Advert

Çin'in vahşi mutfağı

Kovid-19'un da Ebola ve SARS virüsleri gibi hayvanlardan insanlara geçtiği kanıtlandı. Bir buçuk milyar nüfusa sahip Çin'in Wuhan şehrindeki bir pazarda 10 Aralık 2019 günü tespit edilen Kovid-19, aradan 4 ayda tüm bütün dünyayı etkisi altına alan ölümcül salgına dönüştü. Vahşi hayvan tüketilen ve ticaretinin yapıldığı, sağlıksız, kötü düzenlenmiş pazarlar Çin’de bu tür salgınlar için ideal bir ortam oluşturuyor. Yeni virüslerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan vahşi hayvan pazarlarının yıllık 57 milyar dolar civarında kazancı olduğu belirtiliyor. Çin, vahşi hayvan satış endüstrisinin kontrolü için pazarlara çeşitli yasaklar getirmiş olsa da, illegal satışlar devam ediyor. Bu da ticarete meşruiyet sağlıyor. Sıradışı bir yemek kültürüne sahip olan Çin mutfağı kontrol altına alınmazsa, gelecekte insanlığı üstesinden gelemeyeceği salgınlar bekliyor. Çin'in 'vahşi tüketim' alışkanlığı dünya çapında biyogüvenlik, halk sağlığı ve ekonomiyi de tehdit ediyor.

Çin'in vahşi mutfağı

Koronavirus nihayet Çin’de sürdürülen yasadışı vahşi hayvan ticaretinin bir halk sağlığı sorunu olduğunu anlaşılmasını sağladı.

Dünyayı saran koronavirüs salgını ile yaşanan küresel pandemi, 1.5 milyar nüfuslu Çin’in yasadışı vahşi yaşam ticaretine yönelik girişimlerin engellenmesi adına önemli bir dönüm noktası olabilir.

Yasaklar, karantina, ölü sayısı gibi sürecin aşamalarının yanı sıra dünya genelinde kamuoyu daha çok halk sağlığı ve salgının küresel bazda ekonomilere etkisine odaklanıyor. Ancak pandemi daha çok kategorilere ayrılırsa belki de temel sorun olan söz konusu salgının ilk nedeninin incelenmesi, çözüm bulunması adına gündeme gelebilir.

Canlı vahşi hayvan satışı yapıyorlar

Hastalığın çıkış noktası, hem yasal hem de yasadışı temin ve satışı ile vahşi hayvan ticaretinin önemli merkezi olan Çin'in Wuhan şehri. Salgının, Wuhan kentinde tavus kuşu, kirpi, yarasa, sıçan da dahil olmak üzere, çeşitli canlı vahşi hayvanların ve etlerin yaygın olarak bulunduğu bir pazardan kaynaklandığı biliniyor. Aynı zamanda ülkede refah standartlarının en iyi olduğu bir pazar burası.

Bu ticaretin bir kısmı Çin iç hukukuna göre yasal olmakla birlikte, genellikle aynı pazarda veya pazar dışında paralel bir yasadışı ticaretin varlığı, yasadışı vahşi yaşam ürünlerinin sisteme dahil edilmesine izin veriyor. Bu durumun düzenlenmesi ve kontrolü çok zor.

Ayrıca daha önce yaşanan Ebola ve SARS salgınlarında olduğu gibi, virüsün hayvanlardan insanlara geçtiği kanıtlandı. SARS olarak da bilinen Şiddetli Akut Solunum Sendromu, diğer türlerine göre daha ciddi semptomlara neden olabilen diğer bir koronavirüs türü olarak ilk olarak Güney Çin’deki Guangdong Eyaleti’nde tespit edilmiş ve 774 kişi hayatını kaybetmişti.

Virüsler burada ürüyor

Vahşi hayvan tüketen ve ticaretini yapan sağlıksız ve kötü düzenlenmiş bu pazarlar Çin’de bu tür salgınlar için ideal bir ortam oluşturarak yeni virüslerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Tezgahlarda yavru kurtlar, ağustosböcekleri, akrepler, bambu sıçanları, sincaplar, tilkiler, misk kedileri, kirpiler, semenderler, kaplumbağalar, yılanlar, timsahlar ve çeşitli canlı haşerat satışı yapılıyor.

Vahşi hayvan tüketim kültürünün yoğun olduğu Çin’de koronavirüs örneğinde olduğu gibi bu tür salgınlar hızla yayılabilir. Çin hükümeti uzun süredir ülkenin vahşi yaşamın “sürdürülebilir kullanım” yaklaşımını savunuyor. Bununla birlikte, mevcut krize, bu tür pazarlara geçici bir yasak getirerek, yerli vahşi hayvan ticaretinin önemli bir bölümünü kapattı.

Salgınların biyogüvenlik, halk sağlığı ve ekonomiye etkisi

Dünyada pandemiye sebep olan koronavirüs salgını kontrol altına alındığında vahşi hayvan ticareti ve tüketilmesi gündeme taşınmalı. Çünkü söz konusu tüketim şekli dünya çapında biyogüvenlik, halk sağlığı ve ekonomiyi tehdit ediyor.

Çin hükümeti COVID-19 salgını sonrası 20 bin nesli tükenmekte olan hayvanların satıldığı işletmelere geçici yasak koydu. Çin Mühendislik Akademisi'nin yayınladığı bir rapora göre vahşi hayvan yetiştirilmesi ve tüketilmesi endüstrisinin yıllık 57 milyar dolar civarında kazancı olduğu tahmin ediliyor.

Ortaya çıkan pandeminin 2.7 trilyon ABD dolarına mal olabileceği düşünüldüğünde, tamamen ekonomik gerekçelerle bile, vahşi hayvan endüstrisine düzenleme getirilmesi zorunluluğu ortaya çıkıyor.

Vahşi yaşam ticaretiyle mücadele etmek pratikte ne anlama gelir?

İlk olarak, kaplan veya pangolin (karıncayiyen) gibi nesli tükenmekte olan türler için üreme merkezleri kalıcı olarak kapatılması ile önlem alınmaya başlanabilir. Virüsün ana kaynağının birçok farklı vahşi hayvan olabileceği bilindiği gibi yüksek oranda yarasa veya pangolin olduğunu kanıtlandı. Pangolinlerde de koronavirüsler bulunuyor.

Çin’de ulusal bir hareket ile bu yasakların devamlılığı sağlanmalı. Halk eğitimi kampanyaları ile insanlara yaban hayat ticaretinin (hem yasal hem de yasadışı) nesli tükenmekte olan türlere nasıl zarar verdiğini anlatıyor, ancak mesaja rağmen işleyiş farklı. Paralel bir yasal pazarın varlığı hala bu tür ürünlerin satışına meşruiyet sağlıyor ve bunları satın almanın uygun olduğunu bildiren bir mesaj gönderiyor böylece talep azalacağı yerde artış gösteriyor.

COVID-19 salgını vahşi hayvan ticaretiyle mücadele etmek ve hayvan kaynaklı hastalıkların mutasyona uğramamasını ve insanlara geçmesini engellemek için eşsiz bir fırsatı ortaya çıkardı. Ancak sadece bu fırsat, bir sonraki - belki de daha öldürücü - pandemi ortaya çıkana kadar bir kez daha ertelenmemeli. (yenisafak.com)

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500