Advert

EDEBİYATTAN BEYAZPERDEYE ‘MELODİ’

Ülkemizin Joanne Rowling'i olarak anılan genç yazar, romanlarını senaryolaştırmak için kolları sıvamış durumda... Edebiyattan Beyazperde'ye tatlı bir hikaye...

EDEBİYATTAN BEYAZPERDEYE ‘MELODİ’

 

Erkan ŞEN

16 yaşında yazdığı ilk kitabı sayesinde Türkiye'nin en genç yazarı unvanını aldı Melodi Baç. Daha 21 yaşında olmasına rağmen 4 kitabı var Melodi'nin ve bu kitaplar büyük ilgi görmekte. Türkiye'nin Joanne Rowling'i olarak gösterilen başarılı yazar Baç, 'agazete'yi kırmadı ve samimiyetle cevapladı sorularımızı. 

 

 Klişe bir soru olacak ama... Melodi Baç kimdir?

Melodi Baç, aslında yazı yazmaya tutkuyla bağlı biridir diyebilirim. Yazmaya 13 yaşında başladım ve o günden beri yazıyorum. Kitaplara, fantastik kurgulara çok büyük bir ilgim var. Küçüklüğümden beri pek çok kitap okudum, çok fazla film izledim ve hep araştırmaya çalıştım. Kısacası kendini geliştirmeyi seven biri Melodi Baç. Bunun dışında şu an İstanbul Bilgi Üniversitesi son sınıf Sinema Bölümü öğrencisiyim ve bitirme projemi senaryo yazarak tamamlamaktayım. Yani Melodi Baç yazmaktan bıkmayan ve vazgeçmeyecek olan biri diyebilirim.

Beyaz perde hayalin de var yani?

Evet, en büyük hayallerimden biri. Kitap yazmaya başladığımdan beri böyle bir hayalim var. Mimarlık eğitimimi bırakıp sinema bölümüne geçmemin en büyük etkeni bu hayaldi. Şimdi ise hayalime ulaşmak için ilk adımları minik minik atmaya başladım. Anka serisinin ilk kitabı olan 'Anka'nın Dönüşü'nü sinemaya uyarlamaya başladım. Benim için çok zorlu, çok heyecanlı ve değişik bir süreç bu. Yazdıklarımı sahneleştirirken gerçekten çok heyecanlanıyorum. Senaryomu bitirdiğim zaman hayalime bir adım daha yaklaşmış olacağım.

 Neden Yasak serisi değil de bu eseri seçtin beyaz perde için?

Zoru seven bir insanım ben. Kendimi birçok şeyde sınamayı severim. Yasak serisi fantastik bir aşk romanını anlatıyordu. İki kişi arasında geçen bir hikaye olduğu için tematik yapılı senaryoya uygun. Bir de ana karakterin başına gelen olaylar sonucu onun değişimini gördüğümüz dramatik yapılı senaryo vardır. Anka serisi de Anka Carmen'in başından geçenleri ve onun şımarık dünyalı bir kızdan Crictus gezegeninin tek hükümdar kraliçesi konumuna geliş hikayesini anlatıyor. Sanırım ilk senaryomda dramatik yapılı bir film yazmak ve ilk önce kendimi bu dalda sınamak istedim.

Destek Yayınları'ndan çıkan son eserin 100. Nesilden bahseder misin biraz?

  1. Nesil, Anka serisinin 2. kitabı olmasına rağmen aslında tek başına da okunabilen bir yolculuk hikayesi. Anka Carmen Crictus gezegeninin kraliçesi olmuştur ve ölümsüz olan kardeşi Enka kendine yeni bir beden bulduğunda '100. Nesil'e ulaşmıştır. Bu yüzden Anka Carmen'den katbekat güçlüdür ve taht için büyük bir tehdittir. Carmen tahtını korumak için çıktığı yolculukta arkadaşlığı, ihaneti, aşkı ve daha birçok duyguyu tadarken büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kalır. İlk kitapta anka kuşu gibi doğan Carmen, artık büyümek zorundadır. Yani aslında bir büyüme ve yolculuk romanıdır 100. Nesil.

