Advert

Çok geç olmadan!

Yüksek Maden Mühendisi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Erman Aydıngün, ülkemizde yaşanan Covid 19 salgınının maden işçileri için büyük risk olduğunu belirterek, “Zonguldak’daki işletmeler durdu ama Bursa’da bazı işletmeler üretime devam ediyor. Yetkililere buradan sesleniyorum çok geç olmadan işçiler sosyal ve ekonomik hakları korunarak izne çıkarılmalı” dedi.

Çok geç olmadan!

Özlem ATAÇ

Madencilik denilince akla ilk gelen ilimiz Zonguldak'dır? Ülkemizde maden kömürü çıkarılan yerin sadece Zonguldak olduğunu bile düşünenler vardır. Peki sanayisi ve ekonomisiyle Türkiye’nin önemli illeri arasında yer alan Bursa’da da maden çıkarıldığını duydunuz mu? Yer altı kaynakları bakımından zengin olan Bursa’nın 17 ilçesi arasında Orhaneli, Keles, Mustafakemalpaşa, Karacabey, Kestel bölgelerinde ağırlıklı olarak maden işletmeleri bulunuyor. Bu bölgelerde ise başta krom, kömür ve mermer olmak üzere pek çok maden çıkarılıyor.

AYDINGÜN'E SORDUK

Maden işletmeleri nasıl çalışıyor, işçilerin iş güvenliği nasıl sağlanıyor, çıkarılan madenlerin doğaya zararı var mı ve çıkarılan madenlerden sonra bu bölge tekrar doğaya kazandırılabiliyor mu? Bu soruların cevabını a gazete olarak Maden Yüksek Mühendisi ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Erman Aydıngün’e sorduk. Bursa’nın maden konusunda zengin bir bölgeye sahip olduğunu belirten Aydıngün, “İlimizde birçok bölgede maden işletmeleri bulunuyor. Orhaneli ve Keles tarafında kömür, Mustafakemalpaşa’da yine kömür, bor ve mermer, Orhaneli tarafında mermer ve krom, Büyükorhan tarafında yine mermer ve krom işletmeleri bulunuyor” dedi.

KAMU GÖZÜ VE ÖZEL GÖZ ÇOK FARKLI BAKIYOR

Bursa’da birçok yerde çevreye zarar veren maden işletmelerinin olduğunu söyleyen Aydıngün, “Heyelana neden olabiliyor, yapılan patlatmalar doğaya zarar verebiliyor. Madencinin önünü kesen ama doğayı koruma adına çıkarılan Zeytin Yasası’na uymayan işletmelerde bulunuyor. Bu işletmelerde ağaç katliamları yapılıyor. Maden işlemi bitti cevher çıktı ve oranın tekrar doğaya kazandırılması yani rehabilitasyon işlemi yapılması gerekiyor. Bu işlem 3213 sayılı maden kanunda olan bir zorunluluktur. Bu işleme göre orası mutlaka ağaçlandırılmak zorunda. Bunu kamu eliyle işletmeler çok güzel bir şekilde yürütebiliyorlar ama maden işletmesi yapan özel şirketlerin çoğu oradaki cevheri aldıktan sonra o bitirdiği bölgeyi direk terk edebiliyor. Orman kendi işini yapsın diyip düz mantıkla bakıyor. Tabiî ki çok güçlü özel şirketlerin bunu yaptığını görüyoruz.  Kanuna aykırı olmasına rağmen bizim ilimizde de bu işleme çok da önem verilmiyor” diye konuştu. 

Aydıngün, madenciliğin getirdiği çağdaş çalışma koşullarının özellikle özel sektöre ait yeraltı ocaklarında sağlanabildiğini söyleyebilmenin pek de mümkün olmadığını söyledi.

CAN PAHASI ÇALIŞMANIN ADIDIR MADENCİLİK

A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olarak maden işletmelerinde çalışan işçilerin çalışma koşullarına değinen Aydıngün, “İşçiler genel olarak zor koşullarda ekmeklerini, yerin altındaki doğal kaynakları çıkartarak kazanmaya çalışıyor. Canı pahasına bunu yapan birçok işçi var, tabiî onları korumanın en büyük yolu da iş güvenliği. İşletmeler çalışan işçilerinin canını koruma adına bütün tedbirleri almak zorunda. Özellikle Bursa bölgemizde de mevcut olan yeraltı işletme yöntemi ile kömür ve krom üretimi yapmakta olan maden işletmeleri halen üretim faaliyetlerini sürdürmekteler. Bu işletmelerin özelliği, yerin metrelerce altında yeterli hava koşullarını sağlamak için ciddi uğraşlar verilmesi; yüzeydeki temiz havayı vantüp dediğimiz havalandırma hortumları ile ocak içine alınıp, emici salyangoz fanlarla da ocak içindeki kirli havanın emilerek, ocak dışına atılması suretiyle çalışanların oksijen ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığımız işyerleri olmasıdır.

