Advert

Dik oturmak yetmez diklenmeyi de bilin!

Devletin her kademesinde yer alarak edindiği tecrübeleri 'agazete'ye anlatan KKTC 3.Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu "Müzakere masasında dik oturmak yetmez. Diklenmeyi de bilmek gerekir" felsefesiyle çalıştıklarını söyledi.

Dik oturmak yetmez diklenmeyi de bilin!

 

Erdal ŞİMŞEK

Devletin her kademesinde aktif olarak görev yapan ve son olarak da 2010-2015 yıllarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Dr. Derviş Eroğlu, siyasi hayatı boyunca edinmiş olduğu bilgi ve tecrübelerini 'agazete' ile paylaştı. Günümüz siyasetinden görev siyasetine ve KKTC'nin karşılaşmış olduğu zorluklara kadar birçok hassas noktaya değinen Derviş Eroğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ambargoların baskısı altında müzakere masasında oturduklarını vurguladı. Taviz vermesi gerekenin, hep Türk tarafı olduğunu iddia eden bir anlayış içine girildiğini söyleyen Eroğlu, Rauf Denktaş'ın 'Türkiyesiz kuracağımız bir ortaklık devrinde uzun ömürlü olamayız' anlayışıyla ilerlediklerini dile getirdi.

 HEDEF; TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİ EN SICAK NOKTAYA TAŞIMAK

 1976 yılından itibaren aktif olarak siyasetin içerisinde yer aldığını belirterek konuşmasına başlayan Derviş Eroğlu, siyasi hayatındaki asıl hedefinin  anavatan Türkiye ile olan ilişkileri en sıcak noktaya taşımak olduğunu ifade etti. Eroğlu,"1985'te hükümet kurma görevi bana verildi ve ilk defa  böyle bir görevin içinde yer aldığım için bazı sıkıntılarla karşı karşıya geldim. 15 gün içinde hükümeti kurma mecburiyeti vardı ve hükümetin  koalisyonla kurulması gerekiyordu. İlk zorlandığım durum koalisyon hükümeti kurmak olmuştu. O zaman dört parti vardı. Yeni bir ekonomik model  getirmeye çalışıyorduk ve bu serbest piyasa ekonomisine karşı tepkiler gördük. Bütün sol partiler 'Eroğlu yıkım paketi imzaladı' diye sokaklara  dökülmüştü. Bu sistemi yerleştirirken zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtik. Kadroları oluşturmak elbette kolay olmadı. Hükümet kurmak, ekonomik  politikayı değiştirmek, yoktan bir ekonomi yaratmak tabi ki sıkıntıyla başlar ama görevimizi başarıyla tamamladığımıza inanıyorum. Bugün  arkamdan çok fazla konuşmadıklarına göre demek ki zamanında vatandaşımız da bizi başarılı bulmuş. Siyasi rakipler elbette her zaman çamur  atacaktır. Ama siyasete girmişseniz zaten bunlara karşı hazırlıklı olmak durumundasınız. Siyasi hayatımdaki esas hedefim anavatan Türkiye ile  ilişkimi en sıcak noktaya taşımak oldu" dedi.

 'Evet dedik, kaybettik'

 Görev süresince KKTC'nin karşılaşmış olduğu sorunları dile getiren Derviş Eroğlu, o dönemde hayata geçirilmeye çalışılan Annan planıyla ilgili  görüşlerini aktardı. Türk tarafının yüzde 64'lük bir kısmının bu plana evet demesi, Rum tarafının ise yüzde 75'lik bir kesimle hayır demesi üzerine  masada kalan bu planla ilgili bilgiler veren Eroğlu, "Bu plana karşı bizzat ben 'Hayır' kampanyası yürüttüm. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da bu plana sıcak bakmıyordu. Plan hayata geçirilecek olsaydı, göçmen nüfusun fazla olduğu KKTC, bir süre sonra Rum hegemonyası altına girecekti. Bu sebepten dolayı 'Hayır' kampanyası yürüttüm fakat yüzde 35'de kaldım. Plana hayır diyen Rum yönetimi aynı sene Avrupa Birliği'ne girdi. O plana evet demek hataydı ve vermiş olduğumuz evet yanıtının faydasını görmek için uğraş vermemiz lazımdı. Rumların hayır cevabına karşı vermiş olduğumuz evet cevabıyla bir kazancımızın olması gerekiyordu. Maalesef KKTC halkının evet demekle hiçbir kazancı olmadı" şeklinde konuştu.

