BURSA
Giriş Tarihi : 04-02-2020 10:51   Güncelleme : 04-02-2020 10:51

600 yıllık mahallelere imar izni yok

Gemlik’te, 600 yıllık 3 mahalleye, Kıyı Kanunu nedeniyle 1990 yılından beri imar izni verilemiyor. Doğal afetlerde zarar gören ve eskiyen evlerini onaramayan, mevcut arazilerine yeni yapı yapamayan mahalleli, kanunun tekrar gözden geçirilerek mağduriyetin giderilmesini istiyor.

600 yıllık mahallelere imar izni yok

Gemlik'e bağlı Osmanlı Devleti döneminden itibaren yapılaşmaya başlayan Karacaali, Narlı ve Büyükkumla mahallelerine, 1990 yılında çıkan 'Kıyı Kanunu' gereğince imar izni verilemiyor. Deprem, yangın gibi afetlerde, evlerinde meydana gelen hasarları dahi onaramayan mahalle sakinleri, yapılaşma sorunu nedeniyle mahallelerin göç verdiğini dile getirdi. İmar izni olmadığı için altyapı çalışmaları aksayan, evlerine doğal gaz alamayan mahalle sakinleri, kanunda değişiklik yapılarak bu mağduriyetin giderilmesini istiyor.

Mahallelerinde çok sayıda eski ev olduğunu ve halkın bu evleri onaramadığını söyleyen Karacaali Mahallesi Muhtarı Göksal Loca (53), şöyle konuştu: "Köyümüz, denize sıfır yüz yıllık bir köy. Köyümüzün üst tarafından NATO yolu geçti. Arkasında çam ağaçları, hemen arkasından da zeytin ağaçlarımız var. Köy kısıtlı, kısa kalmış bir köy. Koyda kalmış bir köy. Köyümüzün imar planı yok. 1992 yılından beri 1/1000'lik plan çıkmamış. Köylü bu konuda dertli. Mevcut eski evleri yıkamıyoruz. Yıktığımız zaman belediye ruhsat vermiyor. Yeni inşaat ihtiyacımız var. Köyümüz genç olarak göç aldı. Bütün gençler, köyde ev olmadığı için Gemlik'te oturmak zorundalar. Özellikle gençlerimiz için büyük bir sıkıntı. Yetkililerden şunu rica ediyoruz. Mevcut köy evlerini yıkalım, yerine 3 katlı evler yapalım. Biz kesinlikle çevre arazilerin imara açılmasını istemiyoruz. Köy, köy olarak kalsın. Biz köyün içindeki mevcut evleri yıkalım, yerine mevcut ev yapalım. Eski ev çok. Harabe ev çok. Köyümüzde imar olmadığı için doğal gaz da gelmiyor. Dünya standartları artarken, biz düşüş yaşıyoruz. Köyden göç eden vatandaşlarımız geri dönmek istiyor ama mevcutta olan sıkıntılar sebebiyle geri dönemiyorlar." 

ÇOCUKLARIMIZ EVLENECEK, EVE İHTİYACIMIZ VAR

Evlenecek yaşa gelen çocukları için yeni ev yapamadıklarını söyleyen Narlı Mahallesi Muhtarı Salim Özdemir, "Köyümüz, Osmanlı Devleti döneminde kurulmuş 600 yıllık bir köy. 1921, yılından sonra da sahil tarafına geçmiş. İmar sorunumuz var. Bu bizim için büyük bir sorun. Köyümüz, çok güzel bir köy. Fakat bu son çıkan kanundan sonra imara izin vermiyorlar. Köyümüz sahil kenarında olduğu için de kıyı kenar çizgisine yakın bir köy. en uzak 10 metre. 100 metrelik bu kanundan dolayı şu an köyümüze çivi dahi çakamıyoruz. Evlerimiz eskidi. Hatta yıkılan evlerimiz de var. Bunlara tadilat yapamıyoruz. Yenisini de yapamıyoruz. Çocuklarımız büyüyor, evlenecekler. Eve ihtiyacımız var. Şu an çıkmazdayız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızdan kanunla ilgili düzenleme yapmasını istiyoruz. Köydeki mevcut imar alanlarına yapı izni verilmesi bizler için çok iyi olacak" diye konuştu.

MEVCUT KANUNLA DÜZELTİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL
Kamunun kıyı esaslarını belirlemek için böyle bir yasa çıkarıldığını belirten Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 2'nci başkanı Başar Bulut ise, konuyla ilgili şunları söyledi: "Bu sıkıntının ana kaynağı, bu mevzuatların Kıyı Kanunu'ndan önce çıkmış olmasıdır. Kıyı Kanunu'nun yayınlanma tarihi 1997, fakat tapulama ve kadastro ile ilgili kanunların tamamı 1990 yılından önce çıkmıştır. Sorunun asıl sebebi, mülkiyeti kayıt altına alan ve sınırlandırma yapılan kanunların tamamının Kıyı Kanunu'ndan önce çıkmış olması. Tapulaması ve kadastrosu yapılmış olan, Kıyı Kanunu'ndan önce yapılmış olan bu köylerin, kıyı kenar çizgisi tespitinden sonra hazine tarafından açılacak dava sonucu kısmen ve tamamı kıyı çizgisi içinde kalan taşınmazların hazine tarafından açılan tapu iptali davası bu vatandaşlarımızın mağduriyetlerine yol açmaktadır. Bu mağduriyetlerin giderilebilmesi için, paydaş kurumların tekrar bir araya gelerek mağduriyetler üzerinde düşünmesi, mevzuatlarda bir değişiklik yapılması gerekiyorsa bunların konuşulması ve gerekli mevzuatların değişmesi hususunda görüş birliğine varılması gerekiyor. Mevcut kanunla düzelmesi mümkün değildir." (DHA)