Bu koşulların sağlanması, özellikle özel sektöre ait yeraltı ocaklarında çokta verimli şekilde sağlanabildiğini ne yazık ki söyleyemeyiz. Özellikle kömür üretimi yapan ocaklarda, çalışanlarımız bir de kömürün zararlı tozlarına karşı akciğerlerini korumaya çalışmaktalar ve yerin metrelerce altında verdikleri bu mücadeleyi; işin doğası gereği, maden işçileri dip dibe- omuz omuza sürdürmek zorundalar” ifadelerini kullandı.

CİĞERLER KISA SÜREDE HASAR GÖRÜYOR

Türkiye’de devam eden ve birçok insanın ölümüne sebep olan Covid 19 salgının maden işletmeleri için büyük bir tehlike yarattığını dile getiren Aydıngün, “Hepimiz artık biliyoruz ki, Covid-19 hastalığı akciğerlere verdiği hasarlar ve solunum yetmezliği neticesinde ölümcül olmakta. Yeraltı maden işçilerimiz anlattığım bu çalışma koşulları nedeniyle zaten, kısmen hasarlı akciğer yapısına sahip çalışan grubundadırlar. Kamu eliyle yürütülen Türkiye Taşkömürü Kurumu, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu TMMOB Maden Mühendisleri Odası, özellikle Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın ve bizlerin şahsi olarak vermiş olduğumuz mücadeleler neticesinde üretim faaliyetlerini durdurdular. Fakat, özel sektör eliyle yürütülen yöremizdeki yeraltı maden işletmelerinin faaliyetleri; devlet yetkililerinin Covid-19 salgını ile ilgili aldıkları yeterli önlem ve destek çalışmaları olmadığından, inisiyatif alarak, radikal kararlar verememiş olmalarından dolayı halen devam etmektedir. Dolayısıyla buralarda çalışan pek çok emekçi kardeşimiz Covid-19 hastalığına yakalanma riskini taşımaktadır” dedi.

POTANSİYEL RİSK GRUBU

“Bu virüsle birlikte maalesef karaborsaya düşen ve bizim yeraltı madenciliğinde vardiya boyunca mutlaka kullanmamız gereken ve her gün yenisi ile değiştirmek zorunda olduğumuz toz maskeleri (FFP2, FFP3 özellikli ventilli) ile ilgili de ayrı bir sorunla karşı karşıyayız” diyen Aydıngün, “Bu maskelerin normalinde virüs öncesindeki fiyatlarına göre, 5-6 kat fiyatlarının artması da bu işletmelerin işverenlerinin bu maskeleri işçilerine vermesi konusunda da problemlere neden olmakta. Dolayısıyla maden işçisi neresinden bakarsanız bakın, Covid-19 hastalığı ile ilgili ciddi ve potansiyel risk grubundalar.”

SOSYAL VE EKONOMİK HAKLARI KORUNMALI

Maden işletmelerinin genellikle şehir dışında olduğuna ve çalışan işçilerin şantiyelerde kaldığına değinen Aydıngün, “Buralarda çalışan insanlar, işçi- mühendis fark etmez, genellikle şantiyelerde kurulu yatakhanelerde kalırlar; banyo, wc, yemekhane gibi ortak alanları kullanırlar. Koğuşlarda yeterli hava miktarını sağlamak pek mümkün olmadığı gibi, çok sayıda insan bir arada sosyal mesafe koşullarını da sağlamak çok olanaklı değildir ne yazık ki. Yeterli hijyen koşullarının sağlanıp-sağlanamaması hususu da cabası. Özetle, sektör temsilcisi ve aynı zamanda bir İş Sağlığı ve Güvenliği profesyoneli olarak, devletimizden özel maden işletmelerinde çalışan insanlarımızın sağlığı açısından, bu işletmelerin Covid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında, işletmelerin ve işçilerin sosyal ve ekonomik hakları korunarak, hiçbir maden  emekçisinin işine son verilmeden, üretimlerinin geçici olarak durdurulması hususunda gerekeni yapmalarını bekliyorum” diye konuştu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500