Senaryolaştırılacak mı 100. Nesil de?

Elbette... Anka serisini sırasıyla senaryolaştırmayı hedefliyorum. Ve tabii ki gelecek kitaplarım ve Yasak serisiyle ilgili de benzer planlarım var. Sadece ilk başta Anka'nın Dönüşü ile başlamayı tercih ettim. Kitaplarımı birbirinden ayırt etmem genellikle. Hepsi benim için çok özeldir ve özel yerleri vardır. Bu yüzden ileride diğerlerini de senaryolaştırmaya çalışacağım.

Sana boşuna Joanne Rowling demiyorlar yani...

Evet, rengimiz benziyor sanırsam...

Çok genç yaşta yazmaya başladın Melodi. Bunun artı ve eksi yönleri oldu mu hayatında?

Aslında çok fazla bir şey değiştirmedi hayatımda. Kitabı basmaya karar verdiğimde getireceği sorumluluğun farkında değildim. İlk kitabım 'Yasak' ben 16 yaşındayken piyasaya çıktı. Ben o yaşlarda çok keyifli, ama bir o kadar da ağır bir yükün altına girmiş oldum. Ailem bana bu konuda çok destek oldu. Her türlü yardımı sağladılar. Şu anki senaryo hocam bize senaryo yazımı için "Yazdığınız her şey sizin namusunuzdur" demişti. Bunun ne demek olduğunu çok erken yaşta tattım ben. Kitap yazmanın işin çok daha kolay bir kısmı olduğunu keşfettim. Yine de her ne kadar zorlu bir süreç olsa da, kitabımı ilk elime aldığımda yaşadığım hissi kelimelerle tarif edemiyorum. Bu yüzden ne kadar zor olursa olsun değiyor.

 Türkiye'nin en genç yazarı olmak harika bir şey olsa gerek. Var mıydı çevrende başarını çekemeyen insanlar?

Etrafımda hep yakın gördüğüm arkadaşlarım var diyebilirim. Hepsi de çok iyi insanlar. Beni kıskanmadıklarına eminim, çünkü onlardan büyük bir destek görüyorum. Kitaplarımı alıp okuyorlar, paylaşıyorlar, haberim çıkınca keyifle takip ediyorlar. Çevremde beni çekemeyen bir insan yok. Üstelik herkesin kendi hayatında başarılı olduğu birçok konu var. Benim konumun farkı sadece biraz daha göz önünde olmam...

Göz önünde olmak hiç mi rahatsızlık vermedi sana?

Çok da göz önünde değilim. Olsam da pek rahatsızlık vereceğini sanmıyorum. Özel hayatla işi birbirinden ayırmak konusunda çok hassasımdır. Kendimi rahatsız hissedeceğim bir konuma sokmuyorum asla uğraştığım sanatı... Bu nedenle içim çok rahat.

KENDİMİ AĞLARKEN BULUYORUM

Eserlerinde bulunan karakterler... Nasıl ortaya çıkıyor bunlar, nasıl bir dünyan var senin?

Tam olarak nasıl çıktıklarını bilmiyorum açıkçası. Çünkü onlar zaten var... En azından benim için durum böyle. O gezegenlere gittiğimde onlar sanki benim zaten tanıştığım insanlarmış ya da yaratıklarmış gibi hissediyorum. Kalemi elime aldığım zaman cümlelerin içinde yaşıyorum ve geri dönene kadar bu durumun farkında bile olmuyorum. Bugün bile yazarken ağlıyordum, daha doğrusu ağlıyormuşum ve farkında değilmişim. Karakterler de işte böyle oluşuyor. Anka serisinin baş karakteri Carmen mesela, dünyada 16 yılını geçirmiş şımarık bir kız... 'Kendini bir taht savaşının ortasında bulsa ne yapardı?' diye düşündüm. Diğer bir karakter Ron, her şeyiyle bağlı olduğu kraliçesine aşık olsa, ne yapardı? Aslında olayları tasarlayıp karakterlerin kişiliklerini ve gelişimlerini olaylara verdikleri tepkilerle tasarlıyorum. Böylece karakter kendi kendini geliştirmiş oluyor ve doğuyor.

