Advert
Advert

ALIN TERİ DÖKMEDEN OLMAZ!

‘Şans oyunları’ adı altında oynanan oyunlardan kazanılan paranın helal olmadığına vurgu yapan Bursa İl Müftüsü İzani Turan, "Emek vermeden, alın teri dökmeden elde edeceğimiz hiçbir şeyin kıymeti yok" dedi.

ALIN TERİ  DÖKMEDEN OLMAZ!

 

Erkan ŞEN

Bursa İl Müftülüğü'ne geçtiğimiz hafta atanan İzani Turan'ı makamında ziyaret ettik. Hayırlı olsun dileklerimizi ilettiğimiz Müftü İzani Turan, sorularımızı içtenlikle yanıtladı. ‘Şans oyunları’ adı altında oynanan, özellikle de gençlerden rağbet gören İddaa, Spor Toto vb. gibi oyunlar hakkında sorduğumuz soru üzerine Bursa İl Müftüsü İzani Turan, bu tür şans oyunlarının dinimizde yeri olmadığını dile getirdi ve "Şansa dayanan oyunların bizim geleneksel fıkhımızda yeri yoktur ve Din İşleri Yüksek Kurulu'muzun da bu konudaki fetvası şans oyunlarının helal olmadığı yönündedir. Bu hiç değişmedi, bu durumun helalliğine dair Din İşleri Yüksek Kurulu'nun hiçbir fetvası olmadı. Bağlı olduğumuz Din İşleri Kurulu'nun aldığı bir karar vardır, bizim de görevimiz alınan kararları tebliğ etmektir" dedi.

“BU KONUDA ARIZALIYIZ”

Camilerde her hafta belirli konular üzerine vaaz verildiğine vurgu yapan İzani Turan, "Vaazlarda hadis ve ayetler örnek gösterilerek konular işlenmektedir. Bir din görevlisi olarak bazen düşünüyorum, vaazlarda bu kadar çok konuyu işlememize rağmen, toplumumuz anlatılanların dışında bir hayat yaşamakta. Bu bir realite… Meseleyi sunmakta biz mi problem yaşıyoruz, yoksa mesele iyi sunuluyor da biz iyi yaşayamadığımızdan dolayı mı tesirli olamıyoruz? Müftüler, vaizler olarak anlattıklarımızı iyi yaşamadığımızdan mı tesirli olamıyoruz diye düşünmeden edemiyorum. Yoksa dünya menfaati insanımızın gözünü sonuna kadar bürüdüğü için, ahireti de uzak bir gelecek olarak gördüğü için mi bu ayetler, hadisler hayatımızda makes bulmuyor? Kesinlikle söylüyorum ki bu konuda bir arızamız var. Dolayısıyla kumar ve kumara götüren yollar da yıllar yılı kürsülerden anlatılmıştır. Tabii bizim işimiz anlatmak. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: Ve zekkir fe innez zikrâ tenfeul mu’minîn; 'Siz hatırlatın. Müminlere hatırlatmak faydalı olur.' Biz hatırlatıyoruz görevli olarak ancak insanımızın da herhalde kısa zamanda zengin olmanın peşinde olması, birtakım ölçüleri ortadan kaldırıyor. Haram olduğu bilinen bir şeyin normalde yapılmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

“AH BANA DA ÇIKSA DEMEYİN”

“Gençlerimize, bu işle iştigal eden dostlarımıza agazete aracılığıyla şunları söylemek istiyorum” diye açıklamalarına devam eden Turan, şunları söyledi: "Emek vermeden, alın teri dökmeden, mesai sarf etmeden elde edeceğimiz hiçbir şeyin çok fazla kıymeti yok. Özellikle birçok insanın umudu olan, beklentisi olan; 'Ah bana da bir çıksa' dedirten bir paranın çok hayrının olduğunu düşünmüyorum. Olsa da, ahirete bir zararı olacağı için de şans oyunlarından uzak durmak lazım, çünkü bu hayat çok kısa, ölüm bir hakikat ve gerçek bir vaka. Müminin hayatı dünyada da Kur’an-ı Kerim'in ölçülerine göre olmalı, ‘Ahiret Terazisi’ne konulabilecek nitelikte olmalı; helaller haramlar hayatımızda belirleyici bir yer edinirse zaten bu meseleler çözülür. Bizim de eksiklerimiz olabilir, belki meseleyi iyi sunamamış olabiliriz. Bu durumun da zamanla giderilmesi lazım, bunun için din görevlilerine çok iş düşüyor."

Bu iş ateşten gömlektir

“TV programı yapan ve programlara katılım gösteren ilahiyatçıların herhangi bir konu üzerine farklı yorumlarda bulunmasını nasıl karşılıyorsunuz?” sorumuzu da samimiyetle cevaplayan Turan, Hz. Muhammed (S.A.V)'in hayatından verdiği bir örnekle açıklamalarına devam etti: "Efendimize 2 kişi geliyor ve bir soru soruyorlar. Peygamber Efendimiz de sorulan suali cevaplıyor. Efendimizin yanından çıkan iki kişi, verilen cevabı kendilerince yorumluyor ve tartışıyorlar. Okuduklarımızı anladıktan sonra yorumlamamız farklı olabilir ancak asla Kur’an'ın istikametinden ayrılmamak lazım. Olayı yorumlayan kişi Kur’an'la uyum içindeyse problem yok. Unutmamalı ki fikirlerin çatışmasından hakikat ortaya çıkar, farklı sunumlar Kur’an endeksliyse, kısaca vahiy çerçevesinde yer alıyorsa problem olmaz. Eğer ki yapılan yorumlar nefislerimizi, şöhretimizi ön plana çıkarıyorsa, işte bu ateşten gömlektir. Bu hususta da insanımız Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Din İşleri Yüksek Kurulu'nun görüşlerine müracaat etsinler. Başkanlığımızın çıkardığı eserlere bir bakıversinler, inanıyorum ki orada ümmetin sesi olan görüşleri bulacaklardır."

“İğneyi kendimize  batırmak lazım”

Son zamanlarda TV'lerde yapılan evlilik programlarının yaygınlığına da değinen İzani Turan, "Vatandaş bunu yanlış buluyorsa, biz bu durumu ta başından beri yanlış buluyoruz. Vatandaşımızın bu durumu yanlış bulması maşeri vicdandır, o yanılmaz. Evlilik dediğimiz şey son derece mahrem bir konudur, öyle çarşıya, pazara, televizyon ekranlarına çıkarılarak sergilenecek bir olay değildir. Efendimiz buyuruyor ki: 'Size müftü fetva verebilir ama bir de nefsinize danışın.' Kalbinize danışın; o kalp, kalbi selimdir. Vicdan reddediyor, insaf kabul etmiyor, akıl böyle olmamalı diyorsa; dinimiz de böyle bir duruma karşı set çekmişse fazla söze gerek yok. Bize düşen o halde bu tür programlara karşı mesafeli olmak. Şunu da söylemek gerek, bu programların reytingi olmasa devam etmez. Bir taraftan da iğneyi kendimize batırmamız lazım" açıklamasında bulundu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500