Advert

Bataklık sineği Afrika!

Rahmetli Denktaş'ın vefat etmeden önce en büyük serzenişlerinden biri “Maalesef ülke kurduk ama bir nesil yetiştiremedik” şeklindeydi. Gerçekten öyle oldu. İşte Afrika denilen bataklık sineğinden belli olmuyor mu?

Bataklık sineği Afrika!

 Konuk yazar Selçuk DÜZGÜN'ün yazısı

Rahmetli Denktaş’ın ölmeden önceki en büyük dert yanmalarından birisi “maalesef ülke kurduk ama bir nesil yetiştiremedik”  üzerineydi.

Gerçekten öyle oldu.

Kanla, irfanla kurulmuş, 1974’te adaya çıkan Türk Askerini  gözyaşları ile karşılamış bir toplumdan  ne oldu da çeyrek asır sonra “Türk Askerine İşgalci” diyen bir kesim çıktı.

..Ve bu kesim o kadar ileri gitti ki, Türkiye`nin kendi güveliği için hayati mesele olan AFRİN`e harekatına bile İŞGALCİ gözü ile bakıp, haber yaptılar.

İşte enson KKTC`de ayrılıkçı, Türkiye düşmanlığı ile  belden aşağı haber yapan ve bu haberleri ile sürekli gündeme AFRİKA denilen gazetenin son hikayesi buna örnektir.

Bu haberleri SOLCULUK maskesi altında yapan , ufacık  odada üç-beş kişi ile gazete çıkaran bu basın gurubunun bugün  nereden ve nasıl beslendikleri aşikardır.

Ada’nın Türk Milleti için önemini, orada yaşayan insan sayısı karşısında bu aykırı basın gurubunun kaleme aldıklarını her ne kadar dikkate almayalım desek bile etkileri çok fazla oluyor..

Cumhurbaşkanımızın Yunanistan`a ziyaretini aşağılık bir resimle haber yapan, her fırsatta Türkiye`ye olan hazımsızlığını Türk askerine saldırılar ile gösteren bu kesimin eğer anti sosyal bir tanımı yoksa kesinlikle 5. kol faaliyetlerinin üssüdür burası.

Aslında `KIBRISLILIK`  tezini ortaya atan kalemlerin solculuk adına bir araya toplandığı bu gurubun kendilerini tarifinin özeti şudur: ‘‘Biz Kıbrıslılar, Kıbrıslı kimliğimizi, Türklüğümüzden ve Elenliğimizden önde tutarız. Pasaportlarında, milletimiz ‘Kıbrıslı’ diye yazmaktadır. Kıbrıslılığı beğenmeyip, Türklüğü veya Elenliği önde tutanlar; bu ülkeyi terk etsinler.’’

Peki, diyeceksiniz milli mücadelesi kanla, gözyaşı ile sulanmış bu coğrafyalarda bu tür insanlar nasıl ortaya çıkıyor.

Hemen söyleyeyim; elbette ki, Türkiye`nin Dış Türk Politikalarının zafiyeti yüzünden.

Ama bu ne bu hükümetin, ne ondan sonraki hükümetlerimizin sorunudur.

Bu derin bir sosyoloji sorunudur.

Osmanlı parçalanıp toprakları tek tek elden gittiği dönemlerde Ada İngilizlere kiralandı. O dönem adada 3 tür insan düşüncesi ortaya çıktı.

Birinci kesim; ‘Hemen Anadolu`ya gidelim ve milli mücadeleye başlayalım, orada zafer kazanılmadan burada Türk varlığı zaten kalmaz’ fikrini savunuyordu. Ve bu kesim oldukça fazla bir şekilde Türkiye`ye göç eden kesim oldu. Gerek milli mücadele dönemi, gerek sonraki cumhuriyetin temellerinin atılma devirlerinde bu insanlar çok önemli roller üstlendiler.

İkinci Kesim; ‘Anadolu`ya gidelim ama bir bölümümüz de burada kalsın. Anadolu İstiklalini kazandığı zaman hem gidenler geri gelsin. Hem burada Türklük ateşi yeniden yakılsın ve vatan toprağı elden çıkmasın.` diyordu. İşte bu kesim Fazıl Küçük, Denktaş`ların dedeleri yani VOLKAN`la başlayan TMT ile devam eden bir ruhun temsilcilerdir.

Açıkça söylemek gerekirse eğer bu insanlar olmasaydı bugün Ada’da Türk ve Müslümanlıktan bahsetmek mümkün değildi.

Üçüncü Kesim; ‘Biz bunların hepsinden farklıyız, bu adada yüzyıllardır farklı milletleri bir arada tutan unsurlarız. Kimimiz Lüzinyan, Kimimiz Venedik, Yunan, Rum, Türk’üz` diyen kesimdi. Bunların felsefesi ise Avrupa`ya göçmek ve Ada’daki sorunlar bitince tekrar geri gelmek, Kıbrıslılığı savunmaktı.

 Öyle de yaptılar! 

İşte basına düşen ve Anadolu`da bütün Kıbrıs Türküne mal edilen AFRİKA gazetesinin genetik kodları bunlardır.

Geçmişte adı AVRUPA olan ve kendilerine yapılanlar yüzünden bir hicivmiş gibi adlarını AFRİKA olarak değiştiren bu grupla zamanında en önemli mücadeleyi dönemin ada komutanı olan Galip Mendi Paşa vermiştir ama o dönem paşamın verdiği mücadelenin değeri anlaşılmamıştır.

Bu kesimin amacı; kaos, kargaşa, iç çatışma sağlama ve Anadolu`nun Kıbrıs Türkü’ne ana şefkati ile bakışını yıpratmak üzerinedir.

Peki, bunlara karşı çözüm ne?

-Ülkenin hukuk sistemini yeniden  düzenlemek ve bu tür vakaları adalete sevk etmek. Zira şu anki KKTC anayasasına göre bunların yaptığı her şey basın özgürlüğü kapsamına girmektedir.

- Bir diğer yapılması gereken şey ise derhal psikologları göreve çağırmak ve klinik vaka olarak bunları tedaviye almak. Zira davranış halleri, kelamları ve kalemleri normal insan hali değildir.

İkisini de yapamıyorsak, gülüp geçeceğiz kendi işimize bakacağız.

Zira kervanın yürümesi önemlidir. Kervan yürüdükçe üreyenlerin sesi de onlarla birlikte tarih olur.

Onlar bataklık sinekleri, bizim bataklığı kurutmamız için yürümemiz lazım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500