Advert

2023 vizyonu rafta kalmasın

Eğitimciler adına konuşan Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No'lu Şube Başkanı Ramazan Acar, eğitimin, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözüme kavuşturulmadan geleceğe umutla bakmanın, başarıyı yakalamanın mümkün olmadığını belirterek, siyasilere çağrıda bulundu: "2023 Eğitim Vizyonu rafta kalmamalı."

2023 vizyonu rafta kalmasın

Özlem ATAÇ

Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube, düzenlediği basın toplantısı ile eğitimde artan şiddet olaylarına dikkat çekti. Sendika binasındaki toplantıya Eğitim-Bir-Sen 1 No'lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Gökhan Yünkul, Eğitim-Bir-Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Erkan Suveydaş, Enerji-Bir-Sen Bursa Şube Başkanı Cemal Aydın ve Birlik-Haber-Sen Bursa Şube Başkanı Sabri Uğur katıldı. Her geçen gün eğitimciye şiddetin arttığına dikkat çeken Ramazan Acar, hayatını kaybedenler öğretmenleri anarak, “Yusuf Elitaş, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde hainlerin kurşunlarıyla şehit oldu. Şenay Aybüke Yalçın, ömrünün baharında, meslek hayatının başında teröristlerin kurşunuyla aramızdan ayrıldı. Necmeddin Yılmaz öğretmenimiz, teröristler tarafından yolu kesilerek katledildi. Ayhan Kökmen öğretmenimizi, kendini bilmez birinin saldırısı sonucu, görevinin başındayken şiddete kurban verdik. Gülhan öğretmenimiz,okul çıkışında sokak ortasında sırtından bıçaklandı. Yücel Düzci öğretmenimiz, okul bahçesinde saldırıya uğrayan öğrencilerini korurken, gözü dönmüş saldırganların şiddetine maruz kaldı. Bursa’mızda Tülay Müdürümüz ve Sinan Müdür yardımcısı arkadaşımız geçen sene, okullarında silahlı saldırıya maruz kaldılar, ölümden döndüler. Adına kütüphane yaptırdığımız Necmeddin Kuyucu öğretmenimiz, öğrenci kılıklı birinin bıçaklı saldırısı neticesinde hayatını kaybetti. Aslında kaybettiğimiz, sevgimiz, saygımız, merhametimiz, şefkatimiz, vicdanımız, izanımızdır” vurgusu yaptı.

SADECE 3 TUTUKLAMA
Eylül 2017’den bugüne resmî eğitim kurumlarında 94 öğretmen ve eğitim çalışanının şiddete maruz kaldığını kaydeden Ramazan Acar, "Şiddet eylemlerinin yüzde 78’i adli soruşturmaya konu edildi. Bu eylemlerin yüzde 58’inin adli soruşturma ve kovuşturma süreci devam ediyor. Sadece üç vakada tutuklama kararı verilerek sanıklar tutuklu yargılanmıştır. Sonuçlanan kamu davalarında sadece 5 vakada mahkûmiyet kararı verilmiş, tamamında adli para cezasına hükmedilmiştir. Araştırmalar, eğitim çalışanlarına şiddetin, bireysel eylemler olmaktan çıkıp yaygın bir sorun haline geldiğini ortaya koymaktadır. Şiddeti önleyecek önemli bir aktör olması gereken eğitimciler maalesef şiddetin mağduru durumuna gelmiştir. Eğitimcinin itibarını daha da artıracak, konumunu güçlendirecek, onu tehlikelere karşı koruyacak tedbirleri artık almak zorundayız. İşte tam da burada meslek kanununa ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğu açığa çıkmaktadır. Eğitimci, şiddete karşı yasal güvenceyle korunan, kendisi bizzat şiddeti önleyen; eğitim ise şiddeti ortadan kaldıran bir enstrüman olmalıdır" şeklinde konuştu. 

HAPİS CEZASI VERİLMELİ
2018 Mart'ında şiddete karşı etkili caydırıcılık sağlayacak yasal bir düzenleme yapılması talebiyle Türkiye genelinde eğitim çalışanlarıyla birlikte imza kampanyası başlattıklarını ve 520 bin imza topladıklarını hatırlatan Acar, şunları kaydetti: “Talebimizin özü eğitim ve öğretim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim ve öğretim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle eğitim çalışanlarına karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişilere hapis cezası verilmesidir. Eğitim kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve şiddet mağduru personele karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemlerde ve davalarda personelin talebi üzerine bakanlığın hukukî yardımda bulunması noktasında düzenleme yapılmasıdır. Mevcut düzenlemelerin caydırıcı olmadığı, bilakis şiddeti beslediği artık görülmelidir. Sorun üreten bir sistem çare olamaz. Yapılması gereken, medeniyet değerlerimizi merkeze alan bir kültür seferberliğine ve eğitim programına geçmektir."


SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN GELECEĞE UMUTLA BAKAMAYIZ
Hükümete, Meclis'e ve siyasi partilere çağrıda bulunarak, eğitimin, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözüme kavuşturulmadan geleceğe umutla bakmanın, başarıyı yakalamanın mümkün olmadığını belirten Ramazan Acar, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Öğretmen istihdamında atamalar kadrolu yapılmalı.
Sözleşmeli öğretmenlerin acil çözüm bekleyen parçalanmış aile görüntüsüne son verilmeli, aileler kavuşturulmalı. 
İstihdamda güçlük çekilen yerlerde teşvik sistemi hayata geçirilmeli. 
Mülakatla atama yönteminden vazgeçilmeli.
Vergi dilimi en fazla yüzde 15’te sabitlenmeli. 
24 Haziran seçimleri öncesinde vaat edilen, Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 Günlük Eylem Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde yer verilen 3600 ek gösterge, tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde bir an önce hayata geçirilmeli.
Okulların temizlik, güvenlik, kırtasiye, bakım-onarım, hizmetli gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayacak, eğitimcileri velilerle karşı karşıya gelmekten kurtaracak, yöneticilerin okulun esas işlerine yoğunlaşmalarına imkân sağlayacak okul bütçesi uygulamasına bir an önce hayata geçirilmeli. 
Kurum yöneticiliği ikincil görev kapsamından çıkarılmalı, münhasır kadro verme fikri hayata geçirilmelidir. 
Bakanlık, eğitimin esas meselelerine odaklanmalı; eğitim çalışanlarının taleplerini azami ölçüde karşılayan, mağduriyetleri önleyen, adil ve sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası izlemeli. 
Ek ders esaslarındaki adaletsizlikler giderilerek ek ders ücretleri artırılmalı. 
Öğretmene haftada birden fazla nöbet görevi verme ve mesai dışı zorunlu mesleki çalışmalara katılma gibi angaryalara son verilmeli.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500