Advert

BUGÜN GÜNLERDEN CUMA

BUGÜN GÜNLERDEN CUMA

SAĞLIK: DÜNYALARA DEĞER NİMET

Muhterem Müslümanlar!Okuduğum âyet-i kerimede Hz. İbrahim, Yüce Rabbimizi şöyle tanıtmaktadır:

O, beni yaratan ve

bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve

içirendir. Hastalandığımda bana şifa veren

O’dur. Beni öldürecek ve sonra diriltecek olan da

O’dur.”1 Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber

Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Sizden kim

huzuru yerinde, bedeni sağlıklı ve günlük yiyeceği

de yanında olarak güne başlarsa, sanki dünyalar

ona bağışlanmış gibidir.” 2

Aziz Müminler!

Rahmet kaynağı olan dinimiz, bizleri bir

taraftan Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmeye

davet ederken, diğer taraftan da sağlıklı bireyler

olmamız ve huzurlu bir toplum oluşturmamız için

evrensel ilkeler belirler. Müminler için vazgeçilmez

olan bu ilkelerin başında, canın muhafazası gelir.

Zira Allah Teâlâ’nın insana emaneti olan can,

imtihan dünyasına açılan kapımızdır. Hayır da şer de

ancak can bedende iken elde edilir. İnanmak ve

yaratılış gayemize uygun salih ameller işlemek

ancak ruh ve beden sağlığımızla mümkündür.

Kıymetli Müminler!

Yaşamak, insan olmanın şerefini ve

sorumluluğunu tatmak, dünyayı imar edecek akla ve

iradeye sahip olmak eşsiz bir nimettir. İyi işler

yaparak ardında güzel eserler bırakmak ise sağlıklı

olmayı gerektirir. Ancak ne hazindir ki, Allah’ın

lütfettiği canın ve sağlığın kıymetini çoğu kez

bilemeyiz. Zararlı alışkanlıklarla, ihmal ve israfla bu

hazineyi heba ederiz. Sağlıklı bir nefesin, sıhhatli bir

bedenin, huzurlu bir kalbin değerini iş işten geçtikten

sonra anlarız. Bu sebepledir ki, Allah Resûlü (s.a.s)

bizi şöyle uyarır: “İki nimet vardır ki, insanların

çoğu onları değerlendirme hususunda

aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.”3

Değerli Müslümanlar!

Sağlığının kıymetini bilen insan, kendini maddi

ve manevi her türlü zarardan koruduğu gibi,

hastalanınca tedavi olmaya da özen gösterir. Yüce

Allah’ın “Şâfi” ismine sığınarak tedavi yolları

aramak ve can emanetinin hakkını vermek hepimizin

mesuliyetidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s),

“Tedavi olunuz. Çünkü Allah yarattığı her

hastalığın mutlaka şifasını da yaratmıştır”4

buyurarak şifadan ümit kesmemeyi tavsiye etmiştir.

Muhterem Müminler!

Erdemli ve insaflı bir mümine yakışan, kendi

sağlığı kadar çevresinin sağlığını da korumak, şifa

bekleyen kardeşleriyle ilgilenmek, tedavileri için

elinden gelen gayreti göstermektir. Hasta ziyaretine,

hasta için dua ve manevi desteğe büyük önem veren

Allah Resûlü (s.a.s) “Kim bir Müslüman’ın

sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet

sıkıntılarından birini giderir”5

buyurur.

Günümüzde farklı sebeplerle sağlığını kaybeden,

tedavi yolları tükenen pek çok hasta ve yakını,

hasretle ve ümitle organ nakli beklemektedir.

Allah’ın takdir ettiği an gelip fâni dünyadan göç

ederken, hiçbir maddi karşılığı olmaksızın

organlarını şifa bekleyen bir kardeşine emanet

etmek, insanî ve ahlâkî bir davranıştır. Zira

dinimizde esas olan, insanı yaşatmak, hayatı

korumak ve umuda destek olmaktır.

Muhterem Müslümanlar!

O halde, sağlıklı geçen her dakikanın paha

biçilmez bir nimet olduğunu unutmayalım. Genç,

dinç ve sağlıklı olduğumuz günleri iyi

değerlendirelim. Helâl ve temiz gıda ile beslenmeye

dikkat edelim. Sağlığımızı tehdit eden ve dinimizce

de yasaklanan zararlı maddelerden uzak duralım.

Peygamberimizin şu tavsiyesini can kulağıyla

dinleyelim: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin

değerini bil. İhtiyarlığından önce gençliğinin,

hastalığından önce sağlığının, fakirliğinden önce

zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş vaktinin

ve ölümünden önce hayatının.”6

1 Şuarâ, 26/79-81.

2 Tirmizî, Zühd, 34.

3 Buhârî, Rikâk, 1.

4 İbn Mâce, Tıb, 1.

5 Ebû Dâvûd, Edeb, 60; Tirmizî, Birr, 19.

6 Hâkim, Müstedrek, IV, 341.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

BİR GÖLGELİKTİR DÜNYA…

Boşu boşuna yaratılmadı bu koca dünya!