Ağlarken farkına varamamak... Rahatsız eden bir durum değil mi bu?

Hayır aslında. Yaşamadığım bir şeyi yazmam ben. O gezegenlere gittiğimde her karaktere bürünüp onların yaşadıklarını yaşıyorum. Bugün de çok ağır bir sahne yazıyordum ve gerçekten bu beni üzdü. Carmen'i nasıl üzüyorsa beni de aynı şekilde üzdü, çünkü o karakter o an benim. Aynı şekilde Ron, Jonathan ve diğer tüm karakterler de benim. Bu yüzden ağlamak ve bunu sonradan fark etmek beni rahatsız etmiyor. Sadece o an yaşamam gereken bir şeydi ve o an onu yaşadım. O boyutta olmak beni rahatsız etmiyor aksine rahatlatıyor, ağlıyor olsam bile.

Yaşadığın bu gezegenden bir kaçış olsa gerek bu...

Bir bakımdan öyle de denebilir. Gerçek hayatta ben dahil herkes birçok sıkıntı ve stresle karşılaşıyor. İş, aile, aşk derken bazen insan bulunduğu durumdan uzaklaşmak istiyor. Benim tek farkım başka bir boyuta seyahat etmek sanırım, ama ben sadece sıkkın olduğum ya da bunaldığım için o gezegenlere gitmiyorum. Orayı gerçekten özlüyorum. Orası benim için gerçekten olan bir yer ve ben orayı tanıyor, içinde dolaşabiliyorum. Kitabımı okuyanların da aynı duyguyu yaşaması için elimden gelen her şeyi yapıyorum.

'Artık bir yazar oldum' diyebiliyor musun?

Açıkçası hiç "Artık bir yazar oldum" diye düşünmedim. Sadece yazmayı çok seviyorum ve tutkuyla yapıyorum işimi. Kitaplarımın herkes tarafından okunmasını çok istiyorum ve bu amaçla elimden geleni yapmaya gayret gösteriyorum. Sürekli çalışıyorum, sürekli okuyorum ve sürekli kendimi geliştirmeye, eksiklerimi kapatmaya çalışıyorum. Eğer bu kriterler bir yazara ait ise, o zaman belki de yazar olmuşumdur...

Gitar ve piyano çaldığını duydum. İsminin hakkını vermek bu olsa gerek...

Müziğe de büyük bir ilgim var. Kendimi geliştirmeye çalıştığım bir konu da bu. Geçmişte org ve gitar dersleri almıştım. Daha sonra şan dersi de aldım. Bazı bestelerim var ve elimden geldiğince evde pratik yapmaya çalışıyorum.

Belki de filminin müziğini sen yaparsın... Sesin güzel mi?

Henüz bunu konuşmak için sanırım biraz erken... O kadar iddialı olduğumu da söyleyemeyeceğim. Youtube kanalıma bazen şarkı söyleyip koyuyorum. Bence sesimin güzel olup olmadığına dinleyicilerin karar vermesi en doğrusu.

Önümüzdeki kitap ne zaman geliyor?

Tam bir tarih veremeyeceğim. Şu an hala yazma aşamasındayım ama 2017'de kitabı bitireceğime eminim. Şu an iyi ilerliyorum...

  1. Nesil'in devamı mı olacak, yoksa yeni bir hikaye mi?

Anka serisini 4 kitaba tamamlayana kadar yola devam...

Bir yazar olarak hedef koydun mu kendine?

Kitaplarım dünya çapında okunsun isterim... En büyük hedefim bu. Bunun dışında beyaz perde için girişimler hız kesmeden devam ediyor.

'agazete' aracılığıyla genç yazar adaylarına bir öneride bulunmak ister misin?

Yazdıklarına güvensinler... Birçok genç yazar 'yazdıklarım okunmaz' endişesiyle vazgeçiyorlar maalesef. Yazsınlar... Durmadan yazsınlar ve ümitsizliğe düşmesinler. İnanmak lazım! Yazdıklarıyla hitap edecekleri bir kesim kesinlikle vardır... Önemli olan vazgeçmemek.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500