Advert

DEVREMÜLK KAFASIYLA

Bir zamanlar Türkiye’nin Alpleri olarak bilinen Uludağ, üç aylık devre mülk anlayışla nereye kadar Türk turizmine hizmet edebilirdi ki… Ali Cengiz oyunlarıyla ‘Zirve’nin geleceğini karartırsanız; Kayseri, Bolu, Erzurum hatta Kars’ı uzaktan seyreyler durursunuz böyle…

DEVREMÜLK  KAFASIYLA

Koskoca cenneti üç aylık devre mülk gibi gören, küçük düşünenlerin hakim olduğu anlayışa bir de Ali Cengiz oyunlarının her türlüsünün yapıldığı teleferik ticari mantığa yakışmayan düzen eklenince Uludağ artık eskisi gibi parlamıyor. Bunun nedenlerinin başlıklarına bakalım.

1. Teleferik nasıl intihar etti?

Bazı karanlık yüzler, kartpostallara konu olan eski teleferiğin ömrünü tamamladığını söylediler ve halka BŞB olarak yenileyeceklerini beyan ettiler. Biz sorgulamayı bilmediğimiz için inandık. Ardından yap işlet devret şeklinde ihale edilerek FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen firma en uygun şartları vererek ihaleyi kazandı.

Aradan uzun süre geçmesine rağmen kazmayı vurmayan o firma, muslukları tıkanınca şimdi aydık biz bu işten caydık dediler. Yeniden ihaleye çıkması gereken teleferik, özel şartlarla el altından Teleferik A.Ş.’ye aynı şartlarla veriliyor.

Aslında yeniden ihale açılması ve sürecin bu şekilde tamamlanması gerekirken işletmeyi alan şirket oldu bitti şımarıklığıyla aklına gelen her şeyi yapmaya başladı.

Fiyatları fahiş ölçüde artırdı. Kimseye cazip gelmemeye başlayıp, işletmeyi BŞB’nin zannedenlerin şikayetleri ile geri aldı ama bu kez turistler kazıklanmaya başlandı. Yetmedi para ile sıradakilerin üzerinden atlayan VIP yolcu girişi icat ettiler.

Bir ulaşım aracı olması gereken teleferiği maksadı dışında kullanmaya başladılar. Kâr etmediği bahanesiyle ikinci bölgeye giden teleferik hattını kapattılar.

Oradaki esnafı mağdur ettiler.

Bunlara dur diyen bir makam olmayınca BŞB de biraz uyuyakalınca an itibariyle teleferik Sarıalan’a kadar çalışan bir hat oldu. Halk otobüsünün ‘ben zarar ediyorum’ diye hat kapatma hakkı yoksa Teleferik A.Ş.’nin de olamaz. Bu teleferiğin devletin ince ayarından geçmesi şarttır. Canı yanan mağdurların ekmek için verecekleri tepki Uludağ’ın ateşini yükseltir.

2. Dört mevsim Uludağ masalı…

Bursa’nın başında bir nöbetçi gibi dikilen Uludağ uludur ve Ulu Şehir Bursa’nın simgesidir ama yalnızdır.

Hem de başındaki onca kalabalığa rağmen yalnızdır. Ona herkes karışır ama kimse onun için bir şey yapmaz. MSB, Orman, Turizm, Çevre Bakanlığı, Milli Parklar İdaresi, BŞB hepsi Uludağ bizimdir der ama elini kıpırdatmaz. Hatta bir şeyler yapalım diyene mevzuat hazretleri bahane edilerek engel olunur.

Olunur da ne olur?

Uludağ kayıtsızların elinde her geçen yıl değerini yitirir.

1978’de iki futbol sahası, bir kapalı salon ve koşu parkurları planlanan Uludağ’da 2018’de tek bir koşu parkuru bile yoksa bu kimin ayıbıdır?

Başka kimse aramayın, bizim ayıbımızdır.

Uludağ’ın dört mevsim turizme açık olması için büyük yatırımlar gerekmez, sadece karar vermek ve uygulamak yeterlidir.

Otelleri yazın kapatmak yanlıştır. Aynı dönemlerde aynı rakımda sezon başı hazırlık kampı yapan onlarca takımımız Avrupa’ya gidiyor. Küçük dokunuşlarla Avrupalıların Uludağ’a gelmesi işten bile değildir ama çalışmayı ve üretmeyi sevmiyoruz. Çizikli pijama, atlet ve mangal yakmayı Uludağ’da turizm sanıyoruz.

Uludağ’a girişin bile özeleştirileceği dedikoduları vardır.

Bu gidişle yeri Davos olacak dediğimiz her yıl Mart ayında Ekonomi Zirvesi’ni de başka yerde yaparlarsa kimse şaşırmasın.

3. Ne yapmalı?

Uludağ kimsenin değildir. Bu ülkenin ortak, Bursa’nın en kıymetli değeridir. Suları çalınan, doğası kirlenen Uludağ’ın ölümü Bursa’nın ölümü demektir. Bursa milletvekillerinin, BŞB’nin, halkın, Uludağ otel ve esnaflarının birleşerek dört mevsim Uludağ için neler yapılması gerektiğimi konuşup acil eylem planı çerçevesinde harekete geçme zamanıdır.

Yaz aylarında dağ turizminin yükselen değer olduğu dönemde Uludağ’ı karanlıkta bırakmak ciddi bir vizyon sorunudur.

Para kazanmanın binbir namuslu yolu varken Uludağ’ı yok ederek para kazanmak bu topraklara ihanetle eşdeğerdir bana göre.

Öncelikle Uludağ’daki sektör bileşenlerinin toplanarak güçlerini birleştirdikten sonra çözemeyecekleri sorun yoktur.

Halk otobüsü esnafı bile havuz oluşturup kavgaya son verdikten sonra turizm sektörü temsilcileri bunu rahatça yapabilir.

Bu kış sezonunun bereketli ve barış içerisinde geçmesini dilerken son üç aylık dönemini bitirip dört mevsim Uludağ olmasını istiyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500