Ağzı dualı gönlü şifalı büyüklerimizce yalan dünya diye tavsif edilen bu dünya hayatı elbette bir amaç için bahşedildiademoğluna. Dünyanın değeri Hz. Peygamber’in ifadesi ile ahiretin tarlası olmaktan başka bir şey değildir. Bu dünyada ne ekilirse öbür dünyada o biçilecektir. Lakin kısacık bir gölgelenmeden ibaret olan şu yalan ve fani dünya içindekilerle birlikte cazibe merkezi kılındı insanlığa, vesile edildi imtihana.

Kimimiz Rıza-i Bariyi ararken dünya hayatında kimimiz aldandı onun oyun ve eğlenceden ibaret olan saltanatına. Dert edindik dünyayı, omuzladık içinde olan herşeyi. Aciz kaldık, taşıyamadık, yorulduk, tükendik.Derdi dünya olanın dünyalar kadar derdi olur diyen atalarımızı duymazdan geldik; dünyayı dert edindik, derdi derde ekledik. Bunu da halledeyim, şunu da çözeyim, onu da bitireyim derken elimizden kayıp giden insani erdemlerimizi de yitirdik. Acımızı, sevincimizi, kederimizi, mutluluğumuzu paylaşamaz, diz dize oturamaz,gözlerimizin içine baka baka muhabbet edemez olduk. Eskiye göre çok daha hızlı dönen dünya başımızı döndürdü, sersemledik.

Peygamber Efendimiz (sas)’in asırlar önce dünyaperest olmanızdan çok korkuyorum dediğini unuttuk, bilerek ya da bilmeyerek dünyevileştik.Dünyalıkların peşinde koştuğumuz kadar insanlığımızı dert edinmez olduk. Mal da yalan, mülk de yalan, gel biraz da sen oyalan diyerek dünyayı tarif eden Yunus’a inat, dünya malına kanıp oyalandık. Dert dinlemeyi, gönül almayı, hal hatır sormayı atladık.

Yanıbaşımızda ah çekeni, dünyaya ve içindekilere sitem edeni,ilgisizlikten ve çaresizlikten bizi yaradana şikayet edeni, lal olan hayvanatın ve nebatatın muradını işitemez olduk. Medeniyetler inşa eden ecdadımız, çalınmadık kapı alınmadık gönül kalmasın diye seyrü sefer ederken, kapattık kapılarımızı ve gönüllerimizi birbirimize, düştük dünyamızın bitmeyen işine gücüne. Aynı safta namaza duranlar bakmaz olduk birbirimizin yüz ifadelerine, zira yetişmemiz gereken çok işler vardı hep kendimizce. Bir yudum çayla demlenmez oldu muhabbetlerimiz, öyle bir acelemiz var ki; bitmez oldu bir türlü işlerimiz. Ne zaman rahat edeceksin, hele bir dur, kim bitirdi ki bu dünyanın işini, iki çift laf edelim, seninle konuşmaya ihtiyacım var diyenimizi dahi duymaz olduk, ihmal eder olduk sevdiklerimizi. Bu gidiş nereye böyle?

Bir kısacık gölgelikten ibaret olan dünya hayatında sergileyeceğimiz tutum ve davranışlarımız, niyet ve söylemlerimiz  belirleyecek ahiret yurdundaki konumumuzu. Kendini bilen Rabbini bilir düsturunca sürdürülen hayatımızbizi ulaştıracakiki dünya saadetine. Kendimizi tanıdığımızda, sağımıza solumuza bakıp çevremizedaha duyarlı olduğumuzda,sosyal medya girdabında kaybolan gençler ile açlık ve obeziteden ölenlerifarkettiğimizde ancak insanı yeniden keşfedecek, insanlığı yücelteceğiz. Hz. Peygamber’in şefkatini, merhametini, rikkatini, inceliğini çağımızataşımayı ve miras olarak evlatlarımıza en başta güzel ahlakı bırakmayı amaç edindiğimizde dünya daha yaşanılır olacaktır.İki kapılı bir han olarak da tarif edilen bu dünyadan ahirete açılan kapının hepimizi Allah’ın rızasına ve cennetine ulaştırması dua ve temennisiyle…

Bir soru bir cevap

Bireysel emeklilik caiz midir?

Kâr payı esasına dayalı olarak çalışan bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi, yatırılan primlerin dinen helal olan alanlarda değerlendirilmesi durumunda caizdir. Aksi takdirde caiz değildir.

Kaynak : https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/966/bireysel-emeklilik-caiz-midir-

KISSADAN HİSSE

“Müslüman, diğer Müslümanların, dilinden ve elinden salim olduğu(zarar görmediği) kimsedir. Mümin de insanların, canları ve malları hususunda (kendilerine zarar vermeyeceğinden) emin oldukları kimsedir.”  (Tirmizi, İman, 12)

Her sözü anlam yüklü olan sevgili peygamberimizin bu Hadis-i Şerif’inde biz günümüz Müslümanlarına çok önemli mesajlar yer almaktadır. Bu peygamber sözünü her bir Müslüman kendisi için ölçü kabul etmeli ve kendisini bu çerçevede değerlendirmelidir.

Günün Ayeti

Allah rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok ... (Ra’d, 13/26)

Günün Hadisi

Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle ... (Abu Dawud, “Tıbb”, 11)

Günün Duası

Allahım, insanları vicdansız bırakma. Bu gönüllerin ıslahı mümkünse ıslah eyle, değil ise kahreyle... Mana verdikleri olayları ters yüz edip başlarına geçir.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500