden koşup İngilizce açıklama isteyerek başardım ama en çok laboratuar derslerine, uygulama derslerine hayran kaldım. Eski baskı tekniklerini, fotoğraf emülsiyonu hazırlamanın zorluğunu ve güzelliğini görerek, deneyerek aldığım son sınıf ve bitirme projesi dâhil bütün derslerden başarılı olarak geçtim.

ESERLERİMİ ATÖLYEMDE ÜRETİYORUM
Türkiye’ye geri döndüğümde, burada uzun süre teknikleri uygulayamamanın, ilgilenen insanlar bulamamanın sıkıntısını, kimyasalları, gerekli ekipmanları edinememenin üzüntüsünü yaşadım. Beni çok heyecanlandırmasına rağmen unuttuğum, unutmak zorunda kaldığım teknikler için üzüldüm. Ben ne kadar yılıp kaçmaya, stüdyoya yönelmeye çalışsam da bu anlamda deneysel fotoğrafın heyecanı peşimi hiç bırakmadı.
Bir süre sonra da stüdyodan kopmama, toprağa dokunmama neden olacak kadar beni ele geçirdi. Fotoğraf serüvenime Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf bölümünde yüksek lisans öğrencisi olarak tez aşamasında devam etmekteyim. Kendi atölyemde eserlerimi üretiyor, yeni ufuklara yelken açıyorum. 2 yıl süresince İstanbul Meslek Edindirme Kursları kapsamında temel fotoğraf dersleri verdim. Öğretmenin zevkini birbirinden farklı kültürel geçmişleri, hayat yaklaşımları, maddi ve eğitim düzeyleri olan kişilere eğitim vererek tanıma şansım oldu.
 

BENİ BEN YAPAN ŞEY DENEYSEL FOTOĞRAF
Deneysel fotoğraf, belgesel bir anlam ifade ediyor. Her bir kopyalanamayan, tek, eşsiz baskı, eşsiz fotoğraf, yok olmasıyla ya da yüzyıllarca dayanmasıyla ayrı birer karakter, ruh katıyor kendi varlığına. Beni benden alan, heyecanlandıran kısım, verilen yoğun emek ile resimsel etkiler oluşturması ile farklı kimyasalların etkilerinin ve ışığın her bir saniyesinin değerinin tamamıyla fotoğrafı oluşturan etmenleri barındırması. İnsan, bu fotoğrafları oluştururken verdiği emek ile sadece bir işçi olabiliyor süreçte. Tamamen etkileyemiyor, belirleyemiyor, yönetemiyor ve hâkim olamıyor. Sadece tahmin yürütebiliyor ve deneyerek gözlemleyebiliyor. Bu yüzden beni ben yapan şeyi yaşayabilmek için deneysel fotoğraf ile ilgileniyorum.
Portekiz’de deneysel fotoğraf baskı tekniklerinin engin denizinde yüzmemi sağlayan Profesör Luis Pavao’ya, YTÜ, FVP ye ilk kabul edildiğimde karanlık oda ile ilk kez karşılaşmamı ve karanlık odada çalışmayı sevmemi sağlayan Ufuk Duygun hocama, bitirme projemde yönlendirmeleri ve cesaretlendirmeleri ile her zaman en güzel şekilde yanımda olup beni destekleyen ve aynı zamanda yüksek lisans için beni yüreklendiren İsmail Coşkun hocama çok şey borçluyum. Onlara buradan çok ama çok teşekkürlerimi sunuyorum.

NİCE PROJELER ÜRETİLDİ
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi yüksek lisans programına kabul edilmek, fotoğraf yaşantımda kendimi oluşturmak, yönümü bulmak için çabalarken attığım en önemli adım oldu. Üniversitede kendi alanlarımda çok başarılı ve değerli hocalarım Yusuf Murat Şen, Ozan Bilgiseren, Seçkin Tercan, Tuna Uysal ve Hürü Özlük hocalarımdan dersler alarak, onların destekleri ile projeler üretme şansım oldu.
Bugüne kadar Akbank 36. Günümüz Sanatçıları Sergisi 2018, 28. İstanbul Sanat Fuarı- ARTİST 2018 ve Bazaart 2019’da eserlerimle yer alma şansı yakaladım. İstanbul ve Selanik’te baskı teknikleri üzerine workshoplar düzenledim. 9. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali kapsamında anıt ağaçlar isimli projem ile yer almaktayım. 1800’ lü yıllardan kalma mavi baskı tekniğini kullanarak kumaş üzerine bastığım fotoğraflar ile İstanbulun farklı bölgelerinde yer alan yüzlerce yılı aşan ömürlü ağaçları sunmaktayım. Bitki suları kullanarak fotoğraf baskısı yapmak üzerine festival kapsamında 11-12 Ekim de bir workshop yapacağım. Tüm Bursalı sanatsever dostlarımızı çalışmama bekliyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500