Advert

Bulgaristan’ı Sevmeyen Türkiye’yi Sevemez

Cebel’i gezdik bir grup gazeteci… Dolu dolu geçirdiğimiz 3 günlük geziyi aktaracağım size bugün ve yarın. Görülmesi gereken bir yer Cebel, bir sevda…

Bulgaristan’ı Sevmeyen Türkiye’yi Sevemez

Mehmet ÇETİNKAYA 

Cebel Belediye Başkanı Bahri Recep Ömer tarafından yapılan davete Sevinç Çelebi’nin yoğun gayret ve çalışmaları neticesinde Bursa’dan bir kısım gazeteci gittik ve çok şükür sağ salim hep beraber döndük.

Ekipte yer alan arkadaşlarla çok güzel bir uyum içerisinde Bulgaristan–Kırcaali ilini ve ilçesi olan Cebel ve çevresinin tarihini, doğasını ve Osmanlı’nın yapmış olduğu eserleri gezdik ve gördük.

DOLU DOLU ÜÇ GÜNLÜK BİR GEZİ

Cebel Belediyesi tarafından ve kendisini de gönüllü olarak bize orada rehberlik yapan Reyhan Mustafa Ferad beyin deyimiyle görmemiz gereken yerlerin yüzde 15’ini gördük.

Her ne kadar sınır ötesi bir gezi olsa da hiç yabancılık çekmedik. Çünkü oralar eski Osmanlı toprakları idi ve izlerini hâlâ görebiliyorsunuz. İkincisi ise gezdiğimiz yerlerde çoğunluğun Türk olması ve Türkçe konuşmaları idi.

Türklerin her yerde olduğu gibi orada da misafirperver olmaları gözden kaçmıyor.

Kendimizi hiç yabancı hissetmedik eski vatan topraklarımızda.

Osmanlı’dan kalma eserleri ve izleri gördük. Türkiye ve Türk insanları tarafından halen devam etmekte olan destek ve yatırımları yerinde görmenin gururu perçinledi gezimizi.

1 Ocak 2007’de AB’ye tam üye olan Bulgaristan, AB üyeliği koşulları sebebiyle ekonomik yapısında önemli reformlar yapmıştır. AB üyelik döneminde Bulgarların gelirleri AB ortalamasının yüzde 41’inden yüzde 49’una yükselmiş, yoksulluk ve sosyal dışlanma tehlikesi altındaki nüfusun oranı yarı yarıya küçülerek yüzde 30 seviyesine düşmüştür ancak kaydedilen olumlu gelişmelere rağmen Bulgaristan, AB’nin en fakir ülkesi olmaya devam etmekte.

İLK DURAĞIMIZ CEBEL

Daha önce de sizlere Cebel’den birkaç kez bahsetmiştim.

Bulgaristan’la Türkiye arasındaki ilişkiler 1983 yılından itibaren bozulmaya başladı. Aynı yıllarda, Todor Jivkov yönetimi ülkede bulunan Türklerin isimlerini asimile etme, onları sindirme çabalarına girişti. Türklerin isimleri değiştirildi. Çocukların sünnet edilmeleri yasaklandı. Camiler kapatıldı. İnsanların ibadet yapmalarına ve kendi dillerinin öğretilmesine engel olundu. Bu hareketlere karşı çıkanlar BELENE gibi toplama kamplarına ve hapishanelere konuldu. Hatta Türklerin malları ellerinden alınıp, trenlere doldurularak Türkiye’ye gönderilmeye başlandı.

20 YILDIR KUTLANAN BİR BAYRAM

Cebel daha çok adını Doğu Avrupa’da komünizm rejimine karşı direnişin 19 Mayıs 1989 tarihinde bu kasabadan başlamasıyla tanındı.

Cebel’den başlayan komünizm çöküşü sadece Bulgaristan değil tüm doğu Avrupa’nın, Berlin Duvarı’nın yıkım süreci 19 Mayıs 1989’da Cebel Meydanı’ndan başladı.

1998 yılında çıkan kararla 19 Mayıs, Cebel’in resmi bayramı 20 yıldır büyük bir ilgi ile kutlanıyor.

Osmanlı döneminde uzun yıllar bölük komutanı olarak görev yapan şeyh baba bölge halkına Cuma günleri pazar kurulması emrini verdirmiş. Halkın alışveriş yapılması için kurdurduğu yere şeyhin cuması yani ‘şeyh Cuma’ adı verilmiş. Cebel kasabasının başlangıcı olmuş.

Restorasyonlara hâlâ günümüzde devam eden camisi de o günlerden kalma bir eser.

1989 yılında nüfusu 29 bin 970 olan Cebel göçten dolayı şu an daimi ikamet edenlerin sayısı 6 bin kişi civarında.

Nüfusun yüzde 99’u Türklerden oluşmaktadır.

İlk ziyaretimiz Cebel Belediye Başkanı Bahri Recep Ömer’e oldu.

Belediye ziyaretinden sonra Cuma namazımızı Cebel’de (Şeyhcuma) Cebel Camisi’nde kıldık.Türk sanayicinin başarısı

Cebel'de, 350 Türk çalışanın bulunduğu ve sahibinin de yine Türk olduğu otomotiv yan sanayi için üretim yapan fabrika var.

Ağır iş makineleri başta olmak üzere hidrolik silindir üreten fabrika.

Yıllık yaklaşık 20 milyon Euro cirosu olan fabrika Cebel’in istihdamına ve ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Yapılan üretim Avrupa ülkelerine ihracat yapıyor.

Papazı olmayan kilise

Cuma namazından sonra kasabada azınlık durumunda olan Bulgarlar için yapılmış papazı olmayan kiliseyi ziyaret ettik.

Bulgaristan’ı 500 yıl Osmanlı idare etti. Osmanlılar, diğer tebaalarında olduğu gibi Bulgarlara da dini yönden baskı siyaseti uygulamadılar.

Cebel kasabasında da o dönemlerden kalma kilise bulunmakta ve halen yaşatılmaktadır.

Cebel’de Hıristiyanlar kilise yapmak istediğinde Türkler kendilerine ait arsayı hediye ediyorlar.

Arsa vermekle yetinmeyip kilise inşaatında da yardımcı oluyorlar. O günün birlik ve beraberlik ruhu içinde.

Kiril alfabesini yazan iki kardeşin ismi olan ‘Sveti Kiril i Metodiy’ kiliseye verilmiş.

1928 yılında inşaatı tamamlanmış ve ibadete açılmış.

GÖLLER ve TABİAT

Şimdilik gölleri, ormanları ve yer altı zenginlikleri korunuyor. Avrupa Birliği bir süre sonra buralara el atacak ve verdiklerini kat kat alacak gibi gözüküyor.

Gittiğimiz Gölcük gölleri güzelliğiyle, doğal doğasıyla, sessizliği ile adeta insan ruhunu dinlendiriyor.

Gölcük (Lebed) Köyü Gölleri Cebel ilçesine 15 km mesafede. Gölcük köyündeki oluşum tarihi bilinmeyen tektonik göller birer doğa harikası. Etraflarını çevreleyen dağlar, doğal yeşil alanlar, sakinlik ve mis gibi de havası ile dört mevsimde de dinlendirici ve büyüleyici bir etkisi vardır. Rodop bölgesinde kendiliğinden oluşan en büyük göllerdendir bir tanesi, geçmiş zamanlarda kuğuların göç dönemlerinde dinlenme yerleri olarak da bilinmekte. Bölge farklı bitki çeşitliliği ile ilgi çekmekte.

Devamı yarın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500