SÜREKLİ TAVİZ VERECEĞİMİZİ SANIYORLAR

Eroğlu'nun değindiği hassas noktalardan biri de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile olan ilişkilerdi. Ambargoların baskısı altında müzakere masasında oturduklarını vurgulayan Eroğlu, Türk tarafının sürekli açık veren bir anlayışla karşıladıklarını vurguladı. Rauf Denktaş'ın izlemiş olduğu politikayı takip ettiğini ve Türkiye'den bağımsız atılan adımların yanlış olduğunu vurgulayan Eroğlu, "Taviz vermesi gerekenin, hep Türk tarafı olduğunu iddia eden bir anlayış içine girilmiştir. Bugüne kadar yapılan tüm müzakerelerde kendi kendimizi suçladık. Halbuki çözüm istemeyen hep Rum tarafı oldu. Bu gerçeği gençlere anlatmaya çalıştım ama farklı ideoloji sahibi olanlar üzerinde pek de etkili olamadım. Rauf Denktaş vermiş olduğu mücadeleyi bir devletle taçlandırmıştır. Müzakere masasında Türkiye'ye son derece bağlı bir şekilde davranmıştır. Denktaş 'Türkiyesiz kuracağımız bir ortaklık devrinde uzun ömürlü olamayız' anlayışıyla ilerlemiştir. Onun için de Türkiye ile iyi geçinmiştir. Denktaş'ın kamuoyunda Türkiyeci bir ağırlığı vardı. Türk dünyasında Denktaş, bilinen ve sevilen bir liderdi. Neticede devlet kuran birinin devletine sahip çıkması kadar doğal bir şey olamaz. Her şeye rağmen Rumların uzlaşmazlığını kamuoyuna anlatmaya çalıştım" ifadelerini kullandı.

Maraş niye kapalı diye soranlara

Eroğlu Maraş konusundaki görüşlerini ise, "Maraş niçin kapalıdır diye sorarsanız Türkiye Dışişleri Bakanlığı'na, Türkiye Genelkurmayı'na, hiçbiri de cevap vermeyecektir. Benim öğrendiğim kadarıyla Maraş, barış harekâtının dışındaydı. Maraş'ta bütün Rumlar evlerini, işlerini terk etti ve Maraş boşalınca askerler oraya da girdi. O zaman öyle bir düşünce vardı ki Rumlar masaya oturacak, Maraş'ı vereceğiz ve planlaşma olacak. Daha sonra Birleşmiş Milletler Maraş'a sahip çıktı. Ben başbakan iken, Maraş'ın bir kısmını açmaya çalıştık ve bazı insanları da buraya yerleştirdik. Fakat yine bizim yerel gazete, 'Maraş seçmenlere paylaştırılıyor' diyince Birleşmiş Milletler devreye girdi ve tamamen kapatıldı. Akıncı, Annan planında evet kampanyasının içindeydi. Ben seçildiğim gün, Maraş'ı Rumlara vereceği yönünde açıklamaları vardı. Akıncı maalesef birçok konuda tavizler vermiştir. Müzakere masasında bazen diklenmeyi bilmek gerekir, sadece dik oturmak yetmez. Yoksa Rum kesimi, seni mülayim ve istediğini alabileceği biri olarak görür" şeklinde açıkladı.

 BU DOSTLUK BOZULMAYACAK

 KKTC'nin Türkiye ile olan dostluk ilişkilerinden rahatsızlık duyan kesimlerin olduğunu vurgulayan Derviş Eroğlu, yıllardır süregelen bu ilişkileri  kimsenin bozamayacağını dile getirdi. Anavatan ile yavru vatan arasına kimsenin giremeyeceğini söyleyen Eroğlu, “Dış güçlerin dürtüleriyle azınlık  da olsalar, zaman zaman bu birlikteliğimizden rahatsızlık duyanların seslerinin duyulduğunu görmekteyiz. Sağlam temelli ilişkilerimizi bozmaya ve  aramızı açmaya, küçük olayları fırsata çevirmeye çalışanlar olduğunu da çok iyi biliyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki dün olduğu gibi bugün  de, yarın da KKTC ile Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin arasını açmaya kimsenin gücü yetmeyecektir” diye konuştu.

 YAKIN İŞBİRLİĞİ VE UYUM DEVAM EDECEKTİR

 KKTC'nin her sorununda Anavatanın Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu söyleyen Derviş Eroğlu, KKTC’nin ilanından sonra da Kıbrıslı Türklere  olan maddi ve manevi desteğini sürdürdüğünü belirtti. Türkiye'nin vermiş olduğu desteğin kendilerine güç verdiğini söyleyen Eroğlu, “KKTC'nin  karşılaşmış olduğu her sorunda Türkiye ile yakın işbirliği ve uyum içerisinde çözüme gidilmiştir ve bu anlayış böyle devam edecektir. Mensubu  olmaktan gurur duyduğumuz Türk siyasetçilerinin ve Türk milletinin her zaman yanımızda olduğunu hissetmek bizlere güç vermiş ve yol  göstermiştir" şeklinde konuştu.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

porno porn porno sikis sikis porno